Sabır ruhun muvazenesidir,duygusuzluğu değil.Onun için eskiler,yaş odunlar gibi haykıra haykıra,söylene söylene yanacağını kuru odunlar gibi sessiz ve olgun ,yan demişler. Sabır yanmamak değildir.
Üstad Hazretleri'nin ziyaretine kimler geldiyse, kim selam verdiyse,ne kadar dost ve talebesi varsa tamamını taharri edip tevkif ettiler.Beni de taharri ettiler.Ben ne kadar Risale-i Nur ve dini eser varsa tamamını bahçeye gömmüştüm. Bir şey bulamadılar.Zabıt tutup gittiler.
Baba-oğul bir gün gül bahçesine çalışmaya giderler.Yemek istirahatinde bir bülbül şeyh Mustafa'nın cübbesinin koluna girer.Şeyh Mustafa bülbülü yakalamak için ne kadar uğraşırsa da nafile,yakalayamaz.Bütün çabası boşa çıkar.Bu olaydan sonra Şeyh Mustafa,oğlu Mehmed Zühtü'ye "Barla'daki hocayı ziyarete gidelim"der.
Hemen ertesi gün hayvanlarına binerek Barla'nın yolunu tutarlar.Barla'ya vardıklarında Üstad onları dış kapıda karşılar.Üstad Hazretleri,hoş geldiniz dedikten sonra şu manidar sözü söyler, "Kardeşim Mustafa!Daha dün sizinle beraber idik"der.Ehl-i kalb olan Şeyh Mustafa'da şimşekler çakar.Ani bir değişiklik olur.Üstad,"Sizi Risale-i Nur talebeliğine kabul ettim"der ve Risale-i Nur hizmetlerinden bahseder.❤