Değer…🌾🌹🌹

Safiye Sağdıç

@38safmet
·
Elbette her değer, onu idrak edenin yanında anlamlıdır. Elmas, sarrafın elinde parlar. İncelik, zarif bir ruhta yankı uyandırır. Körler çarşısında aynanın, sağırlar arasında gazelin kıymeti olmaz. Eğer yaptığımız işin, yürüdüğümüz yolun, inandığımız şeyin değerinden eminsek kimsenin hakir görmesi bizi yıpratmasın!
Sayfa 51·Kitabı okuyor
İnsanlar artık giyinmeyi bilmiyor. “Moda” ve “özgürlük” adı altında yıllardır kadınları değersizleştirmeye yönelik oluşturulan algılar, dünyanın birçok yerinde normalleştirilmeye çalışılıyor. Oysa asalet dikkat çekmekte değil, duruşta ve karakterdedir. Bugün geldiğimiz noktada, kadın, erkek ve hatta çocuk fark etmeksizin toplumun ahlaki hassasiyetlerini rahatsız edecek seviyede bir giyim anlayışı yaygınlaşmış durumda. Sorun yalnızca ekonomi değildir,asıl sorun ahlaki ve kültürel değerlerin aşınmasıdır. Kadını değerli kılan şey bedenini sergilemesi değil, taşıdığı karakter, bilgi, zarafet ve duruştur. Günümüzde birçok moda akımının insanları daha fazla tüketmeye, daha fazla dikkat çekmeye ve dış görünüş üzerinden değer görmeye yönlendirdiği açıktır. Bunun sonucunda ise sadelik, zarafet ve ölçülülük giderek geri planda kalmaktadır. Bazı ezoterik öğretilerde göbek deliği enerji akışı açısından önem taşıdığına dair yorumlar bulunur. Ancak konu hangi açıdan ele alınırsa alınsın, insanın kendine olan saygısını, duruşunu ve öz değerini koruması her zaman önemlidir. Toplum olarak yeniden özümüze, kültürümüze, nezakete ve asalete dönmeye ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü medeniyet sadece ilerlemekle değil, değerlerini koruyabilmekle de ölçülür.
1000Kitap
Çin'in Kültür Soykırımı
Bugün dünyanın bir yerinde, sadece kimlikleri ve inançları yüzünden milyonlarca insan sessiz bir yok oluşa mahkûm ediliyor. 2017 yılından bu yana, 1 milyondan fazla Uygur Türkü, Kazak ve Müslüman
Alıntı
kendinden önce baskalarına değer verenlere ifafen
"Olduğu kadar olmadığı kader." Öncelikle hepinize günaydin günün ilk sözüyle başlıyorum. İnsanın sürekli bir beklenti içinde olması aslında kendi içindeki boşluğu bir başkasının varlığıyla ya da bir hedefle doldurma çabasından ibarettir insan neden bu kadar çok ister çünkü özünde eksik hisseder ancak o eksikliği tamamlamak için hayatındaki o kişiyi alır ve kendi tahtına oturtur. İşte insanın kendini hırpalamaya başladığı kırılma noktası tam olarak burasıdır sen geride durup onu kendinden öne koyduğun zaman kendi gölgeni onun ışığı altında ezdiğin zaman o çok istediğin şey sana bir türlü gelmez çünkü evren senin o kişiyi kendi öz değerinden üstün kılmana karşı sessiz bir protesto sunar kendinden vazgeçtiğin an kazanmayı umduğun şeyi zaten en başta kaybetmişsindir. Bir şeyi çok istemek onun etrafında kendi ruhunu hapsettiğin bir zindan inşa etmektir oysa hayatın kendine has bir ritmi ve akışı vardır,hayatta ısrarla zorladığın o kapı açılmıyorsa belki de arkasında senin için hiçbir şey yoktur sen kendini öne koymayı unuttuğunda kader senin adına devreye girer ve fısıldar olduğu kadar olmadığı kader.
Sevilmek için sürekli faydalı olman gerektiğini düşünüyorsan, sana öğretilen sevgi değil, sözleşmeydi.
Duygu ve Düşünce
Kendini yenen yenilmezdir.
Felsefe