İçimde ufak bir sızı var . Aslında daha az seviyorum seni. Önceki sevgim içimi yok ederdi. Ne desem bilemiyorum . Yaptığın yanlış ,çok yanlış. Başkasını severken bile başka tenleri istiyorsun , Bu çok belli , bu dayanılmaz. Kalbin bana ait değilken , gözlerin üzerimde . Bana o kadar yakınsın ki Nefesini hissediyorum . Bana o kadar uzaksın ki Dokunmak için uzansam bile ulaşamıyorum . Yakıp yıkıyor ,sonra küllerimi sevdiğim yere döküyorsun sanki. Sevgi bu değil , sevgi bu olmamalı . Can yaktıktan sonra özür dilemek ilaç olmamalı. Ama oluyordu , yıkıp gidiyordun. Geri dönüp enkazını toplamak istiyordun, Sanki tekrar dağıtmak için Sanki sağlam olanı yıkmayı sevdiğin için.
Mary McCarthy'nin Birds of America kitabı, bir kadının eti reddetmesinin erkeği nasıl korkuttuğuna kurgusal bir örnek sunar. Bir vejetaryen olan Bayan Scott, Şükran Günü için bir NATO generalinin evine davet edilir. Hindi yemeyi reddetme­si generali öfkelendirir. Erkek egemenliği herkesin tabağında kendini yeniden hatırlatmaya ihtiyaç duyduğu için, general bu reddi ciddiye alamaz ve kadının tabağını hindiyle doldu­rur. Sonra da yalnızca hindinin değil, tabaktaki patateslerin de üzerine kepçe kepçe et suyu döker ve “böylece kadının sebze yemeğini de kirletir.” McCarthy’nin adamın yemekle girdiği etkileşimi anlatma biçimi, askeri çatışmalarla birlikte anılan savaş adetlerine ayna tutar. “Et suyunu, göğüs göğüse çarpış­mada kullandığı bir silah gibi kapmıştı. Onu neden tuğgeneral yaptıklarına şaşmamalıydı; en azından bu gizem çözülmüştü.” General kavgacı tutumunu sürdürür ve yemekten sonra, Viet­nam’daki savaş için orduya yazılan 18 yaşındaki bir genç için kadeh kaldırmayı önerir. Bunun ardından savaşla ilgili başla­yan tartışmada general Vietnam’ın bombalanmasını retorik bir soruyla savunur: “Bir sivili bu kadar kutsal yapan nedir?” Bu durum genç kahramanın keyfini kaçırır ve generalin karısını kocası adına özür dilemek zorunda bırakır: “Aramızda kalsın, şu kızın yemeğine el sürmediğini görmek onu adeta sinir etti. Bunu anında fark ettim.”
Reklam
Bilmiyor ki özür dilemek de bir bağımlılık olabilir; yerli yersiz durmadan etrafındakilere “kusura bakmayın” dedikçe, bakılacak kusurları artar insanın.
Özür dilemek kibarlıktır, özür dileyecek sözden ve hareketten kaçınmak olgunluktur.
Özür dilemek, senin haksız olduğun, karşı tarafın haklı olduğu anlamına gelmez. Verdiğin değerin egondan yüksek olduğunu ifade eder.
“İnsan geçmişini düşününce bazı yerlerde kendisinden özür dilemek istiyor”
Reklam
1,000 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.