• Tam 1 sene olmuş bu sayfalara katılalı, geçmişte olandan çok farklı 1 sene.. Öyle bir zamanda buldum ki siteyi, öyle ihtiyacım varmış ki.. Belki pek çoğumuz için de geçerli bir durum bu, öyle hissediyorum. Bir tutunma biçimi olarak kitaplar ve 1000kitap-1K.

    Daha çok okumamıza vesile olmasıyla, okuduklarımızla ve yazdıklarımızla, etkileşimlerimizle, belki hepsinden öte bir araya gelmemizle büyük güzellikler kattı hayatımıza. En önemli noktalardan biri de yüz yüze geldiğimiz şehir buluşmaları diye düşünüyorum. İstanbul okuma grubu sayesinde çok değerli insanlarla tanıştım. Bursa,İzmir ve Ankara’ya gitme fırsatım oldu ve bu okuma gruplarında da pek çok kıymetli insanla bu vesileyle tanıştım. Diğer şehirlerdeki buluşmalara da imkanım olursa birer kere olsun katılmak isterim ilerleyen günlerde.

    Bir de şu var ki , kitaplar dışındaki her türlü siyasi,dini,ideolojik kısırdöngü tartışmaların da ne kadar gereksiz olduğunu bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Ayrıca "Ben bilirimci" ve "Buyurgan" bir dil kullanmanın da ne kadar saçma olduğunu..

    Kısaca, çok nitelikli kitaplar keşfettim bu süreçte ve çok değerli insanlar tanıdım. İsimlerini tek tek saysam pek çoğu eksik kalacak..

    Klasik olacak ama, “Hayat kısa, kuşlar uçuyor” demiş şair bildiğiniz gibi. Daha ne kadar bu sayfalarda kalırız, nerelere dağılırız kim bilir.. Açıkçası pek çoğumuz gibi diğer sosyal medya araçlarından bıkarak ve onları pek önemsemeyerek burada bulunduğum için, tamamen kopmak istemiyorum bu kıymetli platformdan. Yine de sanırım bir miktar daha az etkin kullanmakta yarar olabilir bundan sonra, gereksiz paylaşım ve aşırılıktan kaçınmak adına.. Ne kadar başarabilirim bilmiyorum tabi.

    Kitaplar önceliğimiz olsun, herkese selamlar,sevgiler,saygılar..
  • Bu kitap çok anafikirle dolu aslında. Bunlardan birincisi Bu dünyada bazı şeylere ne kadar gereksiz önem verip üzülmemizin doğru olmadığını vurguluyor. Biz önce kendimizi insanlara sevdirmekten ziyade En sevgiliye sevdirirsek zaten diğerileri de otomatik olarak oluyor. Bizim tek dostumuz Allah ve onun sevgisini kazanmak bizim önceliğimiz olmalı. Beni etkileyen diğer güzel nokta ise ;bir kişi bir kişiye nasipse dünyanın en uzak köşesinden bile gelir onu bulur. “Her nasip vaktine esirdir “ sözü yankılandı aklımda. Sen ne kadar uğraşırsan uğraş kaderinde yoksa olmaz. Anlamlı ve bağlayıcı. Bu kitabı okumaya karar verdiyseniz ağlamaya da hazır olun zira benim geçirdiğim zor günlerin üzerine okuyup ,kendime dersler çıkarmış olmam sonucunda da olmuş olabilir. Tamamen size kalmış . Keyifle okumalar..
  • Zamanın ötesindeki deha TESLA
    Yazarı. : Margaret Cheney
    Yayıncı. : Aykırı Yayıncılık
    Baskı. : 2015/ 7.Baskı/ 264 sayfa

    Nikola Tesla hakkında okuduğum bu ikinci kitap. Fen ve teknoloji alanında; azim, sabır ve özveriyle çalışan bilim insanlarının başında gelir Tesla. Diğerleri kadar tanınmaması, çok paralar kazanmaması; mütevazı yaşam tarzı ve beklentisiz olmasından kaynaklanıyor.
    Kendine ait bir evi, aile yaşamı yok.
    Bir otel odasında kalıyor. Ömrünü geçirdiği bir laboratuvarı var. Güvercinler yakın dostu.
    Ve özdeyişlerine ilgi duyduğum Mark Twain'in de yakın arkadaşı.
    İnsanlığa adanmış bir bilim insanı olmanın nasıl bir duygu olduğunu, ne tür engellerle karşılaşıldığını bu kitapta daha iyi anlayabiliyoruz.
    Sosyal bilimler alanında da, bilim insanlarının, çözüm öneren tezleri, öngörüleri, projeleri aslında gündemimize girip, yaşamımızın bir parçası olmalı.
    Bu dengeyi sağlayabildiğimizde; bireyler ve toplumlararası ilişkiler daha ideal bir düzeye yükselebilecektir.
    Tesla, bilim ve teknoloji dünyasına neler kazandırmıştır, kısaca listeleyelim.
    Lamba, alternatif akım, radyo, tv, robot, telsiz haberleşmesi, bilgisayar, füze gibi günlük yaşamda yer bulan, teknolojik ticari ürünlerin muciti veya fikir babasıdır.
    Fikir ve icatları, açgözlü, hazırcı ve sahtekâr bilim tüccarları tarafından çalınmıştır.
    Bunu onaylayan mahkeme kararları da vardır.
    Ne yazık ki, bu tür sahtekârlıklar bilimin her alanında, bugün de devam etmektedir.
    Nükleer ve yüksek teknoloji alanında, dünyaya yeni ufuklar açacak, mevcutların da yerel olarak uygulanabiceği atılımların, ülkemizde de başlayabilmesini çok arzu ederdim.
    "Hepimiz Tesla'yız" diyebilecek binlerce bilim gönüllüsü bekliyoruz.
    Önceliğimiz ise:
    Nükleer tıp, nükleer enerji, nükleer savunma, uydu, füze sistemleri, toplu ulaşım ve iletişim sistemleri.
    Bunun yanında, insanın sosyalleşmesine, huzur, mutluluk ve refahına zaman ve zemin hazırlayan diğer projeler.
    Yeni ufuklara açılmak ve zekâmızı bilemek için bu kitabın okunması gerek.
    01.08.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
  • Önceliğimiz "iyi bir insan" olabilmek olmalı.
  • Önceliğimiz Türkiye Olmalıdır

