• "Bizim o koca koca kitapları devirmemiz, iki satır samimiyet bulabilmek içindir."
  • "Biz neden hayattan kaçıp kitapLara sığınırız? Çünkü dünya sahtekarLarLa doLudur azizim; insanLar samimi değiLdir, herkes birbirini kırar, incitir. Bizim o koca koca kitapLarı devirmemiz, iki satır samimiyet buLabiLmek içindir.."..🎈🌼

    | Ömer Faruk Dönmez - Bir Kitap Bir BaLta |
  • 224 syf.
    ·Beğendi·10/10
    "Bir kitap, içimizdeki donmuş denizleri kırıp parçalayacak bir balta olmalıdır. "
    (Franz Kafka)

    “Ey yaşıtlarım! Ey üniversite öğrencileri! İşleri güçleri dizi film ve maç izlemek olan genç insanlar! Ey internet çocukları! Ey televizyon çocukları! Ey ülkemin geleceği! Vay be. Ey Türk gençliği! Emperyalizm ne demek bilir misin? ”

    Hamza CafCaf dergisinde Ömer Faruk Dönmez’in oluşturduğu bir karikatür kahramanıdır… Bu kahramanın hayatı, duyuş ve düşünceleri, 2010 senesinde yine Ömer Faruk Dönmez tarafından kitap haline getirilmiş ve kitapçılarda yerini almış iyiki de yazmış.
    Eseri çok sevip benimsedim.Bu kıymetli ederde;
    Hamza kendi kafasının içinde yaşayan ama dış dünyayla son derece iyi bir temas kurmuş, gözlem yeteneği ile çok yerinde tespitler yapan, bir gençtir . Mizahi yönü oldukça ağır basan Hamza, kitabın başından sonuna kadar güldürürken düşündüren ironik bir dille konuşur okurla.

    Durun kalabalıklar! Diyerek başlar Hamza. Kalabalıklara söyleyecek iki çift sözü vardır onun. Herkesleşme illetine saplanan modernistlere… Kanaat nedir unutan, yetinmek nedir bilmeyen sözde güçlü özde zavallı kapitalistlere… Tek dertleri ferah bir hayat sürmek olan ve bu ferahlık için her türlü tavizi bile isteye veren, el birliğiyle dünyanın çivisini çıkaran, sonra işler yolunda gitmeyince ne oluyor bu millete diye hayret edenlere… Yanı başındaki Müslüman kardeşinden gülümsemesini esirgeyen, fakat iş dinler arası diyaloğa gelince pek iyimser, munis mi munis kesilen Hamza’nın deyimiyle yumoş Müminlere… Dostunu düşmanını karıştıran, Müminler “Kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise merhametli”dir ayet- i kerimesini tersten okuyan, izanı bozuk batı özentilerine… Konferans salonlarını dolduran, mescitleri ıssız bırakan ilim erbablarına…sesleniyor.

    Sağa çatar Hamza… Sola çatar Hamza… Ama en başta aynaya bakar Hamza. Sorgulamaya da değiştirmeye de dönüştürmeye de kendinden başlar. Kitapta sürekli olarak kendi nefis muharebesine şahit eder bizi… Tam bir edebiyat tutkunu olan kendisi, dört senedir hazırlandığı ve sonunda kazandığı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Bölümü’ne gitmeyerek, güçlü bir direniş örneği sergiler. Sistemin suratının ortasına atılan bir tokattır Hamza… Kitabın başından sonuna kadar gösterdiği direniş ve teslimiyeti düşünecek olursak, Hamza için bu tanım hiç de abartılı sayılmaz kesinlikle.

    Emperyalizm meşgul ederek işgal eder der Hamza… Öğrencilerin kafasını koli olarak algılayan, onların zihinlerini sürekli meşgul eden, derslerden arta kalan zamanlarda da , onları zihinleri ve kalpleri kirleten medya canavarlarına tutsak eden ve nihayet onların nereden geldiklerini, nereye doğru sürüklenmekte olduklarını sorgulamalarını engelleyen, modern eğitim sistemini şiddetle ve de hiddetle eleştirir.

    Hamza’nın bir de Figan’ü Lügat İt Türk’ü vardır ki bu sözlük adından da anlaşılacağı üzere pek bir şahsına münhasırdır. Bu bölümlere her gelindiğinde acaba yine nasıl bir hikâyeyle karşı karşıyayım diye düşünür okur. Okurun merak duygularıyla başlayan bu bölümler, yazının sonuna gelindiğinde okuru artık şaşkın ve düşünen bir hale dönüştürür… Yazar sözlükte bahsi geçen kelime üzerinden yepyeni bir hikâye oluşturur ve bu hikâye üzerinden günümüz meselelerine göndermeler yapar. Yazarın özellikle bu kısımdaki ustalığı, olaylara olan hâkimiyeti ve kelimeleri kullanmaktaki başarısı oldukça dikkat çekicidir.

