m.

m.
@otekilerde
Kendi istemini kendi belirleyen ve her türden boyun eğmeyi reddeden herkes benim dengimdir.
Gece, karanlık bir örtü gibi iner şehrin üzerine. Sokak lambalarının titrek ışığı, suskun gölgeleri uzatırken, insan zihninde saklı kalmış anıları da gün yüzüne çıkarır. Sessizlik içinde yankılanan eski sözler, solmuş fotoğrafların hatırlattığı yüzler, hiç kapanmayan yaralar gibi sızlar ruhun derinliklerinde. Gece, unuttum sanılanları hatırlatır; hatırlattıkça ürpertir, ürperttikçe sessizliği derinleştirir. Ve insan, karanlığın içinde kaybolduğunu sanarken aslında kendi içindeki fırtınalarla baş başa kalır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Düşünceler bir yargıç gibi insanın karşısına dikilir. "Sen böyle birisin." derler. "Sen böyle hissettin, böyle düşündün, böyle yanıldın." İnsan kaçmak ister, kendini başka şeylerle oyalamak ister ama ne yaparsa yapsın, o yargı hiçbir yere gitmez. Çünkü insan kendinden kaçamaz.
Su gibi dökülüyorum, Bütün kemiklerim oynaklarından çıkıyor; Yüreğim balmumu gibi içimde eriyor. Gücüm çömlek parçası gibi kurudu, Dilim damağıma yapışıyor, Beni ölüm toprağına yatırdın.
Kendimi herkese karşı uzaklaşmış hissediyorum. Kimse bana ihtiyaç duyduğum yakınlığı ve güvenceyi vermiyor gibi. Aynı cevaplar, aynı sorular, aynı sohbetler.. Kendimi programlanmış bir robot gibi hissediyorum ve en önemlisi böyle olmayı sevip, kabullenmiş gibiyim.
Can, canım, cananım.