Sistemin çabalarıyla da olsa, tek tek bireyler, nasıl katliamcı olabiliyorlar, diye sorulabilir. İnsanı katliamcı
olmaya götüren olgu, her dönem ve durumda egemen politik sistemlerdir. Sömürü ve baskıya dayalı bütün yönetim sistemleri, toplumlar arasında düşmanlıklar yaratmakta ve bu sanal düşmanlıklar üzerinde kendilerini yaşatmaktadırlar.
Gulnaz, wekî ji min re yar î, êdî min çi derde
Li pişt min çiya yî û beyar î, Çi' min çehl û nerd e.
Di çavên te de soz û îman e, min qerar û şert e,
Te sîng çayîr û çîman e, ji min re war û erd e.
Muhbeta te li min bihar e, sifet teva şerq e,
Çi xema min hewa sar e, zivistana sert e.
Hub û evîna te esmerê dermanekî merd e
Nakim xofê ji jehra marê, xayîn û nemerd e.
Ji min re dinya û alem î, şêrîn, de xeber de,
Hezar lutbî û kilamî ez hilînim ji ber te.
“ Onu kıza götüren, tanımlayamadığı bir şeyler vardı içinde. İsmini bile bilmiyordu o Asuri kızın. Farklı dünyalara ait oldukları için hiçbir zaman kavuşamayacaklarını bilerek sevmeye başlamıştı onu. Onu görmek yetiyordu ona. Yeter ki hep o tezgahın başında olsun… Onu gördüğünde , yaşadığı yer çekilmezliklerden arınır gibi oluyordu. Varlığı bu şehrin hâlâ yaşanabilir olduğunun bir ispatıydı sanki.”