Esther bir üniversite öğrencisi, yazarlık bursu ile New York’a dergi stajı yapmaya gidiyor. o şehir ona iyi gelmiyor. kendine koyduğu amaçtan sapıyor,gitgide de mantığı azalıyor. evine dönünce yaşamı ona ağır geliyor. içsel bunalımı sonunda akıl hastanesine yatıyor.
Esther karakteri depresyonun o ruhsuz, duygusuz halini öyle iyi yansıtmış ki. insanın kanı donar ya çünkü… sürekli aynı hevessiz gözler, her şeyi hep aynı gözlemler, renksiz bakar.
depresyonun diğer hallerinden pek bahsetmemiş yazar. karakterin ağladığını hatırlayamadım mesela şimdi. depresyonun son evresinde biri Slyvia/Esther. böyle yazdım çünkü yazar kendisinden çok paye vermiş demek hafif bile kaçar.
en sonda akıl hastanesinde elektroşoklar yemiş, dr. ile sohbetini genişletebilmiş Esther, yönetim kurulunun yanına giriyor. hastaneden ayrılıyor. ama bu demek değil ki hissettiği sıkışık fanusun camı eridi. yalnızca hava girmişçesine bir his ile ayrılıyor.