Osman Çay

Osman Çay
@osmncy
Önemli olan sadece yaşamak değil, yaşarken yaşatmayı da bilmektir.
Yönetici
Doktora
Ankara
40 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Dünya üstünde demokrasileri zayıflatan en az yedi bela var: kutuplaşan siyasi partiler, yurttaşların birbirine güvenini kaybetme­si, azınlıkların toplumdan dışlanması, seçmenlerin ilgisini yitirmesi, yolsuzluk yapan siyasetçiler, vergi kaçıran zenginler ve son olarak da demokrasinin ciddi bir eşitsizlik üstünde yükseldiğinin farkın­dalığı.
Sayfa 315·Kitabı okudu
Reklam
Ramazan Bayramımız Mübarek Olsun.
Çanakkale Ruhunu Yaşatmak
Hayatlarının baharında Anadolu’dan, Rumeli’den ve İslam coğrafyasının dört bir yanından aynı duygu ve gaye ile Çanakkale Cephesi’ne koşan yiğitler Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde büyük bir destan yazmışlardır. Kanla ve canla yazılan bu destan sayesinde Çanakkale geçilememiş ve düşman boğazın serin sularına gömülmüştür. Çanakkale Zaferi sadece silahla değil; imanla, azimle, cesaretle ve fedakârlıkla kazanılmıştır. 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale’de elde edilen bu büyük zafer, sadece Türk Milletinin kaderini değil, dünya tarihinin seyrini de değiştirmiştir. O gün Çanakkale’de sadece bir savaş kazanılmamış, yok olmak üzere olan bir millet küllerinden yeniden doğmuştur. Türk Milleti bu zaferle, özgürlüğünden ve bağımsızlığından asla ödün vermeyeceğini dünyaya göstermiştir. Çanakkale Zaferi, millet olarak bir ve birlikte olduğumuzda her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğimizi açıkça ortaya koymuştur. Bugün bize düşen Çanakkale’deki o muazzam ruhu anlamak ve yaşatmaktır. İnsani ve ahlaki değerleri özümsemektir. Milli ve manevi değerleri korumaktır. Değişen dünyayı doğru okumaktır. Çok çalışmaktır. Adaletli olmaktır. Değer üretmektir. Yaşarken yaşatmayı düşünmektir. Farklı fikirlere ve görüşlere sahip olsakta yeri geldiğinde bir ve birlikte olmaktır. Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyete sahip çıkmaktır. Ülke olarak etrafımız ateş çemberi iken, dünyanın dört bir yanında zalimin zulmü devam ederken, zulüm karşısında mazlumlar inim inim inlerken bizler rahat ve rehavet içinde olamayız. Her birimiz üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getirerek, yurtta ve dünyada barışın ve huzurun tesis edilmesine katkıda bulunabiliriz. Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla
Daha Yaşanılabilir Bir Dünya İnşa Etmek
Günümüz dünyasında uluslararası kurum ve kuruluşlar neredeyse yok sayılmakta, kuralların yerini güç almaktadır. Gücü elinde bulunduranlar adeta güç zehirlenmesi yaşamakta ve tüm dünyaya meydan okumaktadırlar. Bu zalim kişiler menfaatleri doğrultusunda istedikleri ülkelere saldırmakta, binlerce masum insanın ölümüne neden olmaktadırlar. Büyük balığın küçük balığı yuttuğu bu vahşi dünya düzeninde çatışmalar ve savaşlar kaçınılmaz hale gelmekte, insan hakları ihlal edilmektedir. Bunlarla birlikte insani ve ahlaki değerler erozyona uğramakta, ahlaki çöküş gittikçe derinleşmektedir. Suç ve suçlu sayısında ciddi artışlar yaşanmakta, insan hayatı hiçe sayılmaktadır. Haram ve helal önemini yitirmekte, sevgi ve saygı azalmaktadır. Gösterişe ve şatafata daha çok önem verilmekte, bilinçsiz tüketim ve israf gittikçe artmaktadır. Doğaya ve çevreye büyük zararlar verilmekte, ekosistem bozulmaktadır. Siyaset millet için değil, menfaat elde etmek için yapılmaktadır. Adalet yasalara göre değil, emir ve talimatlara göre dağıtılmakta, adil olmayan kararlar alınmaktadır. Atama ve görevlendirmelerde liyakat göz ardı edilmekte, sadakat öne çıkmaktadır. Rüşvet ve yolsuzluk çığ gibi büyümektedir. Hakka değil, kula kulluk edilmektedir. İtirazın yerini, itaat ve biat almaktadır. Doğruya yanlış, yanlışa doğru denilmektedir. Çıkarları korumak için her yol mübah sayılmakta, milli ve manevi değerler oldukça fazla istismar edilmektedir. İnsanlar ayrıştırılmakta ve ötekileştirilmektedir. Hoşgörü iklimi yerini korku iklimine bırakmaktadır. Toplumun temelini oluşturan aileler dağılmakta, kardeşler arasına nifak sokulmakta, akraba ve komşuluk ilişkileri gitgide zayıflamaktadır. İnsanların birbirlerine olanı güveni azalmakta, yardımlaşma duygusu yok olmaktadır. Değer yargılarımızı, örf ve adetlerimizi
Kapitalistler ve komünistler insanları harekete geçirmek için iki yöntem olduğunu ileri sürerler: havuç veya sopa. Kapitalistler havuca (ya da paraya) güvenir. Komünistler ise sopadan (ya da ceza) yanadır.
Sayfa 283·Kitabı okudu
Reklam