Dilara ÇOKAR, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hepiniz öylesiniz, hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey vermeden her şeye sahip olmak istiyorsunuz. Oysa değişimin bedeli vardır. Gömlek değiştirirken sancılanmamak mümkün mü?

Makas, Murathan Mungan (Sayfa 31)Makas, Murathan Mungan (Sayfa 31)
Aysel D., bir alıntı ekledi.
23 May 04:19

Bakın, derlerdi; biz koyu ve ciddi elbiselerin giyildiği, sokaklarında büyük arabalarla gezilen ve salonlarında değerli içkilerin sunulduğu ziyafetler verilen bir ülkenin insanlarıyız. Özentili vatandaşlarım da içlerini çekerlerdi: Ah, ne kadar öylesiniz! İşte ben bile, bunları bilmenin ezikliği içinde, yolda bana bir şey soran bir yabancıya yardım etmek için çırpınırdım; ona, uzun uzun bir şeyler tarif ederdim.

Korkuyu Beklerken, Oğuz AtayKorkuyu Beklerken, Oğuz Atay
Umutcan Doğruyol, bir alıntı ekledi.
13 May 19:28 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Hepimiz günahkarız, siz bile öylesiniz!"

İnsancıklar, Dostoyevskiİnsancıklar, Dostoyevski
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
30 Nis 01:04 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Annesi güldü:

"Şimdiden böyle şeylerle kendini yorma aslanım. Hamdolsun, devletin kurtulmuştur. Ayrıca sen zaten padişahsın."

"Öyle mi dersiniz Valide? Size göre ben padişahım ha!"

"Herkese göre öylesiniz."

Elini hırsla öne doğru salladı:

"Hayır Valide. Hiç kimseye göre ben padişah değilim. Henüz değilim. Sadece padişahçılık oynayan bir çocuğum. Size göre bile..."

"Aman aslanım, bunlar nasıl sözler?"

"Dosdoğru sözler Valide. Bu saray öylesine eğriliklerle doldu ki, haniyse doğrular bizi bütün bütün terk edecek."

Gözlerini tavandaki işlemelere kaldırdı:

"Ah, birşeyler olsa ve ben hemen büyüyüversem. Öylesine istiyorum ki... bilemezsiniz!"

"Aman niçin?"

' 'Devletimin daha fazla âciz ellerde kalmaya tahammül edemeyip batacağından korktuğum için!"

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu

Bardak – Çay – Semaver; Hangimiz daha aşık?
Hangimiz daha aşık?

Bardak , çay ve semaver aşklarından tutuşan ,aynı kişiye aşık üç kişi…

Bir gün kavga ederler ,hepsi der; en aşık benim !

O zaman anlatalım derdimizi,aşkımızı,

Sonra karar verelim en aşık hangimiz…

‘’Leyla ile Mecnun’un kavuşamama hikayesini hep hayranlıkla karışık bir hüzünle okumuşumdur.’’

Diye başlamış söze semaver…

‘’Bilemezdim bir gün benim de başıma geleceğini…

Belki de içimden bir dilek tutmuşumdur ben de böyle bir aşk yaşamak istemişimdir…

Her gün onu görüp de hiç dokunamamak ,

Sesini duyup onunla konuşamamak,

Beni fark edip etmediğini bile anlayamamak ne kadar acı verici bilemezsiniz.

En dertliniz benim’’ demiş…

‘’Fokur fokur kaynıyorum aşkımdan,ama sevdiğim beni görmüyor bile ,

bir türlü sevdiremedim kendimi maşukuma…

Ya sen demiş ince belli bardağa:

Sen benim kadar keder çektin mi hiç?Sen Maşukun her daim elindesin…Daha ne istersin?

