Kuyara, bir alıntı ekledi.
15 May 21:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir işin başını ve sonunu bilmeyene ilk bakışta her manzara acayiplik arz ediyordu.

Barış Makinesi, Özgür MumcuBarış Makinesi, Özgür Mumcu

Uğur Mumcu
Bizler, Osmanlı İmparatorluğu'nun «Padişahım çok yaşa» diye bağırtılan «tebası» değil, Atatürk Cumhuriyeti'nin özgür düşünceli» yurttaşlarıyız. Bu yüzden, yurttaş olmanın verdiği hak ve özgürlükle, hiçbir korkuya ve hiçbir «komplekse» kapılmadan görüşlerimizi açıklarız.

İsmail | Synergy, Faili Belli Meçhul Cinayetler ve Ergenekon'u inceledi.
 01 Nis 22:18 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

İlk önce güzel bir şarkı, en çok sevdiğimden...
https://www.youtube.com/watch?v=zbeErgE4quA
80'li ve 90'lı yıllar. Acı, gözyaşı, ihanetler, suikastlar, katliamlar. Kimileri Madımak için ağlıyor kimileri Başbağlar için. İkisi de aynı. Yazarıyla, işçisiyle, kadınıyla, çiftçisiyle katledilen masum insanlar. Fakat bu olayların tezgâhını hazırlayan başrolde olanları da unutmamak lazım. Çünkü bu elim olaylara sebep olan onlar. Kimler peki bunlar? Jitem, Devsol, Devyol, Tikko, Thkpc, Pkk, Hizbullahçılar, aczimendiler, tarikatçılar, derin devlet, derin asker ve polis, ve en önemlisi ne olduğu belli olmayan Mit ve daha niceleri. Bakın! Hiç ayırt ettim mi? Varsa eksik söyleyin. Çünkü eksik olduğu anda insanlar ayrışır. Samimiyetimiz ortadan kalkar. Çünkü bu sayılanları, herkes içlerinden, işine gelip sayıp, işine gelmeyeni saymazsa ne olur peki? Güven, adalet, merhamet ortadan kalkar.

Turgut Özal suikastı, Uğur Mumcu olayı, bombalı bir kitapla hayatını kaybeden Bahriye Üçok, evden çıktığında kurşunlanan meşhur mitçi Hiram Abas, yazar Turan Dursun ve diğerleri... Neler olmuş neler? Alevi- sünni mensuplarını birbirlerine karşı kışkırtanlar, alevi insanlarının kapılarındaki utanç işaretleri, domuz bağları, asit çukurları... Hepsi ama hepsi, insanların özgür ve demokrasi altında yaşamasına engel olmak için düzenlenmiş kirli tezgâhlar.

Kitap basitti. Karmakarışık bir anlatımı var. Yazar biraz da kendi ön yargısı ile hareket etmiş. Örneğin Aziz Nesin olayı. #28502132 Bu alıntı gibi. Tamam Aziz Nesin bir ateisttir ama bu söylemler biraz abartılı olmuş ve düşünmeden konuşulmuş. Seçtiğim alıntılar karalama gibi anlaşılmasın, sadece küçük bir detay vermek istedim. Doğu Perinçek ve Aydınlık Dergisi'nin pohpohladığı bir Aziz Nesin, günah keçisi seçilmiş bence. Hem Nesin Türk insanına hakaret etmiyor. Aptallığına dem vuruyor ki bu yazar ve düşünenler için zekice bir hareket. Allah ve Peygamberimize yapılmış hakaret dolu yazılar elbette ki Sivas halkını tetiklemiştir. Bir alim şöyle buyurmuştur. ''Öfke çakmak taşı gibidir. İçinde gizlidir. Gözle görülmez. Çakarsan harekete geçer.'' Yani hepimiz insanız. 3 gün aç kalsak vahşileşiriz. Küçük bir provokasyon, en bilgili insanı bile tuzağına çekebilir. Ve ayrıca o gün(Madımak), o kadar insanın toplanmasına imkan sağlayan 'emniyet ve güvenlik güçleri' saatler sonra müdahale etmiştir. Oteldeki insanların dışarıya çıkmasına imkan olduğu halde yine emniyet müdahale etmemiştir. Tabii işsiz Sivas halkı ve cahil insanların kolayca şuurlarını kaybetmeleri, kirli planın hızlı bir şekilde işlemesine yol açmıştır. Hayatını kaybeden tüm masumları saygıyla anıyoruz....

