• Nitekim Abdullah Öcalan da, kendisinin TC derin devletinin projesi olduğunu ele veren, devlete ve Kemalizm'e sadakatini ifade eden birçok açıklamalar [40] yapmıştı. Bunun yanında, bir de yakalandıktan sonra şartsız koşulsuz PKK'li teröristleri sınır dışına çıkarma kararı aldığında, kendisini Imralı'da ziyaret eden "askeri devlet görevlileri''nin "Silahı birakırsan devlet sizi ciddiye almaz, hiç
    olmazsa 500 silahlı PKK'lıyı ülkede tut" dediklerini ifade etmişti." [41]

    [40] Daha Türkiye'ye ilk geldiğinde, karşısındaki yüzü kar maskeli özel savaş elemanın
    "Memleketine hoş geldin" sözlerini yerleşik kurallara göre yanıtladıktan sonra, "fırsat
    verilirse hizmet etmeye hazırım" diyor... Savcılığa yazdığı yazıda ise şunları söylemiştir; "Benim bugüne kadar Atatürk'e karşı Türk ulusu ve bayrağı aleyhine bir sözüm olmamıştır. Söylediklerim eleştiri mahiyetindedir. Atatürk'ü küçük düşürücü sözler yoktur, Atatürk'ün önderlik hususlarını takdir ettim. Bugüne kadar da kendime rehber
    olarak kabul edip, uygulamaya çalıştım. Amtacim ülkemizi ve devletimizi daha da
    güçlendirmek ve yardımcı olmaktır".
    Mehmet Pamak
    Sayfa 56 - Ma'ruf Yayınları, Nisan 2016
  • Bütün dünyanın tek efendisi havalarına giren beyazların sırtlarını dayadıkları tek güçse, kupkuru bir madde üstünlüğüydü.
    Maddede böylesine üstün olmalarına karşın, manada sıfırı iyice tüketmişti beyazlar. İnsanlığın ezelden beri sürüp gelen tarihçesi bize göstermiştir ki, gerçek anlamda önderlik ancak mana planında sağlanabilir. İnsanı insan yapan, insanı mıknatıs gibi çeken şey manadır. Madde, insana ancak zorla söz geçirebilmektedir. Manadan, sevgi fışkırır. Madde gücüyse ancak bunalımlar üretebilmektedir.
    Alex Haley
    Sayfa 581 - İnsan Yayınları
  • 88 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    strateji ve taktiklerin temel farklarını konu almaktadır. stratejiler genel olarak taktiklerden beslenmektedir. fakat taktiksel başarıların stratejik başarıyı engellediği noktada taktiksel başarıdan vazgeçilmelidir. devrimci pratiği taktik ve strateji olmadan inceleyemeyeceğimizi için stalin önce bu konu üzerinde durdu. ajitasyon sloganları ile eylem sloganları arasındaki temel farkı sunuyor. proleteryanın genel görev ve taktiklerinden bahsedip örgüt biçimlerinin rus devriminde nasıl bir rol oynadığını anlatmaktadır. işçi-köylü hareketinin birleştiği bolşevik partisinin hareket temellerini ve görevlerini açıklar.

    strateji ve taktikleri 6 ana maddede açıklar;
    1-)proleteryanın sınıf mücadelesinde önderlik bilimi olarak strateji ve taktikler
    2-)devrimin aşamaları ve strateji
    3-)hareketin yükselişi ve inişi ve strateji
    4-)stratejik önderlik
    5-)taktik önderlik
    6-)reformizm ve devrimcilik

    bu altı maddede temel stratejik ve taktiksel yürüyüşün öğretisi mevcuttur. bunlardan herhangi birsinin ihmali, proleter hareketin geri düşmesi anlamına gelmektedir.

    çar' dönemi devrimci hareketi stalin üç aşamada incelemektedir.
    - ilk aşama 1903'den şubat 1917'ye kadar olan aşamadır. bu aşamada çarlığı yıkmak ve ortaçağ kalıntılarını tamamen süprüp atmaktır hedef.
    -ikinci aşama mart 1907'den ekim 1917'ye kadar olan aşamadır. bu aşamada emperyalizmi yıkmak ve emperyalist savaştan çıkmaktır temel hedef.
    -üçüncü aşama ise ekim devriminden sonraki aşamadır. proleter diktatörlüğü sağlamak ve gelecek olan karşı devrim ataklarını başarı ile geri püskürtmektir.

