"Yağmurlu kara bir gecede dünyaya gelecek bir kız çocuğu
Gümüşten parlak saçları ile aydınlatacak gecenin karanlığını
Menekşe rengi gözleri ile dindirecek yağmurları
Ölümler yerini bulduğunda
Aşk sonsuzluğa kavuştuğunda
Seçilmiş olan gerçekleri haykırdığında
Acımasız olan son nefesini verdiğinde
Dinecek insanlığın acısı
Sadece baki kalacak seçilmiş olanın yalnızlığı... "
Böyle diyordu kehanet. Kehanetin gerçekleşmesini istemeyen zalim Kral Hiru, doğan tüm kız çocuklarını öldürtüyordu. Doğurduğu bebepin kız olduğunu ve kehanetteki tarife uyduğunu gören Hirnu'nun kızı Kutana'yı saklamaktan başka çaresi yoktu. Bebeğini kardeşi Harni'ye verdi ve yaşadıkları köyden kaçmalarını istedi. Harni, yeğeni Kutana ile sığınacak gizli bir köy bulduğunda kehanetten kaçabileceklerini düşündü. Ama unuttuğu bir şey vardı, kaderden kaçılmazdı.Kutana 'da kaderinden kaçamayacaktı. Ama gerçekten seçilmiş kişi o muydu?
Fantastik severlerin çok beğeneceğini düşündüğüm kitabı bitirmeden elimden bırakamadım. Aşk, macera, ihanet, entrika... Bir kitapta daha ne olsun değil mi 😉 Olayların hız kesmeden devam etmesi, konunun insanın içine çekmesi çok başarılıydı. Sade bir dikle yazılmış olmasında kitabın rahatça okunmasını sağlamış.