İnanç Yeni, bir alıntı ekledi.
19 Mar 21:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

İnsan kendini ne kadar zapt etse de herkesin ruhunun kırılıp vücuduna söz geçiremediği bir anla karşılaşma ihtimali var. Aslında vücuda ait olan, bir göz kırpma anından ibaret. Vücut ruhu bir defa kandırdı mı insan dediğin hep alıştığını, tek gerçeklik yerine koyabiliyor.

Barış Makinesi, Özgür Mumcu (Sayfa 40 - Pierre)Barış Makinesi, Özgür Mumcu (Sayfa 40 - Pierre)
Ahmet Avşar, Kürt Dosyası'ı inceledi.
08 Mar 22:47 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Uğur Mumcu’nun son yazdığı kitap; Kürt Dosyası, ama yarım kaldı, ömrü yetmedi, tamamlayamadı. Kitabı okuduk ve yarım kalmış kitapta geçen konuları ardı ardına sıraladık:

1. “Öcalan’ın 31 Mart 1972’de gözaltına alınması, tutuklanması ancak ardından kuşkulu bir biçimde bu soruşturma dışında tutulup serbest bırakılması.
Fakülte yönetimi tarafından korunması, askerlik hizmetinin ertelenmesi, üstelik devlet bursu verilmesi. 1973’te Mahir Çayan’ın silahlı devrim görüşlerini benimseyen Öcalan’ın PKK’nın ilk tohumlarını atması.

2. 1978’te Öcalan’ın Kesire ile evlenmesi. Kesire’nin, Tunceli isyanlarını bastıran Korgeneral Abdullah Alpdoğan ile ayaklanma sırasında sık sık görüşen ve çevresinde “devlet yanlısı ve CHP’li” olarak tanınan Ali Yıldırım’ın kızı olması.

Ali Yıldırım’dan yola çıkılarak 1938 Tunceli isyanına uzanması. İsyanının bastırılmasında asıl kişilik olarak Korgeneral Abdullah Alpdoğan’ın gösterilmesi ki bu durum, kitabın son sayfalarına kadar uzanmaktadır.

3. 1938 Tunceli isyanının, 1925’te çıkan Şeyh Sait ayaklanmasının bir devamı olduğunun vurgulanması. Arada çıkan ayaklanmaların incelenmesi.

4. 1925 Şeyh Sait isyanı ile 1938 Tunceli yakalanmasının ardından Kürt Hoybun örgütü ile Ermeni Taşnak partisi işbirliğinin incelenmesi. Bu işbirliği sonucu Ağrı ayaklanmasının çıkarılması. Bu ayaklanmaya İngiliz casusu Lavrence’in yardım etmesi. Ermeni Ruben Paşanın da ayaklanmayı desteklemesi.

5. Tunceli bölgesinin Alevi-Sünni olduğu ve Kürtlerin Türk soyundan geldiğinin tespiti. Çözümün cehaletin yok edilmesi ve taassubun kırılmasında olduğu.

6. Seyid Rıza’nın bölgede güç kazanması. Bölgedeki 347 ailenin mecburi iskana tabi tutulması. Bu amaçla 1932’de iskan kanunun çıkarılması ve kanun ile Aşiret ayrıcalıklarının kaldırılması, Feodal yapının kırılması. 1960’ta ek liste ile 55 ağanın daha Batı’ya gönderilmesi.

