Onun hayalinde bile arzularımı daima kesen sivri ve keskin bir köşe vardı. Neydi bu neydi bilmiyorum. Belki de onun bana benzeyen tarafıydı ve kendime karşı nefretlerimle birleşiyordu.
Evi dağılmış, hiçbir noktaya sabit bir alaka ile bağlı olmayan serbes bir insandım;fakat bu hürriyetin tadı boşluğun korkunç esaretiyle bulanıyordu. Zekamız ve muhayyilemiz bizi ümit ettiğimiz kadar oyalamıyor. Kitabın dostluğu da günün bir kaç saatine münhasır. Nihayet, her tesirin cevabını bekleyen içtimai hassasiyetimizin azdığı vakitlerde ikinci bir insanla aramızdaki ruhi teamülü çok arıyoruz