• Allah'ın, gönderdiği Resülü'nü bu dünyada muvaffak etmemesi nasıl düşünülebilir? Bedir savaşı sırasında, Medine'ye hicret
    eden Müslümanlar ilk defa Allah'ın ordusunun kendi saflarında olduğu hissine kapılmışlar [Onları siz öldürmediniz velakin
    onları Allah öldürdü, attığın vakit de sen atmadın velakin Allah
    attı (Enfal8/17] ve daha sonraki yıllarda çıkan çatışma, savaş
    ve antlaşmaların kısa zamanda Mekke'nin geri alınmasıyla sonuçlanmasını ilahi yardımın bir işareti olarak yorumlamışlardı.
    İslam'ın, daha Peygamber'in sağlığında bütün Arab yarımadasına yayılması, İslam devletinin önceden kestirilemeyen bir şekilde
    Muhammed'in ölümünden sonraki birkaç asır içinde süratle genişlemesi; bu muzaffer dinin hakk olduğuna ve bu dini yayan kişinin Allah'ın en son ve kesin vahyini getiren peygamber olduğuna (İslam'ın 'kırmızı ve siyaha' [bütün insanlara] gönderildiğine) dair hiçbir şüpheye yer vermiyordu. Daha İslamiyet'in başında Muhammed'in yaydığı dinin kazandığı başarı, o'nun elçiliğinin
    gerçekliğine dair bir kanıt olarak gösterilmişti. Aydınlanma çağından sonraki dönemin teolojisine göre, yeniçağda din ve siyasetin birbirinden ayrı tutulması gerektiği, dinin daha çok kişinin içselleştirdiği; çok özel ve mahrem bir olgu olduğu şeklindeki dayatmalara karşı çıkanlar din ve politikanın bir madalyonun ön ve arka yüzü gibi asla birbirinden ayrılamaz iki kurum olduğunu ileri sürmüşlerdir. Muhammed'in siyasi bir lider olarak zekası, Mekke ve Medine'de gerçekleştirdiği toplumsal reformlar, Medine'de cemaat üzerinde uyguladığı ve örnek olarak gösterilen modern demokratik düzeltmeler ile ticari yönetimdeki akıllılığı; hayatını peygamberi modele uygun olarak sürdürmesi arzu edilen modern Müslümanlara örnek olarak gösterilir. İslam'ın doğuşu sırasında "iyi ruhani" ile "kötü dünyevi" arasında bir düalizm yoktu, çünkü dünyayı da insanları da yaratan Allah'tır.
    Bu nedenle, İslam ortodoksisi, ahiret pahasına bu dünyayı hiçe
    sayan ve ahiret saadeti için bu dünyadan uzaklaşmayı yücelten
    mistik akımlara karşı çıkmıştır.