• 232 syf.
    ·2 günde
    Eser 1854/1914 yılları arasında ki Osmanlı Devleti'nin mali durumunun kısa bir özeti niteliğinde. Detaylı mali durum için kullanılan kaynakça da değerli eserler mevcut. Osmanlının ilk devirlerinden, Cihan Harbi sonrasına kadar özellikle borçlanma konusuna değiniyor. Emperyalist mekanizmanın Osmanlı'nın içine son dönemlerde değil en başından itibaren girdiğini ve sabırla bekleyip artık düşüş yıllarında devletin para piyasasını ele geçirdiğini göreceksiniz. Aslında bu yöntemi Osmanlı'da kullanıyordu. Buna örnek; Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos Seferi öncesinde adaya seçili kişileri gönderip ada içerisinde ticaret yaparak belli bir kesimi daha fetih gerçekleşmeden buna hazırlamasıdır. Osmanlı Devleti'nin yıkılışına onlarca cevap verilebilir fakat hızlanmasının en büyük sebebi kesinlikle ekonomisinin hızla kravatlı tefecilerin büyük iş adamları versiyonlarının eline teslim edilmesi olmuştur. 1908 yılından sonra İttihat ve Terakki'nin yapmaya çalıştığı ama savaş dönemleri dolayısıyla tam olarak gerçekleşmeyen ancak Cumhuriyet sonrası daha iyi adımların atıldığı Milli Ekonomi- Milli Burjuvazinin ne kadar önemli olduğunu eminim kitap sonu anlayacaksınız.
  • McNeill'in bir kitabında şöyle bir tespiti vardır; fütühat yapan büyük liderleri meselâ Timur, Cengiz Han, ordularını beslemek, için yağmayı esas tutmuştur. Bu taktik, 11. yüzyılda yazılmış Kutadgu Bilig'de şöyle ifade edilmiştir. Kün Togdu der ki, "Sen askerinle bir memleketi ele geçirince zenginleşirsin, bu zenginlikleri askerine vererek askerini artırırsın, askerin arttıkça da yeni ganimet gelir, bu ganimetle ordunu genişletirsin, bu böyle gider." Cengiz Han'ın fetih yöntemi böyledir. Bir kabile reisi olarak, ortaya çıktı, yavaş yavaş bu yolla dünyanın en büyük imparatorluğunu kurdu (aslında Avrupa'nın modern koloni imparatorlukları da az farklıdır, denebilir). William McNeill bu gözlemi yaparken şunu da ekledi: "Fakat Roma ve Osmanlı gibi imparatorluklar, reaya'yı zenginleştirip onların refah ve güvenliğini sağlayarak vergi kaynaklarını artırmak suretiyle güçlü ve devamlı imparatorluklar kurmuşlardır."
    Halil İnalcık
    Sayfa 318 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Sultan I. Murat aynı zamanda evlilikler yoluyla da topraklar elde etti, örneğin, oğlu Germiyanlılar’dan gelin alınca, Kütahya ve altı ilçesi Osmanlılar’a çeyiz olarak verildi. Ayrıca Hamitoğulları Beyliğinden toprak satın aldı, ancak, prensipte fetih esas genişleme yöntemi olarak kaldı. Ancak, iki cephede savaşmak zordu ve arada bir Müslüman veya Hristiyan güçler Osmanlılar’ı yenmeyi başarabiliyordu. Bunu fırsat bilen Balkanlar’daki Osmanlı tebaası ayaklanarak I- Murat’ı kendileriyle savaş meydanında karşılaşmaya zorladı. Anadolu değil de Balkanlar Osmanlı’nın merkez bölgesi olduğundan Murat bu tehdidi çok ciddiye aldı. 15 Haziran 1389’da, I. Murat 60.000 kişilik bir ordunun başında, Sırplar, Bosnalılar, Eflâklılar, Boğdanlılar ve Arnavutlar’dan oluşan yaklaşık 100.000 kişilik bir orduyla çarpışarak onları Kosova Savaşı’nda bozguna uğrattı. Murat’ın ordusu, Müslümanlar ve Hristiyanlar’dan oluşan karma bir kuvvetti, içinde Bulgar ve Sırp prenslerinin yanı sıra Türkmen beylerinin birlikleri de bulunmaktaydı. Sırp Kralı Lazar savaşta can verdi ve I. Murat da muzaffer ordusunu denetlemeye gittiği savaş alanında, bağlılığını bildirmeye gelmiş bir Sırp askerinin suikastına kurban oldu. Sırplar’ın bu yenilgisi Sırp şiirinde ve folklorunda efsane boyutlarına ulaştı; 19. yüzyılda bu savaş bir ulusal ilham kaynağına dönüştürülerek, bugün de olduğu gibi, kullanıldı.
  • "İstimâlet" dediğimiz usulde fetihten önce manastırlarla anlaşılıyor; onlara imtiyazlar veriliyor, komşu hükümdarlarla ayrıca tek tek anlaşılıyor; içtimai sınıflar bölünüyor, bunlara ayrı ayrı imtiyazlar veriliyor, aristokrasinin üst kısmı zamanla eritiliyordu. Bunlar Osmanlı'nın ilerlemesinde çok önemli unsurlar olmuştur.
    İlber Ortaylı
    Sayfa 154 - İstimâlet; Osmanlı kroniklerinde “halkı ve özellikle gayrimüslim tebaayı gözetme, onlara karşı hoşgörülü davranma, raiyyetperverlik” mânasında kullanılmıştır