Yalnızca tutkunun ne olduğunu hiç bilmeyen insanlar, nadiren bu duyguyu tattıklarında belki de bu kadar çığ gibi ani, kasırgaya benzer tutku patlamaları yaşıyorlar: O anda yaşanmamış yıllar, kullanılmamış güçlerin biriken öfkesiyle birlikte insanın göğsüne yumruk gibi iniyor.
İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir. Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez; ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler. Böylelikle normalde nadiren görülen tepkilerini ölçüsüz ve abartılı denilebilecek bir sertlikle telafi etmiş olurlar.
Bab-ı EsrarAhmet Ümit
Bab-ı Esrar ile birlikte Ahmet Ümit’in okuduğum onuncu kitabını da bitirmiş oldum. Yazar, etkileyici ve akıcı anlatımını bu kitapta da sürdürüyor. Konuyu kısaca özetlersek Konya’ya sigorta araştırmacısı olarak giden Karen Kimya’nın maddi alemde soruşturmasını yürütüp aynı zamanda manevi alemde Şems-i Tebrizi ile yaşadıklarını anlatıyor diyebiliriz. Mevlana ve Şems dostluğunu anlamlandırmak ve ‘aşk’ kavramının ne olduğuna dair sorgulamalar da kitapta bolca yer alıyor. Mevlevilik ve Dergah kültürüne merakı olanlara da ayrıca kitabı tavsiye ederim.
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,7bin okunma