• ... İşçi Partilidir. Çin'den emir alır! Militandır! Sazı da yaman çalar! Bir militan saz çaldı mı, çok sakıncalıdır! Zaten tüm komünistler böyle ince beceri erbabı olduğundan çok etgindir!
    Fakir Baykurt
    Sayfa 261 - Literatür Yayınları, 2. Basım (2008)
  • Örneğin: "Sırf insanlığa hizmet edeceğim" diye bilim yapılamaz. Sözüm ona sırf insanlığa hizmet aşkıyla yola çıkanlar (ör. komünist rejimler) 20. yüzyılda yaklaşık 100 milyon insanın ölümüne neden olmuşlardır.
    "Milletime hizmet edeceğim" diye bilim yapılamaz. Sırf milletine hizmet için yola çıkanlar (ör. Nazi Almanyası), "bilimsel bir görüş" adına (Nazizm) 6 milyon masum insanı fırınlamışlardır.
    "Çevreyi temizleyeceğim" diye bilim olmaz. Sırf çevre aşkına yola çıkan Greenpeace, Vezüv fünikülerine engel olarak Vezüv yanardağı konisinin çöplüğe dönmesine neden olmuştur.
  • İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, Müttefikler -İngiltere ve Sovyetler Birliği- Avrupa’yı etki alanlarına ayırıyordu. Stalingrad Muharebesin-de Almanya yenilene kadar Türkiye Berlin’e karşı ılımlı bir tarafsızlık sergilemekteydi. Stalingrad sonrasında Türkiye Müttefikleri destek-lemeye başladı. Stalin, Churchill’le ‘Boğazlar meselesini Ekim 1944’te Moskova’da, sonra da Şubat 1945’te Yalta’da gündeme getirmişti. Müttefikler sorunu tartışmayı, Türkiye’yi niyetlerinden ve bağımsızlı-ğına teminat verdiklerinden haberdar etmeyi kabul etmişlerdi. Yakın zamanda açılmış Sovyet arşivleri bize gösteriyor ki, Türkiye Mayıs 1945 gibi erken bir tarihte Moskova’ya bir karşılıklı dostluk antlaş-ması önererek, Stalin’in anladığı kadarıyla müttefiki İngiltere’yi dış-lama eğiliminde olduğu mesajını vermişti. Türk çekingenliği olarak gördüğü şeyden cesaret alan Stalin, haziran ayında sözlü olarak Türk Boğazları’nda bir üs ve Çarlık Rusya’sı tarafından 1878’de elde edilip 1922’de Lenin tarafından Atatürk’e bırakılan Kars ile Ardahan’ın ia-desini istedi. Denir ki, Stalin Boğazlar’a yalnızca bir Sovyet güvenliği meselesi olarak değil, bir prestij meselesi olarak da bakıyordu. Kızıl Ordu’nun başarılarından etkilenen Türkiye’nin bu istekleri kabul edeceğini, böylece Washington ve Londra’yı da bir ‘oldubitti’ karşı-sında bırakacağını düşünüyordu. Sonradan, Dış İlişkiler Komiseri Vyaçeslav Molotov, Stalin’in oyunu abartarak oynadığını ve 1945’te haddinden fazla saldırgan davrandığını itiraf edecekti. Molotov, Sov-yet isteklerinin zamanlamasının kötü ve gerçekçi olmadığını belirtir. 1946 yılında hatasını gören Moskova Türkiye’den isteklerinden vaz-geçti. Yakın dönemde yapılan Amerikan akademik araştırmaları, Ka-sım 1945’te süresi dolan 1925 tarihli Türk-Sovyet Dostluk Antlaşma-sı’nın yenilenmesi konusunda bir Sovyet talebi bulunmadığını, sadece
    öneriler ve şartlar getirildiğini söylemektedir ki, bu öneri ile talepler arasında çok önemli farklar vardır. Türk Dışişleri Bakanı Hasan Saka bile ancak, Sovyet diplomatik girişim belgesini görüp de Türkiye top-rakları üzerinde bir Sovyetlerin üs talebi olmadığını gördüğünde ra-hatlamıştı. Moskova ile Washington arasındaki Yunanistan, Türkiye ve İran üzerindeki Soğuk Savaş krizi Türkiye’yi önemli bir bölgesel kuvvet haline getirdi. Kriz aynı zamanda Truman yönetiminin yeniden silah-lanma tasarısını Kongre’den geçirebilmesini sağladı. Washington’da Sovyetler’le başa çıkmak üzere iki yaklaşım vardı: Dışişleri Bakanlığı Sovyet meydan okumasını genelde siyasi ve iktisadi olarak görüyor-du, dolayısıyla da buna en iyi siyasi ve iktisadi yollardan karşılık veri-lebileceğini düşünüyordu. Pentagon ise Sovyet tehdidinin öncelikle askerî olduğunu ve bir ittifaklar sistemiyle karşılanabileceğini düşü-nüyordu ki, bu Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) kuruluşu için atılan ilk adım oldu. ABD’nin Türkiye’yle ilişkilerinde Penta-gon’un yaklaşımı ağır bastı. Soğuk Savaş iklimi Türkiye’nin Washington’la ilişkisini hızlandır-dı. Her iki taraf da Türkiye’nin hızlı ekonomik gelişme için yabancı sermaye yatırımına ihtiyacı olduğuna inanıyordu. Bu, sadece Türkiye Batı’ya katılır ve Ortadoğu’da Batı çıkarlarına hizmet ederse gerçek-leşebilecekti. Stalin’in Türkiye’ye karşı zorbalık taktikleri, Washing-ton’la yakınlaşmayı, özellikle de komşu Yunanistan’da iç savaş çıkma-sı sonrasında, kolaylaştırdı. Dost bir Türkiye Washington için önemli bir değer halini aldı, bu yüzden de ülke 1947’nin Truman Doktrini ve Avrupa ekonomisinin düzeltmeye yönelik Marshall Planı içinde yerini aldı. Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki devletçi hizip sonunda 1947’de Başbakan Recep Peker’in istifasıyla yenildi ve bu noktadan sonra iki parti de Batı’ya istikrarlı bir Türkiye imajı vermek için iki tarafın da desteklediği bir ortak politika geliştirdi. Ankara Batı’yla ilişkisinden hoşnut değildi. Batı Türkiye’yi bir Sovyet saldırısına karşı koruma konusunda bir vaatte bulunmuyordu, oysa 1949’da NATO’nun kurulması sonrasında Ankara Sovyetler Bir-liği’yle bir savaş durumunda Batı’nın yardımına geleceğine dair bir garanti istiyordu. Washington bu tür bir taahhütte bulunma konu-sunda çekimserdi. Pentagon, Türkiye’nin bölgede bir Sovyet saldırısı tehdidini önleme amacıyla hızla modernleştirilen ordusunu kullan-maktan ve Türkiye’de bombardıman üsleri bulundurmaktan mem-nundu. Ancak, İnönü Washington’dan sadece ekonomik ve askerî yardım değil, sağlam bir taahhüt de istiyordu. 1940’ların sonlarına doğru, Ankara siyaset çevrelerinde, savaş sonrası dönemde güncelleşmiş bir kavram olan ‘bağlantısızlık’ tartışılıyordu. Nisan 1949’da dönemin dışişleri bakanı Necmettin Sadak Washington’ı ziyaret ettiğinde, Dı-şişleri Bakanı Acheson onun Amerikan güvencesi verilmezse Türki-ye’nin tarafsızlığı yönündeki tavrına hayret etmişti. Amerikan diplo-matları ve askerî yetkilileri Türkiye’nin bir tarafsızlık konumu isteyebileceğinden ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’deki yatırımlarını değerlendiremeyeceğinden korkuyorlardı. Türkiye’nin hatırı sayılır pazarlık konumu yine de Washing-ton’dan hiçbir ödün almaya yetmedi ve İnönü görüşmelerde ilerleme sağlayamadı. 1950 Mayısı’nda DP iktidara gelince aynı siyaseti izle-diyse de onların girişimleri de ciddiye alınmadı. Türk birliklerinin Kore Savaşı’na katılmaları ve Türkiye’nin Washington’ın Sovyetler Birliği’ne karşı güttüğü ‘kuşatma politikası’na katılması da bir fark yaratmadı. Artık cumhurbaşkanı olan Celal Bayar 1951 Şubatı’nda Amerikan büyükelçisini kabul ettiğinde ABD-Türkiye ilişkilerinden kişisel hoşnutsuzluğunu ifade ederek Sovyetler Birliği’yle bir savaş durumunda tarafsız kalınabileceğini ima etti. Bu, istenen etkiyi yarat-tı. İngiltere’nin itirazına rağmen (İngiltere, Türkiye’nin üyeliğini Or-tadoğu’da etkin olmasıyla sınırlamak istiyordu), hem Türkiye hem de Yunanistan Şubat 1952’de NATO’ya tam üye oldular. Türkiye NA-TO’ya üye olduktan sonra tüm dış politika seçeneklerinden vazgeçe-rek örgüte tamamen bağımlı hale geldi. Atatürk’ün bir daha Türkiye ve Rusya’nın asla düşman olmamasını isteme siyaseti de tıpkı Türki-ye’nin artık Ortadoğu’nun bir parçası olmadığı yönündeki Kemalist jeo-strateji düşüncesi gibi terk edildi. NATO içinde Türkiye, 1955’te Türkiye, Irak, İran, Pakistan ve İngiltere arasında imzalanan Bağdat Paktı’yla vücut bulan Batı ile Ortadoğu arasında bir köprü kurulması rolünü üstlendi. Türkiye’nin iddia edilen rolü Sovyetler’in yayılmasını önlemekti ama ülke aynı zamanda Mısır lideri Nasır önderliğindeki Arap milliyetçiliğine karşı da yönlendirilmişti. Washington pakta ka-tılmasa da paktın arkasındaki maddî ve manevi destek olmayı sür-dürdü. Bağdat Paktı Türkiye’yi bölgedeki muhafazakâr rejimlerin li-deri haline getirirken NATO ile Ortadoğu arasında bir bağ da oluşturdu. Ancak, bu aynı zamanda Ankara’nın, özellikle Birleşmiş Milletler içinde, yükselen Üçüncü Dünya’dan tecrit edilmesi de de-mekti.
  • 288 syf.
    ·3 günde·10/10
    bu kitapta okuduklarımı ülkemizde olan olaylara çok benzetir oldum ; sadece bana mı öyle geldi bilemem . insanları geçmişte olanlarla korkutup; halkı açken kendileri saraylarda lüks içinde yaşayan yöneticiler . muhalefetin ortaya koyduğu iyi şeyleri kötüleyip daha sonra bunları kendilerinin yapıyor olması (ör: başkanlık seçimleri öncesi muhalefetin emeklilere bayram harçlığı söylemini her türlü karalayıp daha sonra bunu kendileri yapmışlardır ). koruma ordusu ile gezen halktan uzaklaşan yönetici , kafasına göre kanunları değiştiren yönetici , en ufak karşı çıkmada susturulan halk ,koşulşuz şartsız baştakileri destekleyen şakşakçı bir kesim (kitapta koyunların ve en çalışkan olan atın tavrı ) ,çok çalıştırılmasına rağmen hakkını alamayan halk ... Bu kitabı çocuklarınıza mutlaka okutun , okutun ki kendilerini hayvan çiftliğindeki hayvanların yerine koysunlar .Geçmişle korkutulmak yerine gerçeklerle yaşasınlar .
  • YAZARLARDAN TAVSİYELER

