"Her bunalım kişinin daha önce inandığı şeye inanmamasıyla başlar.." Otorite, Richard Sennett
Selçuklu Ailesi İçindeki Huzursuzluklar ve Süleyman Şah'ın İntiharı
Selçuklu ailesi fertleri arasında yer yer bazı huzursuzlukların ortaya çıktığına daha önce işaret etmiştik. Melikşah'a karşı isyan eden aile fertleri arasında kardeşi Tekiş'in de bulunduğunu ifade etmemiz yerinde olacaktır. Birincisinde afvedilen Tekiş (1081/82), ikinci isyanında gözlerine mil çekilerek (2 Ekim 1085) bertaraf edilecektir. Devletin başındaki en büyük otorite olarak Melikşah'ın her çeşit başkaldırıya müdahale ederek, huzur ve güveni tesis etmesinin en önemli görevlerinden biri olduğuna şüphe yoktur. Nitekim iki Selçuklu şehzadesi Suriye Meliki Tutuş ile Süleymanşah'ın Halep civarında Aynu Seylem'de muharebe edip, sonucunda Süleymanşah'ın mağlub olarak intihar etmesi üzerine (Haziran 1086), bu habere çok üzülen Melikşah, Eylül 1086'da ileri gelen kumandanlarıyla birlikte ve büyük bir ordu ile İsfahan'dan ayrılmıştır.
Reklam
Kalp sağlığını bozan bir diğer davranış da insanın te menni denizinde yolculuğa çıkmasıdır. Temenni, sahili ol mayan bir denizdir. Bu, iflas eden kimselerin yolculuk ettikleri denizdir. Bu nedenle "Temenni, müflislerin sermayesidir." denilmiştir. Bu denizde yolculuk yapanların eşyalan, şeytanın kandırmalarından ve gerçekleşmesi imkânsız beklentilerden ibarettir. Asılsız hayal ve yalancı umut dalgaları bu geminin yolcularıyla, köpeklerin leşlerle oynadığı gibi oynar. Bu tür hayal ve ümitler, dış dünyadaki somut gerçekleri elde etme amacından yoksun, sadece zihnin sınırlan içine hapsolmuş umutların peşinden koşan, aşağılık ve sefil insanlann sermayesidir. Bunların her birinin kendine göre bir hayali ve temennisi vardır: Kimi otorite ve güç sahibi olmayı, kimi dünyayı gezip dolaşmayı, kimi servet sahibi, bir zengin olmayı, kimi kadın ve uşaklarının olmasını ister. Onları hayalinde canlandıır; kendini onları elde etmiş gibi hayal eder ve bunların zevkini çıkarmaya başlar. Derken bu hayali dünyadan birdenbire uyanır ve kendi gerçeğiyle karşılaşır.
Meclis vatandaşı temsil edemiyor, devletin doğruları konusunda sentez yapamıyor. Türkiye'de otorite konumunda olan kişilerde paranoid bir hâl var. Türkiye'yi yönetenler halka güvenmiyor. Devletin otoriter yaklaşımı, kendine güvenmeyen, aşağılık kompleksli bir topluluk yaratıyor.
Sayfa 176 - Timaş YayınlarıKitabı okudu
Duygulara karşılık olarak aklın mıntıkasını seçen erkekler, kendilerini otorite pozisyonuna konumlandırır.
YÖN YİTİMİ – ANOMİ
Toplumları bir arada tutan ilkeler parçalanıp, kültür, etik, adalet gibi insanlığa dair tüm üst değerler yok edildikçe, ne çok şey yitirdiğimizi görebiliyor musunuz? Giderek daha fazla insan, hayattan hiç zevk alamadığını söylüyor… Daha fazla genç, geleceğe dair hiçbir umut beslemiyor… Ve çoğumuz, içinde bir şeyler yapmak için motivasyon
Reklam
Resuller ve nebiler, yetki ve salahiyeti Allah'tan aldıkları için dinde sınırlı düzeyde yetke sahibi veya yetkilidir. Çünkü onlar, Allah'ın irtibat kurduğu kimselerdir ve "Rabb'in risåleti"ni üstlenmiş kişilerdir. Vahiy almaları bakımından, sınırları ve amacı belirlenmiş dinî bir salahiyete, yetkeye sahiptirler. Ali Bardakoğlu'nun da belirttiği gibi; din Hz. Muhammed ile tamamlanmış ve ondan sonra "kimseye Allah adına, kutsal adına söz söylemek hakkı ve aracılık yetkisi verilmemiştir. Buna rağmen vahiy almakla ayrıcalıklı bir yetkiye sahip Hz. Muhammed'den sonra, dinî, siyasi ve hukuki yetkinin ken- dilerine verildiği iddia edilen çeşitli egemenlikler türemiştir. Halbuki "vahyin doğruladığı ve onayladığı, tek dinsel otorite" vahiy alan peygamberlerin sahip olduğu otoritedir. Şia'nın imam- mehdiye atfettikleri "vilayet", sufiliğin veli-evliyaya atfettikleri "velayet" insanlar tarafından sonradan oluşturulmuştur. Bunlar Hz. Muhammed'in sınırlı otoritesini geride bırakan mutlak egemenlik türlerine dönüşmüştür.
