• Roth, Birinci Dünya Savaşı'nda Alman İmparatorluğu ordusunda binbaşı rütbesiyle görev yapmıştı. Almanya'nın müttefiki Osmanlı İmparatorluğu ordusunda, Başkomutan Enver Paşa'nın yardımcılığını yürüten Alman Askeri Misyonu'nun başkanı von der Goltz Paşa'nın karargahında da çalışmıştı. Savaş sırasında Türkleri yakından tanımış ve sevmişti. Türkiye'de dostlan vardı. Onlardan biri de, Balkanlar'da görevliyken tanıdığı ve dünyadan aynlıncaya kadar gülümseyerek hatırladığı Mahmut Baler'di.(Mahmut Baler hoşsohbet, son derece esprili, şakacı biriydi. Bu özelliğinden ötürü sonraki yıllarda "Bal Mahmut" lakabıyla anılır olmuştu. Atatürk'ün sevdiği, sık sık sofrasına davet ettiği Bal Mahmut, Atatürk'ü ve sofrasındakileri fıkralanyla kahkahalara boğardı. Bay Roth'un arkadaşı Mahmut Baler'i, namı diğer Bal Mahmut'u yıllar sonra Türkiye'de çalıştığı sırada Ruzi de bulacak ve onunla dost olacaktı.
    Bay Roth'un savaştan sonra Alman şansölyesi olan, Almanya'nın en önemli devlet adamı Konrad Adenauer'le Birinci Dünya Savaşı'ndan beri süren yakın dostluğu vardı. Bay Roth iki savaş
    arasında bir ara Londra'da Çin dili, edebiyatı ve tarihi okumuştu. Şarkiyatçı olmayı ve Alman Dışişleri Bakanlığı'nda diplomat olarak çalışmayı düşünüyordu. Dil konusunda son derece yetenekliydi. Çince, İngilizce, İtalyanca ve Fransızcayı iyi biliyordu.
  • Bay Roth, Birinci Dünya Savaşı'nda Alman İmparatorluğu ordusunda binbaşı rütbesiyle görev yapmıştı. Almanya'nın müttefiki Osmanlı İmparatorluğu ordusunda, Başkomutan Enver Paşa'nın yardımcılığını yürüten Alman Askeri Misyonu'nun başkanı von der Goltz Paşa'nın karargahında da çalışmıştı. Savaş sırasında Türkleri yakından tanımış ve sevmişti. Türkiye'de dostlan vardı. Onlardan biri de, Balkanlar'da görevliyken tanıdığı ve dünyadan aynlıncaya kadar gülümseyerek hatırladığı Mahmut
    Baler'di.* Mahmut Baler hoşsohbet, son derece esprili, şakacı biriydi. Bu özelliğinden ötürü sonraki yıllarda "Bal Mahmut" lakabıyla anılır olmuştu. Atatürk'ün sevdiği, sık sık sofrasına davet ettiği Bal Mahmut, Atatürk'ü ve sofrasındakileri fıkralanyla kahkahalara boğardı. Bay Roth'un arkadaşı Mahmut Baler'i, ğer Bal Mahmut'u yıllar sonra Türkiye'de çalıştığı sırada Ruzi de
    bulacak ve onunla dost olacaktı.4 1 4
    Bay Roth'un savaştan sonra Alman şansölyesi olan, Almanya'nın en önemli devlet adamı Konrad Adenauer'le Birinci Dünya Savaşı'ndan beri süren yakın dostluğu vardı. Bay Roth iki savaş
    arasında bir ara Londra'da Çin dili, edebiyatı ve tarihi okumuştu. Şarkiyatçı olmayı ve Alman Dışişleri Bakanlığı'nda diplomat olarak çalışmayı düşünüyordu. Dil konusunda son derece yetenekliydi. Çince, İngilizce, İtalyanca ve Fransızcayı iyi biliyordu.
    Adenauer'le, Londra'da bulunduğu sırada tanışmıştı. Her ikisi de katolik, her ikisi de demokrattı ve her ikisi de Nazilerden nefret eden Alman vatanseveriydi. 4
    Bay Roth, İkinci Dünya Savaşı başlayınca yarbay rütbesiyle orduya alınmıştı. Savaşın ilk yıllannda albaylığa terfi etmiş ve bir ordu donatım (lojistik) alayının komutanı olmuştu. Almanlar
    Fransa'yı işgal ettiğinde orada görevlendirilmişti. Savaşın sonuna doğru alayıyla birlikte Doğu Cephesi'ne gönderildi. Kızıl Ordu taarruzu sırasında savaşarak alayıyla birlikte Kuzey İtalya'ya kadar çekilip Tirol bölgesine
  • 345 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Talât Paşa hakkında yazılmış en iyi eser diyebilirim. Yazar kitapta toplam 720 tane dipnot vererek hem konuyla alakalı diğer kitaplardan alıntılar yapmış, hem de konuyla ilgili ayrıntılara değinmiştir. Talat Paşa'nın hayatının her alanı geniş bir şekilde incelenmiştir. Hasan Babacan, okuyucuyu hiç sıkmıyor, kendinizi bir anda olayın içerisinde buluyorsunuz. Özellikle Talât Paşa'nın hayatı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'na girişi, Ermeni Tehciri, Brest-Litovsk Antlaşması ve İttihatçıların yurt dışına çıktıktan sonraki faaliyetleri hakkında bilgi edinmek isteyenler kitabı mutlaka okusunlar. Her tarihçinin kitaplığında bulunması gereken bir eser. İncelememi Mithat Cemal Kuntay'ın Talât Paşa'nın naaşının İstanbul'a getirildiği gün yazdığı şiirden bir parça ile son vermek istiyorum:

