Yalnızca ve yalnızca onun hakkında meşru ön yargılara sahip olmaktır.
Tanıdıkça alıştığımızı, alıştıkça kabullendiğimizi düşünürüz. oysa aklımızda karşıdaki insan hakkında hiçbir zaman tam olarak onu yansıtmayan bir resim çizeriz, bir hikaye yazarız. birlikte geçirilen vakitlerden kendimizce yonttuğumuz hatıraları, duygu durumlarını alışkanlık olarak kaydederiz hafızaya. ortak bir dil, ortak bir hayat geliştirdiğimizi sanırız, çoğu zaman da delice inanırız buna. şanslı olanlarımız bu oyunun bittiğini görmeden çekip giderler. lanetli çoğunluk ise gerçekle yüzleşmenin yarattığı hayal kırıklığıyla "ben onu hiç tanımamışım" der. sanki bir insanı gerçekten tanımak mümkünmüş gibi..
Alıntı..:)