Sayfa 163 - İSTANBUL YAYINEVİKitabı okuyor
YÖN YİTİMİ – ANOMİ
Toplumları bir arada tutan ilkeler parçalanıp, kültür, etik, adalet gibi insanlığa dair tüm üst değerler yok edildikçe, ne çok şey yitirdiğimizi görebiliyor musunuz? Giderek daha fazla insan, hayattan hiç zevk alamadığını söylüyor… Daha fazla genç, geleceğe dair hiçbir umut beslemiyor… Ve çoğumuz, içinde bir şeyler yapmak için motivasyon
266 syf.
8/10 puan verdi
·
Beğendi
·
4 günde okudu
6 kısım ve 14 bölümden oluşan bu kitap isminden anlaşıldığı gibi yalnızca Arapların değil; Türklerin, yer yer de Frenklerin gözünden "Haçlı Seferleri" anlatılıyor. Tarihî bir kitaptan ziyade olay örgüleriyle süslenmiş bir belgesel gibiydi. Yalnızca bilgi vermeye odaklanmadan anlatışı ile sıkılmadan okunabilir. Sade dil ve üslûp
Arapların Gözünden Haçlı Seferleri
Arapların Gözünden Haçlı SeferleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20221,657 okunma
Bir yetişkinin yapabileceği en büyük hata, kurmak istediği güçlü otorite nedeniyle tüm iletişim yollarının kapanmasına neden olmaktır.
Reklam
“Yine yanılıyorsun evlat. Bu odanın içinde kanun falan yok. Sadece sen ve ben. Tüm dünyası bu duvarlardan ibaret olan senin için tek otorite benim. Eğer istesem seni hemen şuracıkta öldürebilirim.”...
Sayfa 141 - Blake CrouchKitabı okuyor
Kimi ana babaların fantezisi, sahip oldukları her çocuğun mükemmel olacağı, yalnızca onların hal ve hareketlerini yansıtacağı yönündedir. Çocuk eğer vahşi huylu olursa, ne yazık ki, ana babanın yineleyen psişik cerrahi girişimlerine tekrar tekrar maruz kalabilir, çünkü çocuğu yeniden yaratmaya, ruhunun ondan istediği şeyleri değiştirmeye çalışırlar. Ruhu görmeyi istese de, çevresindeki kültür görmemeyi gerektirmektedir. Ruhu gerçeği söylemek istese de, suskun kalmaya zorlanır. Çocuğun ne ruhu, ne de psişesi buna uyum gösterebilir. Hangi tarz otorite tanımlarsa tanımlasın, "uygun olmaya zorlamak çocuğu uzaklaştırır, yeraltına iter ya da bir beslenme ve huzur yeri bulmak için uzun süre dolaşıp durmaya sevk eder.
Müslüman çoğunluk aldatılabilir, müslüman çoğunluğu hedefi bulandırabilir ama Türkiye'de müslüman çoğunluğa İslam dışı bir misyon yükleyecek ve onu kendi amaçları uğruna kullanıp saf dışı edebilecek bir otorite yoktur.
Einstein'ın dediği gibi: "Bir insan, bir günde 15 dakika bir konu üzerinde çalışsa bir yıl sonra o konuyla ilgili çok ciddi derecede bilgi sahibi olur. Aynı kişi bir konuyla ilgili olarak her gün 15 dakika çalışsa, beş sene sonra o konu ile ilgili bir otorite olur, söz söyleyecek konuma gelir."
Luther: Katolik Tenkidi (!)
Orta Çağ'da kilisenin dini alanın yanında, sivil alanda da otoriter bir güç olarak ortaya çıkması ve siyasal, askeri ve ekonomik alanda örgütlenmesi, reformistlerce şiddetle eleştiri konusu yapıldı. Örneğin Luther, papalığın yüzyıllar boyu sürdürdüğü yapısıyla hem Tanrı'nın hem de dünyevi iktidarların egemenlik alanına tecavüz etmekte
Sayfa 112 - İsam YayınlarıKitabı okudu
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.