Dan Brown yine beni şaşırtmadı. Sırların Sırrı’nı okurken hem çok heyecanlandım hem de sık sık durup düşündüm. Çünkü bu kitapta anlatılan teknoloji o kadar gerçekti ki, bir noktadan sonra “acaba bunların bir kısmı zaten hayatımızda mı?” diye sormaya başladım.
Yazar her zamanki gibi tarihi, bilimi ve gerilimi mükemmel bir şekilde harmanlamış. Ama beni en çok etkileyen kısım, teknolojinin geldiği noktanın ne kadar ürkütücü olabileceğini göstermesiydi. Kurgu olmasına rağmen, sayfalar ilerledikçe “bu aslında çok da uzak değil” hissi hiç peşimi bırakmadı.
Karakterlerin iç çatışmaları, inançla bilimin karşı karşıya gelişi, insanın bilgiyle kurduğu o tehlikeli ilişki… Hepsi çok düşündürücüydü.
Kitabı bitirdiğimde hem büyülenmiş hem de biraz ürkmüş hissettim.
Kısacası Sırların Sırrı, sadece bir gizem romanı değil; bugüne ve geleceğe dair güçlü bir uyarı gibi. Ve ben gerçekten çok beğendim.