İskan kanunu ile Türkiye’ye gelen 247 bin 295 göçmenin Doğu illerine yerleştirilmesi ancak tapu verilmediğinden bunları Batıya geri dönmesi. Dersim ıslahat planının yapılması ancak uygulanamadığı.

7. Fransız ajanlarının Kürtleri isyana kışkırtabilecek faaliyetlerinin olduğu.

8. Bölgenin ıslahı için yapılmış olan planlar ve raporların özeti. 1934 Soyadı kanunu ile ağa, bey, Hafız, Hoca, Molla gibi unvanların kaldırılması. Dersim’in Türk olduğuna vurgu yapılması. Sorunun feodal yapıdan kaynaklandığı. Bazı yörelerde Türklerin Kürt olarak nüfus kaydına alınmış olması. Kürt nüfusunun hızla artması.

9. Kürt ve Ermeni örgütlerinin işbirliği. Fransızların Kürtler için alfabe yapması. Ermenilerin Kürtlere destek vermesi ve Kürdoloji enstitüsü açması, kongre düzenlemesi. Suriye’de 14 farklı ayrılıkçı unsurun Kürtçülük üzerinden işbirliği yapması ve bunlar içinde Nakşiler tarikatının da bulunduğu. Amacın; Büyük Ermenistan ve Kürdistan Ermeni-Kürt birliğini kurmak olduğu, bu birliğin sınırlarının Toroslardan başladığı.

10. Merzifon’daki Amerikan kolejinde silah ve cephane bulunması ve buradaki bir raporda, “Amerikan nüfuzunun Anadolu’da temini için Ermenileri ele almak, Kürt ve Kızılbaş kanı Ermeni kanıdır diyerek bunları Türk camiasından koparıp Ermeni camişasına yamamak” şeklinde bir planın bulunması. Tunceli’de hükümet kurulması meselesinin bir Ermeni casusunun işi olması.

11. Alpdoğan’ın raporu; Doğu’daki sorun cehalettir, feodal yapıdır. Kürtler büyük Türk ailesindendir.”

Amacımız; Uğur Mumcu’nun yarım kalmış kitabını zihinlerimizde tamamlamaya çalışmaktır. Anlamaya çalışıyoruz, özellikle de son kitabını yazarken ne düşündüğünü ve neyi amaçladığını.

Kitapta geçen ana konular budur. Şimdi bu konularla anlatılmak istenen nedir, ona bakalım.

Bize göre yarım kalan kitabın sonu şudur;

1. Öcalan şüpheli bir kişiliktir, Kürdistan projesi için seçilip yetiştirilmiştir.
2. Doğu sorunun temelinde feodal yapı(Ağalar, beyler, şeyhler ve şıhlar) bulunmaktadır.
3. Devlet feodal ağalığı kaldırmaya çalışılmış ancak bu engellenmiştir.
4. Çözülemeyen Doğu sorununu, küresel güçler Kürdistan projesi için kullanarak Cumhuriyet’e karşı halk isyanı çıkarmışlardır.
5. Küresel güçlerin projesi; Büyük Ermenistan ve Kürdistan’dır, yani Sevr projesidir, bu amaçla “Ermeni-Kürt ittifakı” yani “Taşnak-Hoybun ittifakı” yapılmaktadır.

- Peki, ne amaçla yetiştirilmiştir Öcalan?
- Bu açık; Ermeni-Kürt işbirliği yapılarak, içine ne kadar etnik farklıklar varsa konularak, Nakşi tarikatının da desteğiyle “Büyük Ermenistan ve Kürdistan”ın hayata geçirilmesi için.

- Peki, kime karşı?
- İşte bu da açık; Ben Türk’üm diyenlere karşı, Türk varlığı ve kimliği içinde yaşamaktan güç bulanlara karşı, Anadolu’daki Türk kimliğine ve varlığına karşı.

- Peki, kim var bu projenin ardında?
- Bu ise çok açık; İsrail. Strateji İsrail’in, güç ABD’nin, siyaseti ise AB’nin.

