• 288 syf.
    1. Dünya Savaşı sırasında ergenliğe yeni girmiş bir çocuğun cinselliği keşfetmesini, savaşı ve savaşın kötülüklerini, yaşanan acıları bir solukta okudum. Bütün acılara rağmen “umut” veren bir kitap.Yazarın kendisi de 1902 doğumluymuş. Kitabın akıcı anlatamında usta çevirmen Öner Ünalan ‘ın da büyük katkısı var.
  • 128 syf.
    Öner Ünalan Darwin çevirileri ile tanıdığımız, yalnızca çevirmekle kalmayan, dil üzerine de düşünüp yazan titiz bir insan. Bu kitabında da bu titizliği görebiliyoruz. Darwin Ne Yaptı? herkesin anlayabileceği ve bu sorunun yanıtını bulabileceği bir kitap.
  • 112 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    İki kavramın karşılaştırılması ve sosyalizmin gerçekliğini, gereğini sorgulayıp öğrenebilecek iyi bir yapıt diyebilirim. Kapitalizmin bu noktada maaşlı memurlarının hizmetini nasıl yerine getirdiğini, bu işleyişin çürümüş bir sistemin ta kendisi olduğunu görebileceğimiz bir kitap...
  • 377 syf.
    Oncelikle pek manasız olsa da 'spoiler vardır' uyarısı yapayım. Sonra incelemenin başına bir bela gelmesin :D

    Bu kitabı yazmak özellikle o devirde büyük cesaret ister. Darwin de yazıp yazmama konusunda tereddüt yaşadığını belirtiyor. Peki neden?

    Çünkü o devirde insan, diğer tüm canlılardan ayrı bir sınıflamaya tabi tutuluyor. Bundan ötürü insanın her zaman insan olmadığı daha alt bir versiyondan aşama aşama gelişerek bugünkü halini almış olduğunu söylemek, bence cesaret isteyen bir iş. Darwin'in oldukça tepki toplamış olduğu bir gerçek.

    Darwin, insanın yapısındaki güdük diye tabir ettiği organlar ve yapıların; insanın daha az gelişmiş aralarından kalma izler olduğunu söylemektedir. Örneğin: 20'lik diş, apandist, kuyruk kemiği (zaman zaman kuyruklu insan doğumları yaşanmaktadır), erkekteki memeler ...

    Ayrıca insanın embriyonel aşamasında belirli bir süre, diğer canlılarla çok benzer hatta aynı olduğu ortaya koyulmuş.

    İnsanın evriminde iki önemli mihenk taşı olarak: Ateşin bulunması ve dilin gelişimi gösterilmiş. Ateşi bulan insan, hem eti vb daha kolay yeme imkanı bulmuş hem de etten çok daha fazla yararlanma imkanı... Sonuç olarak beynin gelişimi ile beraber günümüz insanı olma yolunda büyük bir adım atılmış. Dildeki gelişim ise insanın deneyimlerini kültürel olarak aktarabilmesini sağlamış. Bu sayede her yeni nesil, bir önceki neslin aktardığı bilginin üstüne yeni bilgiler ekleyerek medeniyetin dolayısıyla insanın evrimine önemli katkılar yapmış olmuşlar.

    Ahlak konusunda ise, insanın topluluk halinde yaşaması bu konuda mihenk taşı görevi görür. İnsanların duygudaşlığı, topluluğun faydasını gözeterek yaşama şansının yükselmesini sağlar.

    "Tek başına tutulmak verilebilecek en ağır cezalardan biridir."


    Doğada da topluluk halinde yaşayan hayvanlarda duygudaşlik ve kurallara uyum gözlenmiş. Bu konuda şu kitabı öneririm:


    Bonobo ve Ateist

    Tanrı ve din inanci konusuna da kısaca değinilmiş:

    "Her şeye gücü yeten bir tanrının varlığına olan yüceltici inanca insanın ta başlangıçta eriştirildiğini gösteren hiçbir kanıt yoktur..."

    diye başlayan bu düşünce de Tanrı kavramının ve tabiki din kavramının insanla beraber evrim geçirdiği fikri mevcut. İnsanın zihni geliştikçe kendisini, doğayı ve evreni anlayışı değiştikçe Tanrı ve din anlayışının da değişime uğradığı savunuluyor kitapta.

