MadamLilla

MadamLilla
@optimistsr
böyle bir yalnızlıkta seni düşünmek kadar büyük özgürlük yok.
Sınav etkileri...
Fakat Müzeyyen bu derin bir Gümrük Mevzuatı
Reklam
Her ruh bir ruhsuz varlığın sorumluluğunu üstlenmiştir, göğün her yerini dolanır ve farklı zamanlarda farklı biçimler alır. Ruh bütünüyle kanatlandırıldığı zaman göğün üstüne yükselir ve bütün evreni dolaşır; kanatları döküldüğündeyse cisimsel bir şey yakalayıncaya dek baş aşağı düşer. Topraktan yapılmış o cismi bulduğunda ona yerleşir. O şey, artık içinde ruhun gücü bulunduğundan, kendiliğinden deviniyormuş gibi görünür. Adına canlı denilen ve ruhla cisimden oluşan bu bütün, ölümlü diye bilinir. Onun ölümsüz olduğunu düşündürebilecek hiçbir kanıt yoktur.
Alışkanlık..
Yalnızca ve yalnızca onun hakkında meşru ön yargılara sahip olmaktır. Tanıdıkça alıştığımızı, alıştıkça kabullendiğimizi düşünürüz. oysa aklımızda karşıdaki insan hakkında hiçbir zaman tam olarak onu yansıtmayan bir resim çizeriz, bir hikaye yazarız. birlikte geçirilen vakitlerden kendimizce yonttuğumuz hatıraları, duygu durumlarını alışkanlık olarak kaydederiz hafızaya. ortak bir dil, ortak bir hayat geliştirdiğimizi sanırız, çoğu zaman da delice inanırız buna. şanslı olanlarımız bu oyunun bittiğini görmeden çekip giderler. lanetli çoğunluk ise gerçekle yüzleşmenin yarattığı hayal kırıklığıyla "ben onu hiç tanımamışım" der. sanki bir insanı gerçekten tanımak mümkünmüş gibi.. Alıntı..:)
Özlem denen şey berbat bir şey. Birinin hayatından çıkmasını kabullendiğini sanırsın, yeterince acı çektiğini ve artık bittiğini sanırsın, ama sonra bom! Ufacık bir şeyde, o kişiyi yeniden kaybetmiş gibi hissedersin.