Tanrı İbrahim’i sınadı ve ona şöyle dedi : biricik oğlunu sevdiğin biricik oğlun İshak’ı yanına al. Moriya bölgesine git. Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakılacak kurban olarak sun.
Kitap bu cümlelerle başlar ve ardı ardına yazdığı dört hikaye ile farklı neden-sonuçlara götürür bizi.
“Zaman geçiyordu, olasılık duruyordu, İbrahim inanıyordu. Zaman geçti, umut saçma bir şey oldu, İbrahim inandı.Ve dünyada umudu olan bir insan görüldü. Zaman geçti ve alacakaranlık gözüktü ve bu insan umudunu reddetme alçaklığını göstermedi kesinlikle ve hiçbir zaman unutulmayacaktır” cümleleriyle İbrahim’ olan övgüsünü dile getirir.
İskender Pala aklımda hep taraflı bir yazar olarak kalmıştır. Lakin bu kitaplarını kalitesiz ya da okunmaz yapmaz. İçinde tarih olan bir metin ya da roman yazıyorsan tarafsız olmak çok güç, bunu başarabilen çok az insan var. Yazar mutlaka kendi ideolojisini kitaba yansıtıyor. Kitaba gelecek olursak evet duygulu, içten fakat taraflı bir anlatım diye özetleyebilirim.
Khaled Hosseini adını duyduğunuzda etkilenmemeniz mümkün değil. Bin Muhteşem Güneş kitabında Afganistan’da yaşanan acılara tanık olup o acıyı iliklerinizde hissedeceksiniz. Erken yaşta kadın olmanın verdiği yükü, çocukluğunu, gençliğini yaşayamamanın hüznünü sanki Afganistan’da yaşamış, bu olaylara birebir tanık olmuşçasına hissedeceksiniz.
Oral Sander, tamamen tarafsız bana tarihi sevdiren adam.. İlkçağ'dan 1918'e kadar dünyada olup biten her şeyi hem tarihsel, hem sosyolojik ele alan harika bir kitap.. Bir tarih kitabı okurken hiç mi sıkmaz, evet sıkmıyor. 1918-1994 yılları arası tarihsel dönemi içeren ikinci kitabı da okumanızı öneririm.
İnsan aklının sınırlarını zorlayan, hayal gücüne güç katan enfes bir kitap. Hayatta neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz. Karşılaştığımız zaman da hamlemizi iyi seçmeliyiz!