    Son iki bölümde; insanın soy kütüğü ve insan irklarinin tükenmesi üzerinde durulmaktadir. Bu noktada meşhur soru: İnsan maymundan mi geliyor? akla gelebilir. Bu konuda maymundan ne anladığına bağlı diye cevaplayabiliriz. Bu soruyu soran insanın düşündüğü şekilde değil tabiki olay. Çünkü insanlar şu anki bir maymundan evrildigimizi düşünerek soruyorlar. Ancak şu anki maymunlar da bizler de ortak bir atadan geldik. Bu ata tür, ne günümüzdeki gibi bir insan ne de günümüzdeki bir maymun... Diğer meşhur soru: Şu anki maymunlar neden insan olmuyor? Bu soruya da insandan ne anladığına bağlı değişir diye cevap vermek istiyorum. Şu anki en yakın akrabamiz olan Şempanzeleri baz alırsak; Şempanzeler ile çok uzun zaman önce evrimsel olarak farklı yola girdik. Evrimsel aşamalarımiz başka başka evrelerden geçmiş ve geçmektedir. Yani, şu anki bir şempanze bir gün zihinsel gelişimi artacak olursa yine de bir insan olmayacak. Zihnini daha iyi kullanan bir tür olacak ancak bunun adı insan olmayacak. Sadece adı değil birçok açıdan insandan farklı bir tür olacaktır.

    Ata Tür
    / \
    A B
    / \ / \
    C D E F
    ....
    ....
    6 / \ 7
    İnsan Sempanze

    Benim sadece göstermek için yaptığım bu ilkel tablodan anlatırsak; insan olmak için 6. yoldan ve önceki numaralandırmadığim yollardan geçilmesi gerekir. Ancak sempanze ile çok önceden yollar ayrılmıştır ve o artık 7. yoldan evrimine devam etmektedir.

    Son sözü Darwin'e bırakacak olursak:

    "Böylece, insanın ve bütün öbür omurgalı hayvanların neden aynı genel örneğe (modele) uygun yapılışta olduklarını, neden aynı ilk gelişim aşamalarından geçtiklerini, ve neden genellikle belirli güdüklükleri olduğunu anlayabiliriz. Sonuç olarak, onların soy ortaklığını açıkça kabul etmemiz gerekir.
    ...

    Bu sonuç karşısında duraksamamıza yol açan, yalnızca bizim doğal önyargımız ile dedelerimize yarı-tanrıların soyundan geldiklerini söyleten büyüklenmedir (arrogance)."

    Not: İnsanın evrimi belgeseli

    https://youtu.be/5_uO-JBjBjU
  • 747 syf.
    Bilim tarihinin en önemli kuramlarından birisi Evrim Kuramı olsa gerek. İnsanın doğayı, doğadaki canlıları ve kendisine olan bakışını değiştiren büyük bir bilimsel adım. Bu adımın sahibi ise Darwin..

    Tabiki Darwin'den önce de çok eski çağlardan beri insanlar, değişimin farkındalardı. Hatta kitabın başlangıç kısmında evrim hakkındaki çalışmaların kronolojik olarak bir özeti verilmiş. Buradan da bu durumun farkına varıyoruz. Peki Darwin ne yaptı? Darwin, insanların içten içe farkına vardığı doğadaki bu değişime bir mekanizma ortaya koydu: Evrim Kuramı.

    Yani:
    Evrim = Kütle çekim kanunu
    Evrim kuramı = Kütle çekim teorisi (kuramı)
    dersek hata etmiş olmayız.

    Evrim kuramı, canlıların ortak ataya sahip olmasına ve doğal seçmeye (secilme) dayanıyor. Ortak ataya sahip olduğumuzu, güdük (körelmiş) organlardan, fosil kayıtlarından vb anlayabiliyoruz. Canlılar çevre şartlarına, doğada en başta kendi türdeşleri olmak üzere diğer canlılarla olan rekabetine, kullanım sıklığına göre gibi etmenler nedeniyle oldukça yavaş şekilde adım adım değişirler. Bu değişimler soyaçekimle aktarılarak yeni başat türler oluşur ve yaşam savaşında bu türler daha avantajlı konuma yükselir. Bunu yapan ise Doğal Seçmedir. Ayrıca bu değişimler birike birike her yeni dölün(kuşağın) geçmiş kuşaklardan daha da farklılaşmasina neden olur. Neticede bir noktada artık bu canlıya yeni bir tür denmesi gerekir.