Bardak iç çekerek söz almış;

‘’Kimse bilmez asıl derdin bende olduğunu,maşukunuz size dokunur her gün, ama söyleyemezsiniz aşkınızı,dilim olsa da konuşsam neler söyleyeceğim.Her gün görüp,dokunup da kavuşamamak,dile getirememek aşkını nasıldır bilemezsiniz…Beni görür ,bana dokunur,beni tanır,bilir,ama O’nu nasıl sevdiğimi bilemez,anlamaz,söyleyemem O’na… Asıl en aşığınız , en dertliniz benim…Ben aşkıyla tutuşurken,o aslında ‘’çayı’’ istemektedir.ben çaya kavuşması için aracıyım sadece…

Çay ya sen? Sen Onun varlığıyla bir oluyorsun,O’nun canında can,O’nun içinde varolup O’nun kanına karışıyorsun…Sen benim kadar vuslat çekmiyorsun.Sen neden dertliyim diyorsun???

Çay büyük bir vakurla,bilgelikle ve aşkla söz almış;

Ben her gün O’nun için hazırlarım kendimi.Beni ekip-biçerler ,yetiştirirler,maşukum gibi topraktan gelirim…Onun için bir sürü evrelerden geçerim,tamam sizler de öylesiniz ama benim farkım var sizlerden.Ben tabiatın bir parçasıyım.Ben maşuğumun bir parçasıyım.Evet kanına karışırım O’nun,yudum yudum içer beni. O’nun kanına karışmadığım günü yaşanmamış sayarım…

Vazgeçilmeziyim O’nun ve sohbet meclislerinin…Beni her gün görmek ,içmek ister,beni her gün tatmak ister.Bense bütün berraklığımla,kokumla,elimden gelen en güzel halimle O’na sunarım kendimi…O’nu nasıl sevdiğimi de bilir,aşkından yanıp tutuştuğumu da bilir… Ama işte benim hikayemin en acı yanı da budur…Beni bir aşık gibi sevmez,beni çok sever evet ama O’nun asıl aşkı olamamışımdır hiç…Siz bunun acısını bilir misiniz?Sevip de sevilmemek ne acıdır bilir misiniz? Buna kim katlanabilir peki?Hanginiz? Sevgiliye bu kadar yakın olup,ONUN kanına karışıp,vazgeçilmezi olmak,ama karşılığında aşk bulamamak nedir bilir misiniz? ?Buna kim dayanabilir? Çay gibi kim sevebilir….’’

Çay gibi sevenlerimizin olması dileğiyle…

Agit Sonkurt, bir alıntı ekledi.
08 Nis 17:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“Siz benim gülüme hiç mi hiç benzemiyorsunuz. Şimdilik değersizsiniz.
Ne sizi evcilleştiren olmuş ne de siz kimseyi evcilleştirmişsiniz. Tilkim
eskiden nasıldı, öylesiniz. O da önceleri tilkilerden bir tilkiydi ama ben onu
dost edindim, şimdi dünyada bir tane.”

Küçük Prens, Antoine De Saint-ExupéryKüçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry
Ayhan Aksu, bir alıntı ekledi.
04 Nis 22:48

Harikulade bir insanım. 
Siz de öylesiniz
O da öyle. 
Güneşin sarı nabzı ve dünyanın görkemi de.

 

Kaybedenin Önde Gideni, Charles BukowskiKaybedenin Önde Gideni, Charles Bukowski
Chinaski, bir alıntı ekledi.
21 Şub 20:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kasırganın İçinde Bir İlahî
Sadece sıkıcı insanlar sıkılır.
Sadece yanlış bayraklar dalgalanır.
Size Tanrı olmadıklarını söyleyen insanlar aslında aksini düşünürler.
Tanrı başarısızlıkların bir icadıdır.
Tek cehennem bulunduğun yerdir.

Dallas'tan geçtim ve Pasadena'dan aylaklık ettim.
Anam ağlamadı çünkü ağlatacak kimse yoktu.
İki boy aynasını tuzla buz ettim ve hâlâ arıyorlar.
İnsanın asla girmemesi gereken mekânlara girdim.
Acımasızca dövülüp ölü diye bırakıldım.
Kafatasımda cop darbelerinde oluşmuş bir sürü yumru var.
Melekler korkudan altlarına kaçırdılar.

Harikulâde bir insanım.
Sizde öylesiniz.
O da öyle.
Güneşin sarı nabzı ve dünyanın görkemi de ..

Kaybedenin Önde Gideni, Charles Bukowski (Sayfa 87 - Parantez)Kaybedenin Önde Gideni, Charles Bukowski (Sayfa 87 - Parantez)