" Yâr gelir de açılmaz mı yollar?
Derman bulunur da gülmez mi yüzler?
Gönle sevda açılırsa solar mı güller?
MEM var oldukça ölür mü hiç ZİN' ler?
Sen yeter ki AŞK mektebinin ehli ol! "
{ OÖ }
MEM u ZİN hikâyesi Mezopotamyanın kâdim yerlerinden, bir çok aşık ve âlime yurt olan Cizre'de geçmiştir. Bir Nevruz Bayramı' nda, günlerden 21 Mart gününde, güneş ve ayın eşit bir şekilde doğup ve battığı bir günde birbirlerine vurulmuşlardır aşıklar. Kader, onlara vuslatı nasip etmedi. Onların kavuşması mahşere kaldı.
Aşk ve aşık deyince aklımıza Romeo ve Juliet ya da Yunan Mitolojisinden, aşk tanrısı Eros değil, aklımıza Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile aslı, Mem ile Zin, Siyabend ile Hece, Vamık ile Azra gelmelidir. Çünkü:
~ Aşkın asıl terennümü bu değer ve mitlerimizdir. Onlar bize Aşkın ayrılık ve cefadan dizili olduğunu öğrettiler. Hayatın ayrılığın ipine dizilmiş olduğunu, dünyanın bir ayrılık hanı olduğunu, dünyanın değil ahiretini asli vatanımız olduğunu öğrettiler. Çıkar ve menfaat gözetmeksizin, sevginin nasıl yaşandığını, bu dünyada olupta bu dünyayı yaşamamayı, kalbe koymamayı öğrettiler...
Selam olsun sevdasını göğsünde kor bir ateş gibi himaye edene!
Selam olsun sevdasını dünya iltifatına satmayan dilbere!
Selam olsun, sevdasını şehvet ile öldürmeyen iffet erlerine!
Selam olsun, sevdiğinin yolunda olup onun yolunda can verenlere..!