"Hayatın bu kadar kısa oluşuna aklım ermiyor. Herhalde bıkkınlık vermesin diye böyle oluyor, çünkü insan hayatı da Puşkin'in son, mükemmel şiirleri gibi Tanrı'nın bir sanat eseridir.''
Şurada –beynini gösteriyordu- bir şey var, bir şey duyuyorum ama rüyalarda tutulamayan şekiller gibi parmaklarımın arasından kaçıyor. Bilir misin, nasıl bir şey? Bak şu semaya, ne görüyorsun, mailiklerden mürekkep bir derya. Gözlerinle onun içine girmeye çalış; o mailikleri yırtmak için uğraş, ne görüyorsun? Mai… Daima mai… Değil mi? Sonra, bak ayağımızın altındaki toprağa, ne buluyorsun? Donmuş siyah bir renk… Of!... O siyah tabakaları parçalayarak içeriye bak; in, in, in, ne kadar inebilmek mümkünse o kadar in; ne buluyorsun? Daima siyahlık değil mi? İşte öyle bir şey yazmak istiyorum ki yukarı bakılsa mai daima mai; aşağı bakılsa siyah daima siyah…”