Mavi Çiçek ~ Penelope Fitzgerald
Merhaba sevgili kitapseverler, 18. yüzyıl Almanya'sı. Yazar, romanda genç şair Fritz Von Hardenberg’in daha sonra alacağı adla Alman Romantizminin büyük şairi Novalis'in gencecik, gösterişsiz ve sıradan bir kız olan Sophie'ye duyduğu akıl almaz, saplantılı ama bir o kadar da saf aşkına odaklanıyor.
Kitaba adını veren mavi çiçek aslında hepimizin içindeki o ulaşılmaz olana, o sonsuzluğa ve asla tam anlamıyla avuçlarımızın arasına alamayacağımız arzulara duyduğumuz özlemin ta kendisi. Novalis'in Sophie'ye olan bu tuhaf adanmışlığı, insanın mantıkla açıklanamayan o karanlık ama büyüleyici boşluğunu sorgulatıyor.
Yazar, karakterlerinin zihnine girmiyor, onları uzaktan, buğulu bir camın arkasından, neredeyse bir belgeselci soğukkanlılığıyla izliyor. Sophie neredeyse hiç konuşmaz. Ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilmiyoruz. O sessizlik romanın en gürültülü sesi oluyor.
Ama itiraf etmeliyim ki Fitzgerald'ın bu mesafeli, soğuk ve minimalist sesi bana hitap etmedi.
Ancak bu kitap bana tam da aradığım şeyi verdi. Bir karakteri anlatmanın tek yolunun onun zihnine girmek olmadığını, suskunluğun da bir dil, mesafenin de bir anlatım tekniği olabileceğini gösterdi. Sanırım yazarın amacı da tam olarak buydu. Ve bence amacına fazlasıyla ulaşıyor.
Kavuşmanın o dünyevi ağırlığındansa, ulaşılamayanın saf ve melankolik güzelliğine tutunmak... Zaten yola çıkmak da, dönmek de hep o adını tam koyamadığımız mavi çiçeği aramak için değil midir? diye düşündürttü..
Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle