Berk Tan, bir alıntı ekledi.
21 Oca 16:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"İyi bir öğlen yemeğinin unutturmamayacağı korku yoktur!"

Sherlock, Lüpen ve Ben 2 - Operada Cinayet, Irene Adler (Sayfa 146)Sherlock, Lüpen ve Ben 2 - Operada Cinayet, Irene Adler (Sayfa 146)
Galadriel, Operada Cinayet'i inceledi.
14 Oca 00:11 · Kitabı okudu · 42 günde · 7/10 puan

Serinin ilk kitabı değildi, ama benim okuduğum ilk kitabıydı. Bir polisiye romanının arkasına toplumsal gerçekleri ince ince yerleştirmiş yazar, bunu hem polisin hayatına hem de olayın içine saklamış. Anlatımı biraz durağandı. Fakat sonuç olarak serinin devamını takip ettirecek kadar okunabilir bir kitap.

Matelda, bir alıntı ekledi.
17 Ara 2017 · Kitabı okudu

Bugün Ne?
Saat gecenin bir buçuğu (bugün günlerden ne?)
Gözlerinden uyku akan bir taksinin içindeyim
Geçip gidiyorum bütün hayatımı da seni de
Başkent en pahalı örümceğini biriktiriyor
Unutkanlık, acı, acılar, acılarımız
Biliyorum sen kaldın bir de hayatım kaldı geride
Eğlencenin (bayağı bir şölendi) ilerlediğini
Bir karnaval tadıyla ilerlediğini
Bir adamın bir öykü anlattığını, bir türkü söylediğini
Bir kadının saat onda masadan kalkıp gittiğini
Merkez kaymakamını, rejisör yardımcısını, Medet’i
Ve sonunda içinde yirmi çocuk taşıyan bir minibüs gibi
ÇARPIŞTIĞIMIZI. Senin başın dönüyor, benim bir ayağım
basmıyor
Nasıl oluyor bütün bunlar nasıl oluyor?
Biliyorum tek bir güvercin onaylamayacak bunu
Tek bir sokak tek bir tezgâh tek bir saniye
Eksikliğe mi alışmışım ne? Mutsuzluğa mı yoksa?
Her şeyin ilk kez tam olmasını istiyorum da o mu olmuyor?
Neden kişi bir çiçek koparır gibi kaldırıyor da kadehini
Sonra kırgınlıkla vuruyor masaya elindeki sübyeyi?
Tek bir köpek onaylamayacak bunu tek bir Mayıs
Ne mi bugün? Perşembe. Sabah erken kalkmışım
Hazinenin serin ve ışıksız koridorlarından, Gelirler’den;
Kağıt hışırtısıyla dolu Bütçe’nin içinden
Bakanlık berberine selâm vererek
Gelmiş girmişim odama (seviyorum da bu odayı)
Evet girmiştim, şimdiyse seni ve hayatımı
Ne olduğu iyice kestirilemeyen bir parıltı gibi
Geride bırakarak gidiyorum. Nereye?
Yarın bütün bu ağaçları sulayacaklar
Ağaçların Afroditini anımsadım şimdi
O ağacın yanından geçerken gökyüzü ne derindi
Ama bugünkü gökyüzü onun Ayrılıkça’ya berbat bir çevirisi
Sen metinde her nasılsa üç satır atlamıştın
Ben de geçmişe çevirdim bütün gelecek zaman kiplerini
Böyle yetişmişim ben, içim götürmez kenarından azıcık
kesilmiş ekmeği
Hiç anımsamıyorum tam dolu olmayan bardaktan su
içtiğimi
Karnaval. Soytarılar. Maskelilerle birleştiriyoruz masamızı
Bizim payımıza düştü şölenin kaçınılmaz trafiği
Gülüşlerimiz nasıl da söndü galadan sonra sokağa atılan
çiçekler gibi
Ve şimdi: iki kere iki.
Kırdım, evet, seni. Ama kırmıştın beni
Hadi sadece kırılmıştım diyerek önleyeyim herhangi bir eleştiriyi
Kalbim, Kalbim! Söyle şimdi ne yapacağım ben bu kalbi?
Ne yaparım söyle daha da derine düşerse yaram

