Gece, karanlık bir örtü gibi iner şehrin üzerine.
Sokak lambalarının titrek ışığı, suskun gölgeleri uzatırken, insan zihninde saklı kalmış anıları da gün yüzüne çıkarır. Sessizlik içinde yankılanan eski sözler, solmuş fotoğrafların hatırlattığı yüzler, hiç kapanmayan yaralar gibi sızlar ruhun derinliklerinde. Gece, unuttum sanılanları hatırlatır; hatırlattıkça ürpertir, ürperttikçe sessizliği derinleştirir. Ve insan, karanlığın içinde kaybolduğunu sanarken aslında kendi içindeki fırtınalarla baş başa kalır.