• Bebekler, kısa süreli anne yokluğunda bile depresyon belirtileri gösterirler.6 ayın sonunda anne bebeğinden birdenbire ayrılsa bebekte dindirilemeyen ağlamalar başlar.
    ...
    Bebeklerde depresyon uzun sürerse, otizm denilen bir çeşit çocukluk şizofrenisi ortaya çıkar.
  • Bize yeni bir umut lazım. Sınırların yerle bir edildiği bir dünyada iletişime inanmak zorundayız. Çünkü mağaralarda yaşamıyoruz. Sistem denilen şey, klavye başından yahut akıllı telefonlardan bizi bir alana hapsetmeye çalışıyor. 21. yüzyılın ilk hastalığı işte bu şekilde ortaya çıktı: Sosyal otizm. Beğenilmek hepimizin hoşuna giderken, beğenilmemek tedirginliği yaşamaya başladık. Yazdıklarımız, paylaştıklarımız, söylediklerimiz... Her biri gördüğümüz veya düşündüğümüz şeylere ortaklık edin diye. Tyler Durden'ın dediği gibi "bizler tarihin ortanca çocuklarıyız, ne bir savaş gördük ne de büyük yıkım" Şimdi en büyük hastalıkla başbaşayız, sosyal otizm. insanların içerisindeyiz, ama insanlar gerçek değil. Hepsi sosyal ağ adı verilen hapishanenin içerisinde. Foucault'un deyimiyle Panoptikon'a hapsolmuş durumdayız. Bize yeni bir inanç lazım! Dünyanın her hangi bir yerinde yaşayan insanla iletişim kurabiliriz. Fakat onu canlı canlı göremeyiz. Peki bu kadar hayalperest miyiz? Gerçekten onu, yanımızda hissedebiliyor muyuz? Hayal kurmak iyidir, Tanrı'ları eğlendiririz. Peki hayal aleminde yaşıyorsunuz diyebilir miyiz sözde gerçekçilere? Gerçekçi insanın sosyal ağlarda işi ne? Hepimiz bir arayış içerisindeyiz. En ilkel benlik dürtüsü olan seksten en gelişmiş duygu olan fikir alışverişine varıncaya kadar, herkes bir şeyin peşinde. Bize yeni bir söylem lazım! Sevişmenin suç, ilişkinin tabu, kadının elalem korkusu olmadığı bir dünyada, rengarenk bayraklarla gezen dostlarımızla birlikte, dans ile müzikle, kitaplarla mücadeleyle.. Bize yeni bir cephe lazım! Yan yana ayrı yazılır, sımsıkı durmak için. Her türlü toplumsal baskıya karşı ama o bizden değil demeden hayır demek için, özgürlük için, kurtuluş için, İLETİŞİM için bize yeni bir Hayal lazım.
  • https://hizliresim.com/r14nRP çok güzel bir proje, imkânı olan ve gerçekten ilgilenecek olan (yorumlarda birkaç anne geçen yıllarda ilgilenilmediğinden yakınmış) herkesin katılmasını isterim.
  • 'Gördüklerimi anaokulunda önüme verilen kalem boyalarla kağıtlara ve duvarlara, yani temel olarak boş bulduğum yüzeylere çizmeye başladım. Diğer herkesin de benim gibi olduğunu düşünüyordum. Bunun doğru olmadığını anlamam insanlarla onların diliyle iletişime geçmemin hemen peşine oldu. Anne ve babam tek çocukları olarak sorunlu biri olduğum gerçeğiyle dehşete düşmüşlerdi. Babam o zamanlar beni en iyi doktora götürebilmek için ekstra işlerde çalıştı ve annem sosyal hayatına ara vermek zorunda kaldı. Beni ‘yeniden’ ‘normal’ yapabilmek için saygımı kazanacak kadar fazla uğraştılar. Bunun benim için bir problem olmadığını anlatabilmek için küçük halimle direndim. Ne vardı yani insanların üzerinde kutup ışıkları gibi süzülen renk haleleri görüyorduysam? Psikologlar, psikiyatrlar, otizm teşhisleri, din adamları, şizofreni ilaçları ve hatta göz doktoru. Sonuçta da sinestezi… Bütün bunlara göğüs gerebiliyordum ama anne ve babamın git gide yorulduklarını ve umutsuz bir hal aldıklarını görünce sırf onları daha fazla üzmemek için ilkokulun üçüncü yılında bir sabah uyanıp artık renkleri göremediğimi söyledim. O kadar sevindiler ki annem kocaman bir pasta yapıp aynı günün öğleninde bütün aileyi evimizin arka bahçesine topladı ve küçük bir parti düzenledi. Durumumdan haberdar bütün aile üyeleri, tuhaf kuzenlerim, teyze ve amcalarım sanki lotoyu tutturmuşum gibi beni tebrik edip mutluluklar dilediler. Hiçbir doğum günüm o günkü kadar hareketli geçmemiştir herhalde.'
    Wattpad'de yayınladığım 2.roman olan 'Renkleri Gören Kız'ın ana karakteri Mia, kendisini böyle anlatıyor. Üniversite öğrencisi olan bu genç yetişkinin hayatını bütün utanç verici, eğlenceli ve romantik anlarıyla anlattığı romanı ücretsiz olarak okuyabilmek için linke tıklayabilirsiniz. Şimdiden iyi okumalar :)
    Not: Yorumlarınızı okumaya sabırsızlanıyorum!
    https://www.wattpad.com/...kleri-g%C3%B6ren-kiz
  • "" Bir körün bir sağıra 'seni seviyorum' demesidir Aşk'' diye bir arkadaşın paylaşımına denk geldim. Art niyetli değildi biliyorum. Ancak bu şekilde ki etiketler engelli olanların engelini yüzüne vurmak gibi oluyor kör, ama, sağır, geri zekalı söylemlerini bu yüzden itici buluyorum bunların yerine görme engelli, işitme engelli, zihinsel yetersizlik, kavramlarını kullanmak daha hoş olurdu. Hatta alanyazında otistik kelimesi yerine otizm spekturum bozukluğu kullanılması en güzel örnek. Rampalar yetersiz görme engellilerin yolu olan sarı şeritlerinin ortasına dikilen ağaçlar var evet bari adlandırmalarını doğru yapalım.
  • Otobüsle okula giderken peş peşe 4 kırmızı araba gördüm bunun anlamı o günün iyi bir gün olacağıydı.

    Kitabı okumadan önce Otizm ile ilgili araştırma yazısı ve makale okumanızı tavsiye ederim, bu şekilde kitabın etkisi kafada daha iyi oturacaktır.

    Kitap, 15 yaşında otizm belirtileri gösteren Christopher'in bir cinayeti çözme serüvenini anlatıyor.
    Kitabı, Matematik dehası olan ve astronot olmak isteyen Christopher'İn anlatımıyla okuyoruz. Otizmli bir çocuğun dünyaya bakış açısını, duygu ve düşüncelerine tanıklık ediyoruz, onun penceresinden dünyaya bakıyoruz.
    Her okurun hayatında en az bir defa okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
    Peş peşe 4 kırmızı araba görüp iyi bir gün geçirmeniz dileğiyle.. Keyifli okumalar..
  • Sacks, şahit olduğu bir olayı şöyle anlatır: “Bir gün masalarında duran bir kibrit kutusu yere düşüp kibritler yere saçıldığında ikisi de birden yüz on bir diye bağırdılar… Nasıl bu kadar çabuk saydınız diye sordum. Saymadık, gördük, dediler.”