• 07.30
    Hastane…
    Iyileşme, tedavi olma yeri. İçi acılarla ve kederlerle dolu kocaman soğuk bir bina. Neredeyse bir gündür buradayım. Yaşlı bir aile büyüğümüze refakat ediyorum. Aslında kafamda hiçbir şey yazmak yoktu ancak biricik destekçim yazmam konusunda beni harekete geçirdi. Var olsun, her anımda…
    Gün doğmak üzere şehrin ışıkları uyumamak için direniyor…
    Teyzemiz vücuduna yayılmış bir hastalıkla mücadele ediyor, dusmanindan bile habersiz. Neyle savaştığını bilmeden… Zaten hastalıkla çocuk gibi olmuş ruhuna söylemeye korktu herkes, bu yüzden saklanıyor ne olduğu… kendisi sadece apandistinden ameliyat oldugunu sanıyor. Cani yanıyor, sırtı ağrıyor yatmaktan. Ve bana sesleniyor…
    “Boncuğum.. Burada mısın?”
    Yıllar sonra minikligime dönüyorum. O zamanki gibi sesleniyor bana teyzem. Ellerini tutup öpüyorum, şefkat yüreğini rahatlatıyor… Prensesim benim diyorum.. Bebek oldum ben bebek diyor. Sen bizim küçük bebegimizsin diyorum. Evet evet boklu bebek, diyor kendine... Diğer hastaların sesini duyuyor, inleyişler, acılar.. Kapıyı ortuyorum hemen. Çok duygusallaştı.. Sert bakışlarıyla herkesi kesen teyzem şimdi pencerenin önüne konan güvercinlere bile ağlıyor..
    Bak gün doğuyor diyorum.. Maviyle mor birleşiyor sanki gün sana merhaba diyor… Selam olsun diyor, güne ve bunu bana gösterene…
    Bilmiyorum hayat bu, belki hayatla ölüm arasındaki keskin savaşıdır bu. Ben kimsenin eriyişine şahit olmadım. O hastalığını yaşayıp sadece iyileşmeyi düşlerken ben ve yanına gelen yakinlari onun hastalığıyla yeni şeyler öğreniyoruz. Ben en çok acıyı öğreniyorum. En çok acıyı. O da çok şey öğreniyor aslında. Kimin yanında olup olmadığını, kimlerin bilmediği yüzlerini.
    Genç kizligini anlatıyor. Ben, Almanya'ya gidecektim boncuğum. Babam izin vermedi. Benim haberim yoktu beni eniştene vermiş diyor. Nefes ala ala... Elimi tutuyor. Evlendigimde ev çok kalabalikti diyor. Nasil alıştın, diyorum. Hayat insanı her şeye alıştırıyor, diyor… Ayakları şiş günlerdir. Elime krem alıp masaj yapıp ovuyorum. O güzel ellerin dert nedir bilmesin diyor. Hayat öyle surprizler yapsın ki sana senin feleğin şaşsin…
    11.24
    Şu an dışarıdayım. Dayanamadim ağlayişlarina.. Göğsüm sıkıştı sanki. Halami yaninda bırakıp çıktım nefes almaya. Hayat ne garip. Neler ediyor insana…
    Hayattan bunaliyoruz daraliyoruz ama ne acilardan habersiz uyuyoruz o kıymetini bilmedigimiz yataklarda… Hayat surpriz bir yumurta diyor teyzem… evet. Hayat, sürpriz bir yumurta… içinden ne çıkacağı belirsiz.
    Hayatımda kafama koyduğum belli şeyler arasına artık hastane ziyaretlerini de ekledim. Aslında olmadi bu cümle. Ekledik mi demeliyim... İnsana öyle çok sey katıyor ki hasta insanlara moral olmak, mutlu etmek. Içimde hem derin bir üzüntü hemde uçsuz bucaksız bir huzur var. Elimden geleni yapma telaşı ve cevap olarak aldığım güzel bir okşayış.
    Yüreğim kabarıyor. Ağlamak istiyorum bağırarak. Ama bu çözüm değil…
    Herkes birbiri için yaratılmış.. Birbirlerine bir şeyler öğretsin, paylaşsin, katsın diye. Çevremizdeki yakinlarimizin kıymetini bilin, bir güler yüz nasıl kapilar açıyor insana tahmin bile edilemez…
    Huzurlu, güzel, sağlıklı bir hayat dileğiyle…



    https://i.hizliresim.com/qdlE1d.jpg
  • Karanlığı görmemek için göz kapaklarıma resmini örtüyorum.
  • daha az seviyorum seni
    giderek daha az
    unutur gibi seviyorum
    azala azala
    aramızdaki uzaklığın karanlığında

    geceler kısalıp, gündüzler uzuyor böyle olunca
    daha az seviyorum seni
    kendini iyileştiren bir yara gibi
    daha az
    ve zamanla

    sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini
    uzak dağ kışlalarında
    görmüyoruz birbirimizi
    usul usul sis iniyor
    kopmuş yollara
    ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
    bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
    sevgilim sevgilim
    yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
    nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da

    artık daha az seviyorum seni
    unutur gibi, ölür gibi daha az
    yeniden ödetiyorum kendime
    onca aşkın öğretemediğini
    kolay değildi
    yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
    kaç acı birden imtihan etti beni
    bir tek gece vardır insanın hayatında
    ömür boyu sürer nöbeti
    bu da öyleydi,
    iyi ol, sağ ol, uzak ol
    ama bir daha görme beni.
  • günahlarımı pembe ile örtüyorum.
  • Sen hala kalbimin en güzel odasındasın, bütün gün sana kızıp küssem bile gece uyurken üstünü örtüyorum.

    (Alıntı)