Kulaklarımda Ankara rüzgarının uğultusu, üşüyen parmaklarımı gömleğimin kol kapağına sokarak bindim otobüse. Memuriyetimi daha doğrusu memnuniyetimi yakmadan oturdum yirmi dört numaralı sefer koltuğuma . Belki şimdi ben gittim diye düzene girecekti hayat bu şehirde.
Tüm insanlar aynı oyunu oynuyordu. Kendilerini rengarenk gösterip içlerindeki siyah beyazlığı saklıyorlardı. Kimse kara kalemle resmedilmiş bir gökkuşağı olduğunu kabul etmiyor, herkes kendisinden bir Van Gogh tablosu çıkarma çabasında bulunuyordu.