    bir proleter devrimcinin temel kitabıdır. ne yapmalı'dan sonra en önemli yürüyüş kitaplarından birisidir benim gözümde.
  • Ancak bir toplumun uzun yüzyılların uyuşturucu yönetim ve eğitiminin etkisinden bir günde, bir yılda kurtulup özgür kalabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildir.
    Bu sebeple durumu ve gerçeği bilenler, ellerinden geldiği kadar bağlı bulundukları ulusu aydınlatıp yol göstererek, ona, kurtuluş hedefine yürümekte önderlik etmeyi en büyük insanlık görevi bilmelidirler.
  • - Bundan en az 5 bin yıl önce Sümerlilerin uyguladıkları kemer, kubbe sistemi, sütunlar, yuvarlak pencereler, mozaikler, duvar süsleri, kabartmalar, sunaklar, nişler Ortadoğu'da olduğu gibi. Yunan, Roma yoluyla Batı mimarisine girmiştir. Silindir mühürlerinde görülen, tapınakların duvarlarını süsleyen iki tarafında hayvan figürlü hayat ağacı, birbirleriyle kavga eden mitolojik hayvanlar, arslan başlı kartal, uzun boyunları birbirine geçmiş hayvan figürleri; İspanya, Fransa, İsviçre ve Orta Almanya'daki ortaçağ kiliselerinde çeşitli süslemeler halinde görülmektedir. “ Yapılarda kullanılan tuğla, kerpiç, evlere kadar künklerle getirilen su yolları, tuvalet, lağım teşkilatı Sümerlilerde başlamıştır. Sümer'in özellikle Lagaş Kralı Gudea zamanına kadar ulaşan plastik sanatını, ünlü heykeltraş Henry Moor (Henry Moor on Sculpture, Edithed by Philip James, London, 1968, s. 165-167)'da dünyanın büyük plastik sanatları olarak tanımlanan erken-Yunan, Etrüsk, eski Meksika, Mısır'ın 4.-12. sülaleri zamanı, Roma, Gotik sanatı ile aynı düzeyde tutmakta ve onlardaki canlılık, ifade tarzı ile sanat özelliklerini uzun uzun açıklamaktadır.
Kanallar açarak bataklıkların kurutulması, tarımın sulanması, ulaşımın sağlanması, suların önüne set konarak bir tür baraj uygulaması, yolcuların her türlü rahatı bulacağı han veya motellerin yapılması, yine Sümerlilerde başlamıştır . Bugün uygarlığımızın temeli olan tekerlek, bundan en az 5 bin yıl önceye ait Ur kral mezarlarında gömülmüş arabalarda ve birçok kabartmada görülmektedir. Bu mezarlarda bulunan altın, gümüş, fildişi eserlerin türü ve işçiliği zamanımıza kadar ulaşmıştır. Sularda taşımacılık yapılan tekneler ve yelkenliler yine onların buluşudur. Sümerlilerin uygarlığa en önemli katkıları, dillerine göre bir yazı icat etmeleri ve okullar açarak onu istedikleri her konuyu yazacak şekilde geliştirmeleridir. Başlangıçta yazı, resim şeklinde taşlar üzerine yazılmış.
Daha sonraları Dicle ve Fırat nehirlerinin oluşturduğu bol kil yazı malzemesi olarak kullanılmış. Yumuşak kil üzerine yazılmaya başlanan yazı, yavaş yavaş şekil değiştirerek işaretleri oluşturan çizgiler çivi şekline dönüşmüş (bu yüzden bugün "çiviyazısı" deniyor), kelimeler de kısmen hece olmuş, böylece hem kendileri istediklerini yazabilmişler, hem de Ortadoğu milletleri olan Babilliler, Asurlular, Hurriler, Hititler ve Urartuların da kendi dillerini yazmalarını sağlamışlardır. Ugaritler ve Persler de bu yazıdan harf yazısı yaparak yararlanmışlardır. Sümer yazısı Mısır yazısının icat edilmesine de önderlik etmiştir. Geçen yüzyıldan beri yapılan kazılarla gerek Mezopotamya'da, gerek Anadolu'da on binlerce çiviyazılı tablet bulunmuş, yazılar okunmuş, diller çözülmüş ve tamamıyla unutulmuş en az üç bin yıllık Ortadoğu milletlerinin tarihi meydana çıkmış ve çıkmaktadır. Sümerlilerin en önemli iki politik mirasından biri olan ve İÖ 3000 yıllarında kurdukları şehir beylikleri, Hindistan'dan Akdeniz'e kadar olan alandaki ve ortaçağ Avrupa'sındaki şehir krallıklarının öncüleri olmuştur. Bu şehirler; özgür ve kölelerden oluşan şehirlileri, siyasal meclisleri, askerleri, saygınları, rahipleri, alıcı ve satıcıları, çiftçi, sanatçı ve tüccarlerı, şehri koruyan Tanrısı, yeryüzünde onu temsil eden kralı, tapınakları, şehir surlarıı ve onların kapıları ile birbirine benzemektedir.
