• 144 syf.
    "On beşime geldiğimde karşılıksız bir aşka tutuldum ve bunun acısıyla bir ton sirke içerek romantik bir yoldan intihar
    etmeyi düşledim. Aşkımdan intihar etmenin beni mezarımda uçuk ve ilginç, solgun ve şiirsel göstereceğini düşün-
    müştüm; ama on altıma geldiğimde daha görkemli bir ölümde karar kıldım. Ölene kadar dans edecektim.

    Özgürlük ve adalet uğruna adanmış bir hayat , anarşizmin öncülerinden Emma Goldman~
    Etkinlik vasıtasıyla okudum her zaman ki gibi !bilinçli olarak seçilmese de iyikide okudum dediğim kitaplardan ,sayfa sayısı sizi yanıltmasın hem içeriği zengin hemde göz ardı edilen sorunlara dokunmuş yazarımız!
    Anarşizm; özel mülkiyet toplumda baskı kaynağı ve devleti onun bir aracı olarak gören bunların ortadan kalkmasıyla insanın özgürleşeceğini öne sürer.
    Tanımıyla başladım çünkü toplum olarak bu tür kelimere karşı hep önyargıyla yaklaşıyoruz.
    Mesela benim femnizmi bu zamana kadar erkek karşıtı bir hareket olarak sanmam gibi,önce kendimi eleştirmeliyim ki iğneyi kendime çuvaldızı başkasına batirabileyim degilmi ama!

    Çocukken ne kadar güzelse hayat büyüdükten sonra okadar acı oluyor çünkü bizimle beraber günahlar ve yasaklarda çoğalıyor ve biz büyüdükçe kelepçelerimizde bizimle büyüyor.
    Toplumun , ailenizin bakışları değişiyor , hareketlerinizle ve giyim kuşamınızla göze batmaya başlıyorsunuz.Okurken hayal kırıklığı yaşadım :-(yaşadığım hayatla yüzleştim,bazen farkında olmasamda ne çok şeyi göz ardı etmişim öyle, tabi yazara da hayran kaldım kendine sunulan hayattan ziyade kendi yolunu belirlemesi büyük cesaret gerçekten:-|
    Neyse kitap yazarın görüşlerinden oluşuyor ben bazılarını belirticem sadece, size tavsiyem okurken önyargınızı bir köşeye koyup okumanız çünkü görüşleri katı gelebilir bizim yaşadığımız topluma aşırı ters!

    Evliliğe karşı çünkü toplumun ve baştakilerin evlilige yaklaşımıyla, kendisinin birliktelik anlayışı pek örtüşmüyor ,kadının toplumdaki yerini düşününce hak veriyor insan çünkü kadına sadece bir beden yada çocuk sahibi olmak için bir adım olarak görüldüğü için hak veriliyor ister istemez ,bu şekilde düşünmeyenler üstüne alınmasın ama bu böyle kimsede kusura bakmasın!
    Bebekliginden beri evlilik hayaliyle büyüyen kız çocugu evlenip çocuk sahibi olduğunda beklentileri de karşılanmadığında hayal kırıklığına uğruyor ve boşanma davaları da kacılmaz oluyor tabi, olan kadın ve çocuğa oluyor herzamanki gibi!
    Hep savunmasız ve haksız kadınlardır ne koşulda olursa olsun ,negatif olmak istemem ama sorunları dile getirmemek o sorunun olmadığı anlamına gelmez ne kadar bilinçli olursak okadar güçlü dururuz hayatta!
    Toplumsal sorunlara yaklaşımlarına gelirsek sorunu çözmek yada derinine inmek yerine yasaklar konup maddiyata çevriliyor ve buda şehir eskiyalarına fırsat veriyor, ver parayı çık dışarı aynen durum bu!
    Çünkü kapitalist sistem bunu gerektiriyor bu sistemin ayakta kalması için her türlü parasal durumun ülkede barınması gerekiyor.
    Dönder çarkı kimse duymasın hesabı oh ne güzel ,ben uydurdum şimdi oldu sanki neyse benden bu kadar sağlıcakla kalın:-)etkinliği yapan oblomov klonuna teşekkür ederim