Ben sana rasladığım günlerde, hangi günlerdi onlar
Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi
Senden öncesi öyle uzak ki anılar bile yok sanki
Geldin masaya oturdun ve hayatımı böldün bir milât gibi
Ve tavukçudaki hırslı Roma Valisi
Yani Pontus Pilatus birlikte kurduğumuz İsa’ları çarmıha gerdi
Ve sen üç satır atladın neden atladın
Tek bir kuş tek bir şapka tek bir çorap onaylamayacak bunu
Tek bir çiçek anlamayacak
Şu zambakgillerin akıl almaz işlerini
Tek bir insan anlamayacak
Fazıl’ı: İçi boşalmaya yüz tutmuş o şiir tankerini.
Ve Tahsin: Onu bir duygu taşaronu olarak ananlar olacaktır
Operada Cinayet imgesine uygun işler yaptı bu ikisi
Bense sessizce ayrılıp gittim yarasını kuliste saran bir soytarı gibi
Tavukçu benim için artık tavşanın suyunun suyu gibi
Sana gelince, ah sen yok musun sen
Bir daha raslar mıyım sana
Günlerin ne getireceği bilinmez ki

Ben bu şiiri yazdım barok biçimi
Her gün bir şiir yazacağım sana.

Takvim olsun bu: aşkımın takvimi

İşte sana sayfaların ilki

Üstü Kalsın, Cemal Süreya (Sayfa 99)Üstü Kalsın, Cemal Süreya (Sayfa 99)
Galadriel, bir alıntı ekledi.
02 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Dünyada bu gerçeği bunca berraklıkla, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde keşfeden ilk insan kendisi olduğu için, söz konusu aydınlanmaya henüz kavuşamamış olan herkese duyduğu sınırsız küçümsemeyi açıkça sergilemekte ısrarlıydı.

Operada Cinayet, Donna Leon (Sayfa 167)Operada Cinayet, Donna Leon (Sayfa 167)
Galadriel, bir alıntı ekledi.
13 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

... çünkü aşkın deliliklerine karşı en iyi ilaç... evliliktir

Operada Cinayet, Donna Leon (Sayfa 100)Operada Cinayet, Donna Leon (Sayfa 100)
Galadriel, bir alıntı ekledi.
03 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Ölüm konusunda söylenen sözler acaba neden hep böylesine yetersiz, bu kadar açıkça yapmacık geliyordu kulağa?

Operada Cinayet, Donna Leon (Sayfa 72 - Ayrıntı Yayınları)Operada Cinayet, Donna Leon (Sayfa 72 - Ayrıntı Yayınları)
Galadriel, bir alıntı ekledi.
01 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Belli bir yaşı geçmiş kadınların çoğu gibi Venedik de kaybolmuş güzelliğine tekrar ulaşabilmek için ışık hilelerinin yardımına muhtaçtı.

Operada Cinayet, Donna Leon (Sayfa 35 - Ayrıntı Yayınları)Operada Cinayet, Donna Leon (Sayfa 35 - Ayrıntı Yayınları)
Cemre Kara, bir alıntı ekledi.
11 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

bugün ne ?

saat gecenin bir buçuğu (bugün günlerden ne?)
gözlerinden uyku akan bir taksinin içindeyim
geçip gidiyorum bütün hayatımı da seni de
başkent en pahalı örümceğini biriktiriyor
unutkanlık, acı, acılar, acılarımız
biliyorum sen kaldın bir de hayatım kaldı geride
eğlencenin (bayağı bir şölendi) ilerlediğini
bir karnaval tadıyla ilerlediğini
bir adamın bir öykü anlattığını, bir türkü söylediğini
bir kadının saat onda masadan kalkıp gittiğini
merkez kaymakamını, rejisör yardımcısını, medet'i
ve sonunda içinde yirmi çocuk taşıyan bir minibüs gibi
çarpıştığımızı. senin başın dönüyor, benim bir ayağım basmıyor

