Coğrafya, köklerini toprağa salmış, başka bir yere hareket etme şansı olmayan ağaç için kaderdi. Kaderini "coğrafya kaderdir" cümlesine teslim edenler için kaderdi, hatta bazen kederdi. İnsan, bedenini bulunduğu coğrafyadan başka yerlere taşıyarak yaşamını değiştirmeyi seçebilirdi. Taş değildi, ağaç değildi, rüzgârın savurduğu cansız, başıboş bir yaprak değildi. Seçebilirdi.
Hayatın sen planlar yaparken başına gelen şey olduğunu henüz öğrenmemiştim. Hayatta kendi başına gelmeden aklından geçen her ne varsa, sınanmadığı sürece teorideki sen'den ibaret olduğunu henüz bilmiyordum.
Olmamış gibi yapabilenlerin dünyası bu, benim değil. Ben yapamıyorum. Ben sosyal bukalemun olamıyorum. Bulunduğum kabın şeklini, bindiğim dalın rengini alamıyorum. Yetmezmiş gibi ışıldıyorum bir de, iyi mi!