Uğur Mumcu’nun son yazdığı makale de, tıpkı kitapta anlatmak istediklerini doğrular niteliktedir.

Irak kuzeyinde kurulması planlanan Kürt devletinin ardında İsrail’in bulunduğunu yazmaktadır Uğur Mumcu çünkü Barzani’nin MOSSAD ile bağı vardır[1];

“Ortadoğu’nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son ilişki MOSSAD-Barzani ilişkisidir. MOSSAD, İsrail’in gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı? Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, “Hayır olmadı” diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu. MOSSAD’ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney’de yayınlanan “Israel’s Secret Wars-A History of Israel’s Intelligence Services” adlı kitapta sergileniyor.”

Uğur Mumcu yazısında Barzani’nin CIA-MOSSAD ile bağlantılı olduğunu ve her ay düzenli para aldığını açıklıyor;

“Bu kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor. Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor. Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra, MOSSAD’ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sh.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel’in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak’tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor. 1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor.

1972 yılında imzalanan Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması’ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor;

Bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından “Kürdistan Demokratik Partisi”ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor. Barzani’nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsü bu ayaklanmayı destekliyor. Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütülüyor. MOSSAD-Barzani ilişkileri de İsrail’in Tahran’daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleşiyor. Nimrodi’nin üstlendiği görev ilginç: Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani’nin eline geçmesinde rol oynuyor. (sh. 328-329) Kitapta, MOSSAD’dan Kürtler’e 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. (sh.328)”

Barzani MOSSAD ilişkisi sıradan bir ilişki değildir, görmezden gelinemez. İsrail’in planlarıyla bire bir örtüşmektedir.

İsrail “Yahudi Kürdistan” projesiyle de örtüşmektedir.

Mumcu’nun öldürülmesinden bu yana tam 17 yıl geçti. Bugün bizim çözmeye çalıştığımız ABD-AB-İsrail küresel üçlüsünün küresel planlarını, inanıyoruz ki Mumcu çözmüştü hem de yıllar önce.

Mumcu’nun susturulmasıyla medya da susturuldu, çünkü Uğur Mumcu’nun o günlerde haykırdıklarını şimdilerde anlatan olmuyor hiç.

PKK’yı kuran kim?

PKK’yı kimin kurduğunu öğrenmek için PKK’nın hangi tarihte kurulmuş olduğuna bakmamız gerekiyor.

Ne zaman kuruldu? 27 Kasım 1978.

Bu tarihin bir önemi var mı, yani neden bu örgüt bu tarihte kuruldu? Uğur Mumcu’dan dinleyelim;

“Hoybun Kürt örgütü bir bildiri yayınlayarak “Kürt ulusunun özgür ve bağımsız yaşama isteğini dile getirdi. Bildiri ayrıca Ermeni-Kürt dayanışmasına da vurgu yaptı. Ermenilerle Kürtler anlaşmıştı. Ermeniler, büyük bir kısmı Kürtlerin devlet kurmak istedikleri topraklar üzerindeki haklarından vazgeçecekler, Amerika ve Avrupa’da Kürtler lehine propaganda yapacaklardı. 1925’te Marsilya’da toplanan sosyalist enternasyonalde, Ermeniler Kürt bağımsızlığını savunan bir bildiri yayınladılar.”

Uğur Mumcu’yu öldüren, sizce kimdir?
Cevap: Mumcu’nun yazdıklarıyla ortaya çıkarılmaya çalışılan Ermeni-Kürt ittifakı ile bu ittifakın silahlı gücü PKK, her iki projenin mimarları ve bu mimarların içimizdeki siyaseti ile köstebekleridir.

Biraz uzun oldu ama ihaneti anlatabilmek kolay değil…

BUGÜNLERDE YAŞADIKLARIMIZLA BİRE BİR ÖRTÜŞTÜĞÜ İÇİN, UĞUR MUMCU'NUN BİZE NE
ANLATMAK İSTEMİŞ OLDUĞUNA DİKKAT ÇEKMEK İSTEDİM...