    1. Adalet Ağaoğlu Ölmeye Yatmak
    2. Peride Celal Jaguar

    3. Sevgi Soysal Tante Rosa
    4. Lale Müldür Saatler Geyikler

    5. Latife Tekin Sevgili Arsız Ölüm

    6. Nabokov, Solgun Ateş
    7. Takuhi Tovmasyan, Sofranız Şen Olsun

    8. Tolstoy, Anna Karanina

    1Kemal Tahir yol ayrımı
    2Kemal Tahir kurt kanunu
    3 Simone de beauvoir Bir GençKızın Anıları
    4 Simone de beauvoir Konuk Kız

    5 Or'da Kimse Var mı? Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm! Alev alatlı
    6 Şafak sevgi soysal
    7 Yolcu Nereye Gidiyorsun samiha ayverdi
    8 Ciğer delen safiye erol
    9 Erguvan Kapısı oya baydar
    10 Parasız Yatılı Füruzan
    11 kürk mantolu madonna Sabahattin ali
    12 Bu Gece Özgürlük dominigue lapierre
    13 Kudüs Ey Kudüs larry collins

    10. Tasavvuf, Mahir İz
    1. Safahat, Mehmet Akif Ersoy
    2. Mekke’ye Giden Yol, Muhammed Esed
    3. Tahrir Vazifeleri, İsmet Özel
    4. Diriliş Neslinin Amentüsü, Sezai Karakoç
    5. Gariplerin Kitabı, Ian Dallas
    6. Modern Dünyanın Bunalımı, René Guénon
    7. İsyan Ahlakı, Nurettin Topçu
    8. Ağır Misafir, İbrahim Tenekeci
    9. Kalbin Kararı, Ahmet Murat
    10. Hazar Sözlüğü, Milorad Paviç