    Haziran 2018 - Yıl 107 - 370

     

    Nuri GÜRGÜR

    Son Yazıları

    FRANSA’NIN TAVRINI DOĞRU ALGILAMALIYIZCUMHURİYET’İN 84’NCÜ YILINDA BİRİNCİ MECLİSİ YENİDEN DÜŞÜNMELİYİZORTA DOĞU’DA YANGIN-TÜRKİYE’DE BÖLÜCÜLÜKEKONOMİDEKİ SON DALGALANMALARIN POLİTİK ANLAMIDANIŞTAY ÜYELERİNE SALDIRI ve ORTAK AKIL İHTİYACI

            İsrail, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasına tepki gösteren Filistinlilere plânlı, bilinçli bir katliam yaptı. Silahsız göstericilerin üzerlerine karadan ve havadan açılan ateş sonucu 60 Filistin’li hayatını kaybetti; binlercesi yaralandı. 

            Uluslararası camiadan ve Türkiye’nin dışında İslâm dünyasından bu vahşete karşı ciddi bir tepkinin gelmeyişi hatta Merkel gibi bazı liderlerin İsrail’in iddialarını destekleyip Filistinlileri sorumlu tutmaya kalkışmaları, insanlık adına utanç verici bir manzaradır. 

            İngiltere’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yaptığı, olayın “tarafsız bir gözlemciler heyeti” tarafından incelenmesini isteyen teklif, ABD’nin karşı çıkması sonucu kabul görmedi.

            Batı ve özellikle ABD medyası katliama olabildiğince az yer vererek, olayı İsrail’in sınırlarını koruması olarak yansıtıp yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışarak insanların doğru bilgi edinme hakkını engellemiş oldu. 

            Bütün bu görüntüler, evrensel hukuk, insanların yaşama hakkı, adalet gibi evrensel değerlerin, güçlülerin nezdinde reel bir karşılığının bulunmadığını, mağduriyetin sadece onlara münhasır bir hak sayıldığını, bir kere daha ortaya koydu. 

            Diğer yandan İslâm ülkelerinin bu zorbalığa karşı suskun kalmaları, ciddi bir tavır almak yerine, kısık sesle mırıldanıp kenara çekilmeleri, İslâm dünyası diye bir fenomenin bulunmadığını gösteriyor. Türkiye kendini paralarcasına hatta kendi politik ve ekonomik çıkarlarını bir kenara bırakarak, Kudüs ve Filistin davası için çırpınırken, Suudi Arabistan, Mısır ve BAE, ABD ve İsrail ile oluşturdukları ittifak ilişkileri zarar görmesin diye üç maymunu oynamayı tercih ettiler. Müslüman ülkelerin bu tavrı, ihaneti ABD – İsrail’in yaptıklarından daha acıtıcıdır. 

            Aslında bu tiyatro yeni değil, yüzyıl önce de aynı oyun sergilenmişti. O dönemde İngilizlerin altın ve siyasi ikbal vaadi ile satın alıp Osmanlı’ya karşı kullandığı Şerif Hüseyin ve Bedevi aşiretlerinin yerinde, şimdi Suudi veliahtı Muhammed bin Selman ile uydusu BAE veliahtı Muhammet bin Zayed var. Tahtta kalmak, yerlerini korumak uğruna tüm kutsal değerleri çiğneyebiliyorlar. Trump’un Netenyahu’nun çanak yalayıcılığını yapabiliyorlar. İsrail’in uyguladığı şiddeti protesto için bazı Musevi gruplar Tel Aviv sokaklarında gösteri yaparken, bazı İsrtail gazeteleri bile Netenyahu’yu eleştirirken, Arap dünyasının lideri konumundaki ülkelerin ısrarla suskun kalmaları, Müslümanların inanç, zihniyet ve ahlâk dünyalarında üç asırdır hüküm süren erozyonun ne kadar ciddi ve etkili olduğunu gösteriyor. Kudüs, Suudilerin öncüsü olduğu, BAE ile Mısır’ın tetikçiliğini yaptığı küresel emperyalistlerin işbirlikçileri eliyle İsrail’e teslim edildi.