Gizem, karanlık bir dünyada bulur kendini. Ara sıra etrafında tanıdık sesler duysa da bir türlü aydınlığa çıkamaz. Sonsuz bir boşluktadır sanki. Etrafındaki konuşmalara kulak kabarttıkça bitkisel hayatta olduğunu fark eder. Yaşananları hatırlamaya çalışır, neden bu halde olduğunu. Ve sorgulamaya başlar geçmişini, yaşadıklarını, aile ilişkilerini. Çünkü aslında hayatı çok da ciddiye alan biri değildir Gizem. Annesiyle arasındaki sırdan dolayı da rahat hareket etmeye alışmıştır. Çevresindekileri çıkarlarına göre kullanır sadece. Babası ve ablası Sevgi ile de o kadar iyi bir ilişkisi yoktur.
Bu koma hali aslında onun kendini bulması, gerçek Gizem'i tanıması için bir fırsat olacaktır. Tabii ki sadece Gizem için değil annesi Melehat, ablası Sevgi ve babası Ekrem için de bu uzun yolculuk farklı sürprizler hazırlamıştır ve onların da hayatları değişecektir.
Her şeyi temize çekip hayata sıfırdan başlayabilmek mümkün mü?
Özel bir gözlüğüm olsaydı, boş ve anlamsız kelimelerin havada öylece uçuştuğunu görebilirdim.
Eşsiz bir erdeme sahip olduğumu düşünüp onunla tek kelime etmeden geçirdiğimiz o saçma sapan günleri geri getirebilmek, ona bir kez sarılabilmek için neler vermezdim.
Bu hayat kimsenin önüne gökten zembille inmiyor.
Kalemiyle ilk defa tanıştığım ancak anlatım tarzını çok beğendiğim bir yazar oldu Banu Hanım. Olayların insanı sıkmadan ilerlemesi, kurgudaki tutarlılık sayesinde sizi saracak bir kitap.