Abdullah Okur, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

Politakaya Yön Veren İki Gerçek
Otorite ile hürriyet.. politikayı özetleyen iki zıt mefhum. Çatışıyorlarsa, toplum rahatsızdır; aralarında ahenk kurulmuşsa, mutlu. Otoriteyi yıkmak, anarşiye yol açmaktır. Hürriyeti kaldırmak, toplumu bir veya birkaç kişinin sömürüsüne terketmektir. Demek ki insanlar ne hürriyetten vazgeçebilirler, ne otoriteden. Ama bir hakikatı da unutmamalıyız: Hürriyetin tek desteği var: hak.. Otorite hem kuvvete dayanır, hem hileye. Yani hürriyet daima tehlikelidir.

Mağaradakiler, Cemil Meriç (Sayfa 200)Mağaradakiler, Cemil Meriç (Sayfa 200)
Acemi Okur, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okuyor

Bir polisin senin hayatını karartmasının acısını hep bana ödettin. Sevgisizliğinle, hayatta olmana rağmen beni babasız bırakmakla. Ben bu yaşıma kadar baba kelimesinin karşılığını hep korku, otorite, ulaşılmazlıkla eşdeğer bilerek büyüdüm. Bu evin duvarları hiç benim çocuk kahkahalarıma tanık olmadı. Ne zaman çocukça bir şey yapmak, evin içinde koşup oynamak, arkadaşlarım gibi şakalar yapmak istesem susturuldum.

Gavurun Dölü, Candan ÖzerGavurun Dölü, Candan Özer
Cem Eren, bir alıntı ekledi.
Dün 13:20

"...yanılmazlık da yanılabilir. Her türlü inançta aldanma payı vardır; bir yasa konuştuğunda son söz söylenmemiş olabilir; toplum kusursuz değildir; otorite dalgalanmalarla, kararsızlıklarla, sarsılmaz olan da çatırtılarla dolu olabilir; yargıçlar da insandır. Yasalar yanılabilir; mahkemeler de aldanabilir!"

Sefiller, Victor Hugo (Sayfa 1599)Sefiller, Victor Hugo (Sayfa 1599)
SosyologÇa, bir alıntı ekledi.
Dün 00:19 · Kitabı okuyor · Beğendi

“Bir entelektüel için gerçekten sürgün olan biri kadar marjinal ve yabancı olmak, otorite ve güç sahibine değil gezgine, alışkanlığa değil geçiciliğe ve rizikoya, otoritenin belirlediği statükoya değil yeniliğe ve deneye duyarlı olmak demektir. Sürgünsoylu entelektüel cüret ve küstahlığa açıktır, alışılmışın mantığına değil, değişimi ve hareket halinde olmayı temsil eder, olduğu yerde saymayı değil.”

Entelektüel, Edward Said (Sayfa 106 - Ayrıntı yay)Entelektüel, Edward Said (Sayfa 106 - Ayrıntı yay)
Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
19 May 17:55

YUNANLILARA EN ÇOK NE BORÇLUYUZ?
Uygarlığın Yunanlılara en çok hangi bakımdan borçlu olduğu sorulunca, her şeyden önce ve en
doğal olarak, onların edebiyat ve sanattaki yüksek başarılar, akla gelir. Fakat bu soruya, Yunanlılara
karşı en derin şükran borcumuz, onların düşünce ve tartışma özgürlüğünün ilk yaratıcıları
olmalarından dolayıdır, yanıtı verilirse daha doğru olur. Çünkü düşünce özgürlüğü, onların yalnız
felsefi düşüncelerinin, bilim alanındaki görüşlerinin, siyasal kurumlardaki denemelerinin ana koşulu
olmakla kalmamıştır. Edebiyat ve sanatta erdikleri yüksek aşamanın da başlıca koşulu olmuştur.
Örneğin, Yunan edebiyatı yaşamın özgürce eleştirilmesi olanağından yoksun kalsaydı, bu
üstünlüğüne eremezdi asla. Fakat onların yarattıkları yüksek eserler bir yana bırakılsa, hatta onlar
insani faaliyet alanının büyük bir bölümünde ortaya koydukları akla hayret verecek şeyleri yapmamış
olsalardı bile, sadece özgürlük ilkesini kabul etmiş olmaları ile de insanlığın velinimetleri arasında
en yüksek mertebeye çıkabilirlerdi; çünkü insanlığın ilerleyişinde en büyük adımlardan biri o
ilkedir...
Klasik eski tarihi -eski Yunan tarihi kastediliyor- toptan bir bakışla gözden geçirirsek, düşünce
özgürlüğünün, o devirlerde bir çeşit solunan hava gibi olduğunu görebiliriz. Bu özgürlük o kadar
doğal sayılırdı ki, hiç kimse onunla uğraşmazdı. Gerçi, Atina’da yedi sekiz düşünür inanç
ayrılığından dolayı cezaya uğradı. Fakat bunların birkaçının, belki de çoğunun cezaya uğramasında
inanç ayrılığı bir bahaneden ibaretti... Eğitim görmüş Yunanlılar, hep hoşgörü sahibi insanlardı;
çünkü aklın dostu idiler. Ve ondan üstün hiçbir otorite tanımazlardı. Düşünceler zorla değil,
kanıtlama ve tanıtlamayla kabul ettirilirdi; hiç kimseden, “Gökler Saltanatı”na küçücük çocuklar gibi
inanıvermesi ya da zekâsını -yanılmazlığı ileri sürülen- bir otorite önünde secde ettirmesi
istenmezdi...
(John Bury, Düşünce Özgürlüğünün Tarihi,
çev. D. Bartu, İstanbul, 1978)