    Hamza, bakış açımızı enine boyuna sorgulatan eleştirel bir kitaptır… Çağrışım yoluyla ilerleyen düşünceler baştan sona hakimdir kitaba… Kitap içerisinde nadiren bir olay örgüsüne rastlarız. Hamza’nın Meczup amcayla sohbeti, annesiyle konuşması, üniversite sınavına hazırlanması ve yolda rastladığı okul arkadaşı kitaptaki bu nadir olaylardandır. Bu kısa olaylar birçok açıdan incelenmiştir. Çare İslam'dır sözünü, kitabın geneline yedirten bir kitap olmakla beraber, mesaj verme kaygısı gereği, akıcı ve anlaşılır bir kitap Hamza.

    Kendi kelimelerimize bile yabancılaşmaya başladığımız bu zamanda ‘’bir dur ne oluyor’’ dedirtir okura Hamza. Bir insanın mantığını değiştirmek istiyorsan, önce düşünme biçimini değiştireceksin. Onu da söz söyleme biçimini değiştirerek yaparsın. Yani dilini ve edebiyatını değiştirerek…. Sonradan o düşünceye yerleşir ve sonrasında işleve. Alışkanlığa… Başkalarının kelimelerini kullanmakla bir başkasına benzemekteyiz ve bizi biz yapan değerlerimize yabancılaşmaktayız.

    Kendini bu zamanda özgür sanan birey modernizmin getirdiği prangaları görmez olmuştur. Eski çağlardaki gibi ellerimizde ayaklarımızda zincirler yok lakin zihinlerimizde mevcut o esaret durumu. Şimdi modern insan, köle olduğunun farkında bile değil. Her şeye sahip olup bir türlü mutlu olamıyor çünkü ruhu prangalarla bağlı. Melankoli dediğimiz yüzyılımızın şımarıklığı örneğin, tam da bu noktaya getiriyor modernizm kişiyi.

    İnsan bu dünyada neden bulunduğunu bilmiyor. Daha da mühimi ve vahimi öğrenmek için en ufak bir çaba bile göstermiyor.
    Hayat gayemizi bir takım dünyevi şeylere bağlamaktayız. Onları putlaştırıp hayatın en büyük, en önemli ve vazgeçilmez unsurları olarak görmekteyiz. Modern zamanın putları… Allah’tan başka ilah yoktur diyoruz ama gözümüzü bu düşüncenin sardığı örümcek ağlarından kurtarmaya çabalamıyoruz. Şirk denilen şey, sadece konsolun üstüne bir put koyup ona tapmak olsaydı, Peygamberimiz aleyhisselatüvesselam “Ümmetimin içinde şirk, karıncanın yürüyüşünden daha sessiz ve gizlidir.” buyurur muydu? Yaptığımız tek şey vicdanımızı rahatlatacak birkaç şey yapıp,
    bahanelere sığınmak…

    “Mesela ben namaz kılmıyorum; ama benim kalbim temiz.” Bu bir klişe. Demek ki Peygamber'imizin kalbi seninki kadar temiz değildi; o yüzden sabahlara kadar namaz kıldı, öyle mi?“
    Allah mümkün olmayan bir şeyi emreder mi kuluna? Etmez. Demek ki mümkün emredilenler. Şeriatın hükümlerine imkânsız diyenler, rahatlarını bozmak istemeyenlerdir sadece.

    Hamza bunları düşündüğü gibi zamanının sorunlarını da kendine dert edinmektedir. Zamanımızın sorunlarını dert edinen, bu yolda cihat eden gençlerden olmak duasıyla…

    "Kalıcı değilim zaten, şu dünyada biraz dinlenip gideceğim.”

    Eseri okurken merhum Asaf Halet Çelebinin bu kıymetli şiiri hatrıma düştü;

    https://www.google.com/...m/amp/ibrahim-siiri/
  • Kitaplara sığınarak kaçılabilir mi sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyen insanların anlayışsızlıklarından...
  • Dünya sahtekarlarla doludur azizim; insanlar samimi değildir, herkes birbirini kırar, incitir. Bizim o koca-koca kitapları devirmemiz, iki satır samimiyet bulabilmek içindir...
  • Bahçemizde bir horoz vardı. Niyeyse beni sürekli kovalardı. Ulan sen horozsun bir kere. Beni niye kovalıyorsun? Kendini köpek zannediyordu sanırım. On yaşında bir çocuğu kovalayarak tavuklar nezdinde itibar kazanıyordu belki de. Aşağılık herif.