    Darwin, kuramının anlaşılması için sıklıkla yapay seçilimle kıyas yaparak anlatıyor. İnsanların gerek bitkilerde gerek hayvanlarda uyguladıkları yöntemin çok daha karmaşık bir versiyonunu doğanın uyguladığını söylemektedir.

    Darwin, yaşadığı devirde kabul görmüş olan canlıların bir anda ve hepsinin farklı farklı olarak yaratımı görüşünün çıkmazlarını vurguluyor; bu çıkmazları ve daha birçok canlılara dair açıklanamayan olguları kendi kuramının açıklayabildiğine dikkat çekiyor.

    Darwin, yaşadığı devrin olanaksızlığının farkında ve bunu çeşitli bölümlerde belirtmekte, buna rağmen elinden geldiğince eleştirilere mantıklı açıklamalar yapmaktadır. Ve şunu da ekler: Gelecekte gelişecek olan bilim ile beraber kuramının daha da destek göreceğini ve şu an bulunamayan(yeterince) ara geçiş formlarının (fosillerinin) bulunacağını öngörmüş. Nitekim öngörülerinde artık biliyoruz ki haklı çıktı.

    Kitaba başlamadan önce şöyle bir çekincem vardı: "Bilimsel bir çalışma olduğu için dili ve anlatımı beni oldukça zorlar". Ancak çok az bir zorlama olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında genele bakarsak oldukça rahat okunabilen ve anlaşılabilen bir eser. Zaten bir kuantum teorisi gibi zor anlaşılır bir mantığı yok Evrim kuramının. Aslında çok basit bir mantığı var.

    Şunu da belirtmek istiyorum: Evrime veya evrim kuramina inanıyor musun? gibi bir soru bence çok mantıksızdır. Özellikle günümüzde.. Çünkü adam akıllı bir araştırma yapıldığında günümüzde artık bilim camiasında Evrim kuramı hakkında bir tartışma yok. İlk ortaya koyulduğu günden beri süregelen ve farklı farklı alanlarda yapılan çalışmalar neticesinde yanlışlanamamasi ve kanıtlanmasi neticesinde, bilimde en sağlam kuramlardan birisi olmuştur. Geliştirilebilir ve geliştirilecektir de. Bu nedenle, 'Evrim kuramina inanıyorum' deyince sanki inanmamak gibi bir seçeneğin olduğu ve inanamama seçeneğinin de rasyonel bir seçenek olduğu gibi bir algı oluştuğu için 'Evrim kuramina inanıyorum' ifadesi BENCE mantıksızdır.

    Evrim bir gerçektir ve Evrim kuramı da bu gerçeği açıklayan bir mekanizmadir. Şayet ABD'deki akıllı tasarimcilar ve ülkemizde bunun yansımaları olan çevreler, evrim kuramini yanlış olduğunu söylüyorlarsa:

    1) Evrim kuramini bilimsel olarak yanlış olduğunu ortaya koyarak çürütmeliler
    2) Şayet çürüttüler diyelim; açıklanmayi bekleyen bir Evrim GERÇEĞİ ortada durmaktadır. Buna BİLİMSEL bir açıklama (mekanizma, kuram) bulmalilardir.

    Tabiki bu çevreler bunu yapamayacaklardır. Çünkü dertleri bilimsel bir açıklama yapmak değildir keza dertleri bilim de değildir. Dini merkezli bir tartışmadır yaptıkları. Parasal olarak güçlü oldukları için de bu kadar sesleri çıkmaktadır.

    Neyse son sözü Darwin'e bırakalım:

    "Yaradanın başlangıçta bütün özünü birkaç ya da bir biçime üfürdüğü yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin türemiş ve türemekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten yücelik vardır."