nasıl oluyor bütün bunlar nasıl oluyor?
biliyorum tek bir güvercin onaylamayacak bunu
tek bir sokak tek bir tezgah tek bir saniye
eksikliğe mi alışmışım ne? mutsuzluğa mı yoksa?
her şeyin ilk kez tam olmasını istiyorum da o mu olmuyor?
neden kişi bir çiçek koparır gibi kaldırıyor da kadehini
sonra kırgınlıkla vuruyor masaya elindeki sübyeyi?
tek bir köpek onaylamayacak bunu tek bir mayıs
ne mi bugün? perşembe. sabah erken kalkmıştım
hazinenin serin ve ışıksız koridorlarından, gelirler'den;
kağıt hışırtısıyla dolu bütçe'nin içinden
bakanlık berberine selam vererek
gelmiştim girmiştim odama (seviyorum da bu odayı)
evet girmiştim, şimdiyse seni ve hayatımı
ne olduğu iyice kestirilemeyen bir parıltı gibi
geride bırakarak gidiyorum. nereye?
yarın bütün bu ağaçları sulayacaklar
ağaçların afroditini anımsadım şimdi
o ağacın yanından geçerken gökyüzü ne derindi
ama bugünkü gökyüzü onun ayrılıkça'ya berbat bir çevirisi
sen metinde her nasılsa üç satır atlamıştın
ben de geçmişe çevirdim bütün gelecek zaman kiplerini
böyle yetişmişim ben, içim götürmez kenarından azıcık kesilmiş ekmeği
hiç anımsamıyorum tam dolu olmayan bir bardaktan su içtiğimi
karnaval. soytarılar. maskelilerle birleştiriyoruz masamızı
bizim payımıza düştü şölenin kaçınılmaz trafiği
gülüşlerimiz nasıl söndü galadan sonra sokağa atılan çiçekler gibi
ve şimdi: iki kere iki
kırdım, evet, seni. ama kırmıştın beni
hadi sadece kırıldım diyerek önleyeyim herhangi bir eleştiriyi
kalbim, kalbim! söyle şimdi ne yapacağım ben bu kalbi?
ne yaparım söyle daha da derine düşerse yaram
ben sana rasladığım günlerde, hangi günlerdi onlar
tuhaf şey bir günde değişiyor kişi
senden öncesi öyle uzak ki anılar bile yok sanki
geldin masaya oturdun ve hayatımı böldün bir milat gibi
ve tavukçudaki hırslı roma valisi
yani pontus pilatus birlikte kurduğumuz isa'ları çarmıha gerdi
ve sen üç satır atladın neden atladın
tek bir kuş tek bir şapka tek bir çorap onaylamayacak bunu
tek bir çiçek anlamayacak
şu zambakgillerin akıl almaz işlerini
tek bir insan anlamayacak
fazıl'ı: içi boşalmaya yüz tutmuş o şiir tankerini.
ve tahsin: onu bir duygu taşaronu olarak ananlar olacaktır
operada cinayet imgesine uygun işler yaptı bu ikisi
bense sessizce ayrılıp gittim yarasını kuliste saran bir soytarı gibi
tavukçu benim için artık tavşanın suyunun suyu gibi
sana gelince, ah sen yok musun sen
bir daha raslar mıyım sana
günlerin ne getireceği bilinmez ki
ben bu şiiri yazdım barok biçimi
her gün bir şiir yazacağım sana
takvim olsun bu: aşkımın takvimi
işte sana sayfaların ilki

Üstü Kalsın, Cemal SüreyaÜstü Kalsın, Cemal Süreya
Ayfesa, bir alıntı ekledi.
07 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Neden çocuklarınız sizi severken her şeyi bilmeniz bekleniyordu da, size kızgın olduklarında hiçbir şey bilmediğiniz düşünülüyordu?

Chiara: "Ama bazen de oluyor, değil mi baba? Neden öyle diyorsun ki? Çoğu arkadaşımın evinde, anneleri çalışmıyorsa eğer, her şeye hep babaları karar veriyor; tatilde nereye gidileceğine, her şeye. Hatta bir kısmının sevgilisi bile var." Chiara bu son cümleyi zayıf bir sesle söylemişti, bir saptamadan çok bir soruya benziyordu. "Parayı onlar kazandığı için bunu yapabiliyorlar, üstelik herkese ne yapacaklarını da onlar söylüyor." Paola bile, diye düşündü Brunetti, kapitalist sistemi bu kadar isabetli bir biçimde özetleyemezdi.

Operada Cinayet, Donna LeonOperada Cinayet, Donna Leon
Ayfesa, Operada Cinayet'i inceledi.
07 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ünlü bir şefin ölümünün perde arkasından çok polise ve hayatına ışık tutuyor. Son, tahmin edilebilir olsa da iyi hatta çok iyiydi.Bir de Avrupalıların çocukları ve akrabaları hakkındaki düşünceleri bizden o kadar farklı ki. Allah akıl fikir versin diyorum.