    İyi okumalar:-)
  • Bazen dönüp bakıyorum
    hayatıma ,
    Mutsuz oldugum zamanlar
    mutlu oldugum
    zamanlardan daha fazla
    sanki....
    Sence de öyle
    değilmi...?
  • Hatırlamak için bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır.
    Öyle değilmi yoruma gelin düşüncelerinizi merak ediyorum .
  • https://youtu.be/xhiqDum5LY8
    Cem Karaca - Ceviz Ağacı
    Nazım Hikmet canım
    Sevgili Nazım
    olmazdı değilmi?
    Sözler
    İyiki doğdun
    Varsın öldün desinler
    Yine bugün
    Boşverelim biz onları
    Biz bilelim
    Can buluyorsun ya gözlerimin önündeki sayfalarda aklıma girip düşüncelerimi etkiliyorsun ya şu nağmelerle
    Varsın öldü desinler
    İyiki doğdun
    Biliyorum ölmediğini sayfalarda izin
    Gönlümde yerin olduğu sürece
    Susalım öyle sansınlar
    Öyleyse şarkıya devam edelim
    Hangi şarkıyı söyleyelim
    Ceviz Ağacını değilmi?
    Sen söyle ben dinleyeyim
  • Bir Allah dostu, “nasılsınız” sorusuna her defasında , “şükürden âciz” cevabını verirmiş.
    Hikmetini sormuşlar;. “Ettiğim şükür, aldığım nefese yetmiyor.” buyurmuş...
    Şükretmek için ne kadar cok sebebimiz var öyle değilmi ?
  • 544 syf.
    ·10/10
    KRISTIN HANNAH' ın Bülbül kitabını okuyalı uzun zaman oldu. Yanılmıyorsam 2017 yılının Haziran ayıydı. Öyle güzel havalarda böyle bir kitap okunur mu? deneyin. Valla öyle yaptım ve okudum. Sonuç mu? Kullanıcı adımdan da anlaşılacağı üzere okadar etkilendim ki anlatamam. Kadınların acıya dayanma eşiği ile erkeklerin'ki farklıdır bilirsiniz.Bu kitapta bunu bir kez daha anlıyoruz.Erkekler alınmasın lütfen bu bilimsel bir gerçek.Ben demiyorum yani :) Acı bizi öldürmüyor. "Kimseyi öldürmez " dediğinizi duyar gibiyim.Ama kadınlar pes etmiyor, dağılmıyor, pes etmeden devam ediyoruz. Işte tamda böyle iki kadın çıkıyor Bülbül 'de karşımıza ; kocası savaşa katılmış bir Anne, savaşın ortasında tek başına kalmış bir kız... Ve savaş başlıyor ! Bu savaş cephe de değil, o zaten tüm yakıcı gücü ile devam ediyor. Bu hayatta kalma,karnını doyurma, izini kabettirme ve iz bulma savaşı. Anne kucağı sayılan "abla" sını bulabilme savaşı. Açlık,sefalet, korku ,azim, inat ve dehşeti gören gözler... pek tabi gecenin karanlığında, çamurlu yollarda... hastalık, açlık ve " aşkı" da görüyor. Herseye rağmen...
    Ben bu tarz kitapların biz kadınlara bir nevi savaş sanatı da öğrettiğini düşünüyorum. Nasıl bir sanat derseniz; hayatta kalma,açlık la baş etme, korku ve yoklukla baş etme sanatı.
    Efendim sözün kısası okuyun ve okutun çevrenizdekilere, çocuklarınıza. Vian ile kızının ve Issabel ' in özgürlük ve hürriyet için neler yaptıklarını, neleri göze aldıklarını. Isabelle sen nekadar cesurdun öyle. Ispanya dağlarından yürüyerek aşırdığın Amerikan pilotlarını,sahte ismi ile tezat bir cesurluk ile. Isabelle Amerikan pilotlarını kaçırırken gizli teşkilatları ona Rossignol adını vermişti. Fransızca da " Bülbül " anlamına gelmektedir. İnsan bu isimli bir kadını naif,narin bir kadın olarak bekliyor değilmi? Ama öyle değil tabiki ...müthiş mücadele ve cesaretle muvaffak oluyor amacına,fakat yakalanıp ,eziyet ve işkence görüp, sürgün kampına gönderiliyor.
    Vianna; bir kadının yaşaya bileceği en korkunç psikolojik şiddeti yaşıyor. Alman subayı ile aynı evde yaşamak zorunda kalıyor. Zaman geçiyor ve her şey değişiyor...kocası dönüyor... fakat artık hiçbirşey aynı olmayacaktır ! Çünkü yaşamların üzerinden koskoca bir savaş geçiyor..!
    Bülbül 'ü okuyun dedim ama sadece bülbül ile kalmayın " Erik Ağacı " nı da okuyun. Yazarları farklı fakat birbirinin devamı gibi kitaplar. Mümkünse peş peşe okuyun derim .
  • “Berlin’de yalnızsınız, değil mi ?” dedi.

    “Ne gibi ?”

    “Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir haliniz var ki...”

    “Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin’de değil... Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri...”

    “Ben de yalnızım dedi. Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak, “Boğulacak kadar yalnızım !” diye devam etti. “Hasta bir köpek kadar yalnız...”