Yazarın bir çok kitabını okuyup kalemini sevdiğim için içeriğine hiç bakmadan mini roman olabileceğini düşünerek elime aldığım bir kitaptı ama Lyon'da Düğün 3 öyküden oluşan bir öykü derlemesiymiş.
Her öykü akıcı bir şekilde okutsa da benim en beğendiğim kitaba da adını veren Lyon'da Düğün oldu. Bu öyküde tarihsel bir durumun etrafında geçen bir aşk hikayesini anlatıyor bize. Umudun her şeye üstün geldiğini hikayeyi okurken bize hissettiriyor. Karamsarlığın olduğu bir ortamda herkesin bir amaç uğruna belki de kendi hayatlarını bir kaç saatliğine unutacakları bir an yaşamalarına sebep oluyor.
Diğer iki hikayede ise yalnızlık ve dışlanmışlık konuları hakim. Son öykü nispeten daha uzun olsa da ben kitabı ulaşım esnasında okuyup çabuk bitirmiştim. Böyle anları değerlendirmek için iyi bir tercih olabilir. Şimdiden iyi okumalar<3
Uzun zamandır okumak istediğim kütüphanemde duran bir kitaptı. Beni ilk sayfasından itibaren gizemli dünyasına çekti. Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen son kitabı olmayacağı kesin.
Bu kitapta tarihle kurgu çok güzel bir şekilde birleştirilmiş. Ben genelde bilgi içerikli kitapları okurken ders kitabı okuyormuşum gibi hissettiğim için bu tür kitaplardan uzak dururdum. Bu kitapta ise yazarın ara ara özellikle tablolar hakkında verdiği bilgiler benim o kadar çok ilgimi çekti ki bir noktada kendimi araştırma yaparken buldum.
Kitap ünlü Louvre müzesi müdürünün esrarengiz bir şekilde bir gece öldürülmesiyle başlıyor. Robert Langdon ve Sophie Neveu kendilerini bir gizemin içinde buluyorlar. Hem cinayeti hem de müdürün ölürken ardında bıraktığı bilmeceyi çözmeye çalışırken ben de kendimi onların yanında koşturan başka bir göz olarak buldum. Aynı zamanda kitapta karakterlerin kişisel hikayeleri ustalıkla işlenmişti. Herhangi bir açık kapı bırakılmamış.
Kitap yer yer Leonardo da Vinci'nin eserlerindeki gizemli detaylara çok güzel göndermeler yapmış.
Eğer ki sanat tarihine meraklıysanız mutlaka bu kitabı okuyun. İyi okumalar <3