“Hayır, artık sana acımıyorum. Ben seni özgür bir insan olduğun için seçtim ve sevdim. Ve ben zayıfları, kendine yalan söyleyenleri hor görürüm. Neden sana merhamet edeyim ki?”
“İnsan kendini bilmeye, etrafını saran boşluğu fark ettiği an başlar. Adını koyamadığı bu boşluğa tırnaklarını geçirir. Onu eksiltemediğini, yok edemediğini anlayınca direnmekten vazgeçer ve çevresini eşyalarla, türlü uğraşlarla, ilimle, sanatla doldurmaya çabalar. Bir süre sonra anlar ki bunca şeye rağmen başını döndüren boşluk aslında dışında değil, içindedir. Üstelik onu doldurmak için koyduğu her nesne boşluğu küçülteceğine, genişletmiştir. Ateşe atılan odun gibi…”