Gözlerin dolar önce sonra üşürsün aniden bir fırtına kopar ansızın hayallerinde nefes nefese kalırsın ellerin ona gider ama hayal meyal uzaklaşır senden yakındadır ama bir o kadar da uzakta işte öyle bir histir…
Onu yeni bulmuşsundur ve vazgeçmişsindir uzaklarda bulutların üzerinde bir dünya kurmuşsundur ve onu güneşin yapmışsındır güneş gidince insan üşürdü ya hani bende haziranın ortasında üşüdüm… Kurduğum dünya güneşsiz kaldı yani onsuz gül kokan sayfalar vardı eskiden üzerine ismini yazardım sonra yırtardım kıyamazdım bantla birleştirirdim… Sonra yırtar tekrar tekrar birleştirirdim…
Sana küs değilim, dargın da değilim sadece özlüyorum… Ona da alıştım zaten insan unutmuyor kimseyi sadece alışıyor benim sana alıştığım gibi… Ben seni sensiz sevdim, böyle daha güzel uzaktan hiç dokunmadan, gözlerini koklamadan saçlarına dokunmadan ekim misali yalnızsın, eksiksin, çaresizsin…
Emin ol ki bende öyleyim…
Sen bu kitabı eline almadan önce adımı gördün ve bu o dedin evet o benim senin için kendi istikbalinden vazgeçen benim bunları 15 yaşındayken evde yalnız başıma bilgisayar başında yazıyorum tarih:20 Mayıs 2017 saat:17.18 günlerden cumartesi…
Dışarda yağmur kokusu var masanın üzerinde soğumuş bir bardak çay…
Boğaziçi köprüsü Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlıyor geçmişle gelecekte anılar sayesinde birbirine bağlanıyor… Asya geçmiş Avrupa gelecek aradaki asfalt yığını ise anılar…