Ömür

Ömür
@omrtba
Dik dur ve Gülümse bırak neden gülümsedigini merak etsinler.. (Bibliosmia/Overthinker) youtube.com/watch?v=4UmZNYh...
Anesteziyoloji
İstanbul
Mersin, 29 Nisan
567 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Sen bilmezsin ama Oğuz Atay demişti, sevmek yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. İşte ben o büyük işe kalkıştım. Seni sevmek gibi büyük kocaman bir iş.. Yanımdayken; Gülümsemesine bakıp içinden “bu şimdi benim mi”diye çaktırmadan sevinmek, ya da aradan çok zaman geçer bazen bir kaç mevsim, bir kaç insan, bir kaç anı, bir kaç acı.. her şey biter, hesaplar ödenir, defter kapanır. Sonra olmadık bir zamanda, olmadık bir yerde saçma sapan bir karşılaşma olur. Sonra… Sonra bir şey olmaz. Çünkü hesap etmediğin bir kalbin vardır o ne ayların ne yılların geçmesine aldırış etmeden ilk gün gibi taptaze seviyordur.. Omuzdan öpmek, diye bir şey vardır. Yüküne ortağım der gibi. Hep yanındayım der gibi.. Öyle güzel. Eğer bu aşk değilse, ben sana daha önce kimsenin kimseye olmadığı bir şey oldum..
Şiir
Reklam
Uzun zaman sonra yeniden.. Elini göğsünün üzerine koydu. Sustu, gözleri konuşuyordu; Sanki, dedi, bak tam şuramda, sol yanımda, kalbimin altında bir yer eksik kalıyor seni görmeyince. Sonra bu kadarla da kalmıyor, o eksiklik bütün ruhuma doluyor. Ne yapsam eksilmiyor ne yapsam dolmuyor.... Öyle bakıyordu gözlerime; sonra elimi tuttu, kalbi avuç içindeymiş gibi atıyordu, derin derin soluyordu.. Hissetmiştim uzun zaman sonra onu yeniden hissetmiştim.. Ve o gün sarıldığımızda, bu şehirde yeniden papatyalar açtı.. youtu.be/xTnl40F-8DQ :)
Şiir
Sevdiğim bir film repliğidir: Fikirleri uyuşmuyordu. Hatta hemfikir oldukları konular pek azdı. Sürekli didişirlerdi, sürekli birbirlerine meydan okuyorlardı. Ama farklılıklarına karşın önemli bir ortak noktaları vardı. Birbirleri için deli oluyorlardı.. youtu.be/x_-0Yav3psU
Şiir
Sessiz oturabilir miyiz seninle, aramızda yaprakların hışırtısından, ve kuşların gökyüzüne kanat çırpışından başka bir ses olmadan. Beni sessiz de sevebilir misin? yağmur almış toprağı ve üşüyen kainatı dinlerken, araya dünya sözleri karışmadan. Biliyor musun çekirgelerin, unutulmuş ülkelerin, kahrından kuruyan nehirlerin diliyle konuşabilirim seninle! Duyabilirim seni hiç konuşmadan. Kalbinin atışlarını duyabilirim içinde bir yaz gezmesine çıkan çocuğu ve dudağın en uzak sokağında biriken dilini hayatın sökebilirim, öğrenebilirim sözcükler bağırtılar klaksonlar ona karışmadan. Ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle tırmanırım kalbinin tepesine ve işte, zakkumların diliyle konuşabilirim seninle. Rüzgarın ve acının bildiği dilde acelesiz, hiç yarışmadan, gözlerime bak ve anla bir şey var içimde adını koyamadığım. Kırılmaktan öte, parçalanmak gibi. Toplamaya çalıştıkça dağılıyor dağılıyorum.. Sessizce sevebilir misin beni öyle uzaktan.. youtu.be/JkiGt68ras8
Şiir
Kayıp zamanlar atlası çıkardım kendime. Her kırıldığım anıdan yitirilmiş bir parça, o parçaların oluşturduğu boşluğun kronolojik sıralaması. Evet en çok burada kaybettim kendimi. En fazla burada hissizleşti canım. En ağır burada geri kazanamadığım anılar yaşadım. En garip burada yabancılık hissettim. En son burada kendimi kaybettim. Her geçen zaman bizi bir yıl yaşlandırmaz. Her geçen zaman bizim canımızdan bir parça koparır gider. Kimi zamanlar daha büyük parçalar koparır. Yaşamak bedelini ödemektir. Canınla. Canımla çok bedel ödedim. En sonuncuyu benliğimle ödedim. Soruyorum ben kimim. Nereden geliyorum? Sahi yolum nereye düşüyor? Yarın kalkıp nereye gitmem gerekiyor? Gördüğüm parçalar, aynadaki yansımalar, yitirilip gitmiş bu ömür kimin? Her sabah, sanki aynı yerde değil de bambaşka bedenlerin içinde uyanıyorum. Bir anda beni itivermişler. Rüyaların sonsuz dehlizinde ilerlerken bir anda dünyaya atıyorlar beni de, müsait olan, boş bulduğum ilk zihne yerleşiyor gibiyim. Bu unutkanlık, bu boşluklar, bu hissizlik yalnızca bu şekilde açıklanabilir. Aksini aklım almıyor. Senelerdir bu bedenin içinde, aynı şekilde, aynı isimle, aynı yüzle, aynı sorunlarla, hiçbir şeyi değiştirmeden yaşayan bensem. Eğer bu kişi hala bensem.. Hala ölmediysem. Hala kesip atamadıysam şu can damarını. Hala durdurmayı başaramadıysam kanamaya devam eden kalbi. Hala susturamadıysam aynı çığlıkları dinleyen zihni. Hala yıkamadıysam yalanlardan örülmüş duvarları. Hala öldüremediysem sahte bedenleri. Hala bulamadıysam yaşamın gerçeğini. “Yaşamak geçti üzerimden.” Bana da yazıklar olsun..!
Psikoloji
Reklam