Hiroşima'daki nükleer patlamadan sonra üzerindeki giysilerin deseni kadınların tenine nakşolmuş, derler. Bir kadının sayısız kez bıçaklanarak öldürülüşünü izledim geçen gün. "Yardım edin" yakarışının perde perde soluşunu dinledim. O soğukkanlı kocanın bıçağını çekip kadının üzerine yürümesiyle birlikte orada bulunan herkesin nasıl ustaca sıvıştığına tanık oldum. Sonra da sustum. Tıpkı giysilerdeki çiçek motiflerinin ateşle tene nakşolması gibi, kadınlığın feryatları hepimizin ruhuna ateşle oyuluyor. Kadının kaybettiği bir savaşta kimsenin kazanma şansı yoktur. Yalnızca izliyoruz. "Ölüyorum, yardım edin" diye feryat eden bir kadının öldürülüşünü izlemekle ölüyoruz. Öldürülen her kadınla biraz da erkekliğimiz ölüyor. Ve biz susuyoruz. Kimseye söyleyecek bir sözümüz yok. Kimseye susacak bir sözümüz bile yok. Kendi kendimize susuyoruz. Kendi kendine susana da deli denir mi?
"Hoşça kal diyen geri gelmiyor Mecnun.."
Reklam
Sabah akşam "düşmanınızı" konuşursanız ona dönüşürsünüz.
Sayfa 50 - Yüksel Taşkın
İyi geceler
Takvimde yılın en uzun gecesi malumdur ama herkesin kendi uzun gecesi yüreğinde saklıdır.
Şehirler yıkılır, imparatorlar unutulur, çağlar değişir, fikirler dönüşür ama aşıklar ölmez.
Sayfa 17 - Elif Türkölmez
Biz de biliyoruz öğrettiler :)
"Kalk da yardım et bana!" diye bir affetme şekli var. Anneler iyi bilir!
Reklam
1.000 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.