__________________________
[1] Uğur MUMCU, MOSSAD-BARZANİ, Cumhuriyet, 7 Ocak 1993.

Erdal Sarızeybek

Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
24 Oca 11:34

Suikast sabahı Uğur Mumcu, "çoluk çocuğuyla kahvaltı yaptı."
Altınpark'a dinletiye gidecek olan oğlu Özgür'e harçlık verdi.
Öğleyin, eşi Güldal Mumcu ile İbni Sina Hastanesi'nde
tedavi görmekte olan Kâzım Türker'i ziyarete gideceklerdi.

"...Güldal da çocuklar da alışmıştı artık, onun hepsinden önce
arabaya yönelmesine. (...) eşine, 'ben çıkıyorum, sen de çabuk gel' dedi.
Güldal hızla mantosunu giydi, (...)
Eşini bekletmemek için merdiveni koşarak çıktı. (...)
Özge (kızları) evde yalnız olduğu için apartmanın dış kapısının
iyi kapanmadığını düşünerek geri döndü.
Kapıyı çekti, bir adım atmışken duydu, o korkunç gümbürtüyü.
Arkasından bir kez... Bir kez daha...
Karlı Sokaktaki trafo mu patlamıştı yoksa?
Gök gümbürtüsü dese değil, kıyamet dese... Yeriydi".

Uğur Olsun! Bir Devrimcinin Öyküsü, Sevgi ÖzelUğur Olsun! Bir Devrimcinin Öyküsü, Sevgi Özel

Uğur Mumcu
Ailesi;

Annesi Nadire Mumcu, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey idi. Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde, Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu.

Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur.

Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur.

Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir Milletvekili olarak girmiş ve 10 Ağustos 2007 - 7 Haziran 2015 tarihleri arasında TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmüştür.

Ağabeyi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Ceyhan Mumcu'nun Uğur Mumcu ile ilgili röportajlarının bir kısmı Kardeşim Uğur Mumcu adıyla bir kitapta toplanmıştır.

Yücelmus, Kafa Dergisi Sayı: 41'ı inceledi.
18 Oca 02:57 · Kitabı okudu · 1 günde · 6/10 puan

Kafa dergisinin okuduğum ilk sayısıydı. Tasarım olarak Yiğidim, Aslanım Uğur Mumcu'nun kapak yapıldığı bir dergiyi almamak benim için zor olmadı. İçerik olarak ise; Şebnem İşigüzel, Candaş Tolga Işık, Özgür Amed, Sunay Akın, Gökhan Çınar,
Uğur Meleke, Zeynep Miraç, Sedat Ergin, Enis Batur, Cem Davran, Zafer Algöz, Bedia Ceyhan Güzelce ve Kerimcan Kamal'ın yazılarını beğendim. Bu da derginin üçte birini oluşturuyor. Ne çok kötü ne çok iyi, ikisinin ortasında bir dergi sayısı.

Beyza, Barış Makinesi'ni inceledi.
02 Oca 13:12 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Bir ilk roman Barış Makinesi. Farklı ülkelerden birkaç insanın barış makinesi yapmak için kesişen yollarından bahsediyor. II. Abdülhamit dönemi Osmanlı'sında ve Avrupa'da geçiyor.
Üslubundaki ufak iğnelemeler ve mizahlar hoşuma gitti. Konunun anlatımında hafiften kendini hissettiren büyüsellik ise konuyu yavanlıktan kurtaran aynı zamanda da özgünlük katan bir yön.
Betimlemelerde kullanılan benzetmeleri bazen aşırı buldum. Art arda birkaç benzetmeyle karşılaşınca hikayeden kopup benzetmelere anlam vermeye kayıyor aklı insanın.
Velhasıl kelam güzel bir kitaptı, birkaç eser sonra yazara dair bir şeyler hikayeleriyle birlikte daha net oturacaktır.