Şimdi yanınızda oturur ve sizinle konuşurken artık geleceği düşünmeye de korkuyorum, çünkü gelecekte yine yalnızlık yine bu küflü, gereksiz yaşam; ve neyin hayalini kuracağım ki, sizin yanınızda böyle mutlu olmuşken artık!
Orhan Pamuk
Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.
Evet, kitabın giriş cümlesi böyle, ki en güzel cümlesi de bu. Masumiyet Müzesi hakkında yazmaya başladığımda yazacaklarımın bitmeyeceğini düşündüğümden sadece kısa birkaç izlenim ile incelemeyi tamamlayacağım.
Kitabı okurken bazı duyguları içtenlikle ve samimiyetle hissettim diyebilirim. Hatta aşk acısının tarifi bölümünde “Adam hissettiğimiz acıyı gözümüzün önünde resmetmiş abi” şeklinde bir çıkışım da oldu. Şakası bir yana, uzun zamandır böyle derinden duygular ile bir kitabı okumamıştım. Akıcılık konusuna da değinirsek başlarında hızlıca sayfalarını çevirdim, ortalarında “bazan” sıkıntıdan patladığım ve içimi karartan sayfalarla karşılaştım; sonlarında ise kitabın nasıl bittiğini anlayamadım. Sabırlı ve içten bir okuma gerektirdiğini düşünüyorum.
Son olarak müzeyi yani Füsun’un evini ise bugün ziyaret ettim. Fikir bakımından ve mekanın ambiyansı açısından gayet orijinal ve takdir edilesi. Ancak kitaptaki nesnelerin kafamda kurduğum manzara ile sınırlı kalmasını da tercih edebilirdim.
Bolca tavsiye ederim.