    En sonra su bir torba kemik sen misin? Anlat
    Biz dipdiri verdik seni bir devlete Talât!
  • 224 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Kitap, Said Halim Paşa'nın Fransızca yazdığı hatıralarının I.Dünya Savaşı ve sonrasına dair düşüncelerini içeren bölümlerinden oluşuyor. Fransızcadan Türkçeye çevrilmiş bir kitap.

    Said Halim Paşa, 1913- 1917 arasında sadrazamlık yapıyor. 1919'da tutuklanarak Malta Adası'na sürülmüş serbest kaldıktan sonra ise gittiği Roma'da 1921'de Ermeni terörist tarafından şehit edilmiştir.

    Okumaya değer bir kitap. Tavsiye edebilirim. Bugün o döneme dair yapılan suçlamalara dönemin birebir tanığı açıklık getiriyor.

    Said Halim Paşa'nın olaylara yaklaşımından gayet aklı selim bir insan olduğu, konulara devletin çıkarı doğrultusunda yaklaştığını görüyoruz.

    Osmanlı Devleti, kimin yanında yer almalıydı?

    Osmanlı Devleti'nin tarafsız kalması mümkünmüydü?

    İttihat ve Terakki liderleri sırf Alman hayranlığı için mi Almanya'nın yanında savaşa girdi?

    Sorularına birinci ağızdan cevaplar veriyor Said Halim Paşa. Üstelik cevaplar, öyle kendini haklı çıkarma, aklama veya hamasi söylemlerle verilen cevaplar değil. Verilen cevaplar dönemin şartlarını ortaya koyar cinsten. En başta Rusya'nın Osmanlı ülkesi üzerindeki en temel hedefinin, İstanbul'u ele geçirmek olduğunu anlatıyor Said Halim Paşa.

    Sonra İngiltere ve Fransa'nın Irak ve Suriye ile ilgili emellerine değiniyor. Daha savaş başlamadan gerek Rusya gerekse İngiltere ve Fransa'nın emellerinin bilindiğini söylüyor.

    Savaş öncesinde Almanya ve İngiltere Osmanlı ile Musıl ve Bağdat'ta petrol çıkarmak için prensipte anlaşıyor ancak savaş patlak verince anlaşma yapılamıyor. Savaş öncesinde petrol için arayışa giren İngiltere savaş sonrasında uygun ortam bulunca petrol pastasını tek başına çöküyor. Bu durum Osmanlı Devleti tarafsız kalmış olsaydı da İngiltere'nin ilk göz dikeceği toprakların Musul ve Bağdat olmasının muhtemel olduğunu gösteriyor. Zaten Osmanlı Devleti savaşa giriyor ve 30 Eylül 1918'de ateşkes anlaşması imzalanmasına rağmen ateşkes anlaşmasından bir gün sonra İngiltere Musul'u işgal ediyor.

    Kitap, bugün İttihat ve Terakki ve yöneticileri Enver, Cemal ve Talat Paşalara yönelik ithamların kaynağının Damat Ferit Paşa olduğunu anlatıyor.

    Kitabın Son bölümlerinde ise Osmanlı Devletine karşı, Avrupa'nın dönemlere göre değişen yaklaşımlarını anlatıyor.

    Kitabın son bölümünü İstanbul'da tutuklanan ve mahkemeye çıkarılan Saİd Halim Paşa'nın, Osmanlı Devletinin savaşa girmesi konusunda yargılanmasını içeren mahkeme tutanakları oluşturuyor.
  • Talih Vahdettin'in büyük atalarından miras olarak aldığı yüce vazifelerini deruhte etmesine müsade etmemişti. Ülkenin kurtarıcısı ve İslâm'ın koruyucusu olmakla kazanabileceği şöhret ve şanın peşinden gitmektense milletinin ve dininin en azılı düşmanıyla iş birliği yapıp sefilce şahsi menfaatlerinin peşinde koşarak şerefini iki paralık etmişti.
  • Mustafa Kemal, Ali Fuat ve Rauf, askeri direniş fikrini ortaya atan ve ona ameli bir şekil veren ilk üç kişidir.
  • Sultan, orduda tesiri çok kuvvetli olan Mustafa Kemal Paşa'dan kuşkulanmaya başlamıştı. Paşayı İstanbul'dan uzaklaştırmanın yıllarını arıyordu ve onun da bu hislerinden haberdar olduğu konusunda endişe duyduğundan bizzat kendisi hususî bir görüşmede Mustafa Kemal Paşa için ihdas edilmiş ve son derece geniş yetkilere sahip Doğu Anadolu Sivil ve Askeri Umumî Müfettişliği vazifesini teklif etti.