    1. Delikanlı, Dostoyevski
    2. Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
    3. Bu Ülke, Cemil Meriç
    4. Gönülçelen, Salinger
    5. Theaitetos, Platon
    6. Yaşamak, Cahit Zarifoğlu
    7. Zor Zamanda Konuşmak, İsmet Özel
    8. Müslümanca Düşünmek Üzerine Denemeler, Rasim Özdenören
    9. Modern Dünyanın Bunalımı, René Guénon (Nabi Avcı çevirisi)
    10. Gariplerin Kitabı, Ian Dallas

    1. Dava, Kafka
    2. Dönüşüm, Kafka
    3. Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
    4. Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
    5. Kişisel Bir Sorun, Kenzaburo Oe
    6. Yabancı, Camus
    7. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
    8. Yaşamak, Cahit Zarifoğlu
    9. Mantuku’t-Tayr, Feriduddin Attar
    10. Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger
    11. Yeraltından Notlar, Dostoyevski

    1. Dede Korkut Masalları
    2. Hadikatü’s-Süeda, Fuzuli
    3. Hüsn ü Aşk, Şeyh Galip
    4. Fihi Ma Fih, Mevlana Celaleddin Rumi
    5. Hikem-i Ataiyye, Ataullah İskenderi
    6. Romeo ve Juliet, Shakespeare
    7. Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov
    8. Aya Seyahat, Jules Verne
    9. Küçük Prens, Saint Exupéry
    10. Mülksüzler, Ursula K. Leguin
    11. (Olmazsa olmazı) Yaz Yağmuru, Ahmet Hamdi Tanpınar (55 baskısı, 7 öyküden oluşuyor.)

    1. Devlet Ana, Kemal Tahir (kale)
    2. İslam’da Şehir ve Mimari, Turgut Cansever (1. stoper)
    3. Tarihe Tanıklığım, Aliya İzzetbegoviç (2. stoper)
    4. Gösteri Peygamberi, Chuck Palahniuk (sağ bek)
    5. Yeraltında Dünya Var, Refik Halit Karay (sol bek)
    6. Büyük Saat, Turgut Uyar (defansif orta saha)
    7. Yedi Güzel Adam, Cahit Zarifoğlu (orta sahanın ortası)
    8. Satranç Dersleri, İlhami Çiçek (sağ açık)
    9. Erbain, İsmet Özel (sol açık)
    10. Divan, Yunus Emre (menajer oyuncu, çok yönlü, forvet arkası)
    11. Şahdamar Körfez Sesler, Sezai Karakoç (santrafor)

    1. İlahi Armağan, Abdülkadir Geylani
    2. Umrandan Uygarlığa, Cemil Meriç.
    3. İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü, Sezai Karakoç
    4. Devlet ve Ekonomi, Mehmet GenÇ
    5. Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Rasim Özdenören.
    6. Batılılaşma İhaneti, D. Mehmet Doğan
    7. Esselam, Necip Fazıl Kısakürek
    8. Türkiye’nin Maarif Davası, Nurettin Topçu
    9. Batı’da Devlet ve Çocuk, Kürşat Bumin

    1 İSMET ÖZEL ERBAİN
    2 İSMET ÖZEL ÜÇ MESELE
    3 NURETTİN TOPÇU AHLAK NİZAMI
    4 MUSTAFA KUTLU MENEKŞELİ MEKTUP
    5 BOCURGAT HASAN AYCIN
    6 CEMAL SÜREYYA ÜVERCİNKA
    7 ERGİN GÜNÇE GENÇ ÖLMEK
    8 KIŞ BİLGİSİ AHMET MURAT

    1- Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar
    2- Hz.Muhammedin Hayatı, Martin Lings
    3- Bir Bilim Adamının Roma'nı , Oğuz Atay
    4- Bu ülke, Cemil Meriç
    5- Yalnızız, Peyami Safa
    6- Doğu Batı Arasında İslam, Aliya Izzet Begoviç
    7- Savaş ve Barış, Tolstoy
    8- Suç ve Ceza, Dostoyevski
    9- Sidarta, Herman Hesse
    10- Gün olur asra bedel, Cengiz Aytmatov
    11- Gün Doğmadan, Sezai Karakoç

    1 Modern Dünyanın Bunalımı RENE GUENON
    2 Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler RASİM ÖZDENÖREN
    3 Yaşamak Cahit Zarifoğlu
    4 Gariplerin Kitabı Ian Dallas
    5 Çavdar Tarlasında Çocuklar J. D. Salinger
    6 Bu Ülke Cemil Meriç
    7Huzur Ahmet Hamdi Tanpınar
    8DelikanLI Orhan Okay