Uygarlık Tarihi, Server TanilliUygarlık Tarihi, Server Tanilli
@bidolukitappp, bir alıntı ekledi.
19 May 12:24 · Kitabı okuyor · Beğendi

Monarchia
"Esinilmiş gerçekler sayesinde insanları ebedi hayata götürecek olan Papa ve felsefi uyarıları izleyerek onları fani mutluluğa iletecek olan İmparator."
Bu iki otorite aralarında anlaşmalıdır.İnsanların barış ve huzur içinde yaşamaları için böyle olması gereklidir.

İlahi Komedya - Cehennem, Dante Alighieri (Sayfa 32)İlahi Komedya - Cehennem, Dante Alighieri (Sayfa 32)
Şeyda, bir alıntı ekledi.
19 May 09:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"...Kurumlaşmış ve gittikçe kök salmış bir otorite , zayıfların gözünde sınırsız bir güce sahiptir, ona boyun eğer ve ona katlanırlar. Zorbaların ağır suçları karşısındaki halkın şaşılacak denli sabrı bundan kaynaklanır. Zalimlerin dünyaya hükmetmeleri , sözde erdemleri yüzünden değil , mazlumların yüreksizliğindendir. "

Hayaller ve Yollar, Panait Istrati (Sayfa 51 - Kuzey Işığı)Hayaller ve Yollar, Panait Istrati (Sayfa 51 - Kuzey Işığı)

Afganistan'ın Sovyetler tarafından işgal edilmesiyle devlet parçalanınca, oluşan otorite boşluğunu dolduran çeşitli güç odaklarının mücadelesini ve tüm bunların baskısı altında bozulan sosyal/toplumsal yapıyı, çürüyen ahlak değerlerini, radikal dini grupların hayatı alabildiğine zorlaştıran kararlarında kadın kimliğinin dönüşümünü; kurgunun odağındaki iki kadın karakterin 1959-2003 arası yaşantılarında yüreğimizi eze eze anlatan, vicdanımızı acıtan, bügün ve geçmiş arasında anılar-hatıralar desteğiyle oldukça iyi örülmüş, gerçekçi güzel bir roman.
Okuyun ve üzülün.

Cüneyt Kaya, bir alıntı ekledi.
17 May 00:43

Sanki iktidar, bilekleriyle dirsekleri arasındaki kabaran kaslarına yerleşmişti. Sanki otorite, küçük bir maymun gibi omuzuna tünemiş, kulağının dibinde geveze geveze konuşuyordu.

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 183 - Türkiye İş Bankası 30. Basım)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 183 - Türkiye İş Bankası 30. Basım)
Ebru, bir alıntı ekledi.
 16 May 23:29 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Otorite bireyin belli kodlar ve normlar içinde hareket etmesini gerektirir. Norma uymayan grup üyesi, eleştirilir, uyarılır, standartlaşmış bir fiziksel tacize uğrar ya da gruptan dışlanır. Bu durum otoritenin duygusal bağlayıcılı­ğın bir göstergesi olup otoriter-otoriteryen kişiliği ilişkisini yaratır. Otoriteryen ise, otoriteyi olumlayan anlamına gelmektedir yani otoritenin nesnesi durumundadır, yönetilendir. Otorite ve bireysel psikoloji üzerinde duran Frankfurt Okulu'nun temsilcilerinden olan Horkheimer'a göre otoriter kişilik ise, uzlaşımsal değerlere kör bir bağlanma ya da teslimiyet; otorite karşısında kör bir itaat ve hemen yanı sıra, muhaliflere ve grubu dışındakilere karşı kör bir nefret ve husumet; kendi içindeki duygu ve düşüncelerin ne olduğunu yoklamaktan kaçınmak; katı, stereotipileşmiş (kalıplaşmış) bir düşünme tarzı, kendi içindekilerini dışındaki nesnelere yansıtmadır. Bu anlamda ortaya konulan bir kavram olarak "Otoriter Kişilik Sendromu" hoş görmezlik, otoriteye boyun eğme, milliyetçilik, kurallara körü körüne bağlanma, dogmatiklik, sevgi yerine kuvvet ilişkilerine değer verme, tutuculuk, ayırımcı önyargı ve benmerkezcilik gibi özellikler dinamik bir organizasyon içinde birleşirler. Bireyin politik, ekonomik ve sosyal kanıları çoğunlukla sanki bir zihniyet veya ruh tarafından bağlanmış gibi, geniş ve kaynaşmış, bir örüntü meydana getirir ve bu örüntü onun kişiliğinin derininde yatan yönelişlerinin de dışa vurumu haline bürünür.

Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 190 - Anı Yayıncılık)Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 190 - Anı Yayıncılık)