İkinci politik miras, yazılı kanunlardır. Şimdiye kadar bulunan ilk Sümerce yazılı kanun kitabı, yeni Sümer devrini başlatan üçüncü Ur sülalesinin kurucusu Umammu tarafından kaleme aldırılmıştır. Sümer kanunlarının daha sonra yazılanlara önderlik ve kaynaklık ettiği anlaşılıyor.
Alım satım, borçlanma, kira, miras bölüştürme gibi her türlü hukuksal işlerin birer yazılı antlaşma ile yapılması ilk Sümerlilerde başlamıştır. Evlenme boşanmalar da, yasal sayılması için yazılı bir antlaşma ile kanıtlanmalıydı. Taşınmaz mallar ilk olarak bir kadastro yoluyla Sümer'de güvenceye alınmıştır. Vergi dengesizliğini, kırtasiyeciliği, zorbalığı, rüşveti önlemek, kadın ve erkeğin eşit işe eşit ücret almasını sağlamak amacıyla ilk reform yapan yine Sümerliler olmuştur.
Bunlardan başka Sümerlilerin bilimde attıkları temeller de küçümsenecek gibi değildir. Onlar gökyüzünü incelemişler; Ayın hareketine göre seneyi otuzar günlük 12 aya bölmüşler, Güneş sistemine göre de her yıl artan 10 günleri toplayarak üç yılda bir seneyi 13 ay yapmışlar. Ayları haftalara bölerek, hafta içinde bir günü dinlenmeye ayırmışlardır. Araplarda aya göre yapılmış takvim devam etmekte. Bu yüzden her yıl ayların başlangıcı 10 gün önceye geldiğinden ay zamanları hep değişmektedir. Burçları Sümerliler saptamış. Onlara akrep, terazi, boğa, ikizler gibi verdikleri adlar Sümerceden çevrili olarak sürmektedir. Dünyadaki bütün olayların gökyüzünde yazılı olduğuna inanan Sümerliler, onu incelerken astronomi ve astrolojinin temelini kurmuşlardır.
Matematikte onlu ve altılı sistemi kullanmışlardır. Bugün onlu sistem dışında altılı sistem de saat, dakika, daire ölçümünde kullanılmaktadır. Okullarda matematik öğreniminde çarpım tabloları, çeşitli problemlerin çözümü yer almaktadır. Yunanlı Fisagor'a (Pisagor) mal edilen Fisagor teoremi de tablet üzerinde çizilmiş olarak bulunmaktadır. Cebirin kökeni de Sümerlilere dayanmaktadır.
Tıbbın başlangıcı da Sümerlilerde. Hastalıkları, onlara yarayacak ilaçları gözlemişler, çeşitli ilaç reçeteleri yazmışlardır. Hastaları iyi etmek için yalnız ilaca değil sihire de başvurmuşlardır. Sihir, bu çağda bile aynı amaçla kullanılıyor.
  • Sünni Müslümanlar yöneticilere itaat ederler; 1923'ten önce padişah onları yönetiyordu; bir aydır ise halife ile cumhurbaşkanının yönetimi altındaydılar. Bundan sonra yalnızca cumhurbaşkanı kala­caktı. Dini kurumlar laik bir devlet kurulmasına karşı mücadele et­medikleri gibi, bu kurumlara bağlı olanlar süreci kolaylaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Yalnızca birkaç taşra hocası başkaldırdı. Adliye vekili olarak hilafetin kaldırılması gerektiği yönünde konuşan hocayı dinleyen Mustafa Kemal, "Seyyid Bey son vazifesini yaptı,"(42) dedi ve üç gün sonra gerçekleştirilen yeni kabine düzenle­mesinde bakanlık görevinden alındı.(43) Bu olay, Mustafa Kemal'in önderlik ettiği reformcuların, din adamlarına nasıl horgörüyle bak­tıklarını gösteriyor.