    Not: Darwin'de Evrim kuramı fikrinin oluştuğu meşhur yolculuğunun belgeselini bırakıyorum şuraya, tavsiye ederim.

    https://youtu.be/oaYQttr0Id4

    Not: Evrim ağacı sayfasının 'Evrimin kanıtlari' videosunu da bırakıyorum, dileyen izleyebilir. Ve bu sayfayı tavsiye ediyorum. Çok faydalı paylaşımlari var.

    https://youtu.be/WB0g5zXLXTU

    Not: Evrim hakkında sıkça sorulan sorular videosu..

    https://youtu.be/WdyZbGRjtsg

    Not: Bu kitabı okumanızı öneririm

    Evrim Kuramı ve Mekanizmaları
  • 488 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Ahi Evran Üniversitesi'nde 2009-2013 yılları arasında Antropoloji bölümünde öğrenci iken, hem ders için hem de meraktan alıp okuduğum harika bir eser idi. Charles Darwin'in Canlıların kökeni nerden geldi? Nasıl evrelerden geçerek günümüz formlarına kavuştu? Gibi temel sorulara cevap ararken, Beagle ile çıkmış olduğu Dünya gezisinde bu soruların cevabını temellendirecek araştırmalar yapmış ve günümüz dünyası için eşsiz bilgilerin temelini oluşturacak olan bu yapıtı çok uzun bir zamandan sonra çıkarmıştır. Darwin henüz çocukken akranlarından farklı olarak sürekli hayvanlar ve bitkiler toplayarak kendisine koleksiyon yapmıştır. Öyleki evinin her yerinde bu canlıların konulmuş olduğu cam şişelere rastlamak mümkün idi. Çocukluğunda başlayan bu heves onu türlü türlü maceralara sürükledi. Tıp fakültesinde okurken bir anda bu işin kendisine göre olmadığına karar verip, manastıra kapandı. Buranında yapısına uygun olmadığını görünce kendisinin çocukluk araştırmasına adadı ve kaldığı yerden devam ederek elimizdeki bu güzel eseri meydana getirdi. Darwin o zamanda bu kitabı bilim kuruluna sunduğunda çok eleştiri almıştı bugünde. Mesala Darwin çok utangaç ve çekimser bir yapıya sahip olduğu için eserini kendisi sunmadı. Kayınçosu olan ve zamanla büyük bir Biyolog olacak olan Galton'a sunması için vermişti. Galton daha kuruldan içeri girer girmez hemen ona '' Biz maymundan gelmedik, siz gelmiş olabilirsiniz '' sözlerini yönelttiler. Galton ise '' sizin gibi yaratıklardan gelmektense maymundan gelmeyi yeğlerim '' diyerek o meşhur Maymundan geldik cümlesinin yüz yıllarca aktarılmasına sebebiyet vermişti. Darwin bu kitabı 13 yıl gibi bir sürede tamamladı ve uzun bir süre bu eserin yayınlanıp yayınlamama konusunda çok tereddütte kaldı. Charles Leyll ile yazışmaları ile ona cesaret veren Leyll bu eserin belkide günümüze ulaşmasını sağladı. Darwin teorisini genetik üzerine temellendiremiyordu, sadece canlıların dış görünüşlerinden yola çıkarak hepsinin aynı bir atasal türden meydana geldiğini ve zamanla değişen coğrafik, iklimsel koşullara karşı canlılarında adapte olarak mutasyonları geçirdiğini ve günümüz şekillerini aldığını anlatır. Mendel meşhur bezelye çaprazlamasını yaptığında ve genetik bilgisine ulaştığında bile bundan haberi yoktu ancak o öldükten elli yıl kadar sonra araştırmacılar Mendel'in tutmuş olduğu kayıtlara ulaşınca onun Genetik konusunda büyük bir adım attığını keşfettiler. Sözüm ona eğerki o gün Genetik bilinmiş olsaydı sanırım Darwin için teorisini temellendirmek daha kolay olacaktı.
  • Sömürgeci İngiltere'de başlayan işçi hareketlerden ütopyacı sosyalistler çartist ve Owenistler hakkında bilgi için, Engels'in bu eserin önerilir... Ütopik sosyalizm nedir? Bilimsel sosyalizm nedir? Friedrich Engels, bu küçük, ince kitabında açıklıyor...

    "Çartist hareketin başarısızlığa uğramasının temel nedeni, açık bir programdan ve taktiklerden ve tutarlı bir devrimci proleter önderlikten yoksun oluşuydu. Ama çartistler, gene de, İngiltere'nin siyasal tarihini ve uluslararası işçi sınıfı hareketini büyük ölçüde etkilemişlerdir..."

    Friedrich Engels
    https://www.wikisosyalizm.org/...nizmin_%C4%B0lkeleri