Fransız Devrimi'ne kadar (1789) hemen hemen bütün devletlerde zorunlu çalışma vardı. 1800 yılına kadar dünya nüfusunun dörtte üçü varlıklı insanların emrindeki kölelerdi. Nüfusun yüzde 90'u tarımda çalışıyor, yüzde 80'den fazlası ise yoksulluk içinde yaşıyordu. Rousseau şöyle der: "İnsan hür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur."
Yerleşik hayata geçiş ve özel mülkiyetle birlikte insan tarihinde yeni bir devir başladı. Nüfusun %1'i %99'u baskı altında tutmaya başlamış, ağzı laf yapanlar kaptanlıktan generalliğe, kabile başından krallığa getirilmişlerdi. Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik artık çok gerilerde kalmıştı.
Bir köşede İnsanın yaradılıştan kötü olduğuna inanan karamsar Hobbes'u görüyoruz. Hayvani güdülerimizden kurtulabilmemizin tek yolunun medeniyetten geçtiğini söylüyor.
Diğer köşede ise derinlerde bir yerde iyi olduğumuzu ve tam tersine, medeniyetin bizi mahvettiğini düşünen Rousseau duruyor.