“İbrahim, kırılmak puttan eskidir, bilmiyorsun.
Bilmiyorsun yakmayınca ateş seni
Burada yangınlar ne turuncu ne zebercet ne ah u figan
Göğ yarıklarından yağmur taşıyor gözlerime
Boşluk ve devletle hüzün yetiştiriyorum
Ayağımı bir suya takılı halde gülenler beni
bilmiyor oysa
Şurama dayanıyorum İbrahim, bütün kemiğimle bıçağa”
“gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak ”
“Umut karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka ne ki? Yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi içine alan kocaman bir yanılsama. Değil mi yoksa?”