• https://hizliresim.com/26q3vA

    1- Ortada tabii ki Vedanım Mart sonuna kadar olan etkinliği için Aziz Nesin'den okuyacağım 2.kitap (buna inceleme gelecek)
    2-bikedibolkitap tarafından düzenlenen Kadın Yazarları Okuma Etkinliği için Derya Şaşman Kaylı
    3-“Namütenahi„ şiir etkinliği için cağnım Attila İlhan
    4-Bugün bitirmeyi planladığım İnsanca Pek İnsanca'nın 2. kitabı
    ***diğer 4ü de ne zamandır bekleyen kitaplarım
    Ayrıca bunlara ek olarak;
    9.Chuck Palahniuk-Ölüm Pornosu
    10.Arturo Bandini Destanı'nın 2.kitabı

    Not: Ben araya gene 1-2 Zweig'da sıkıştırırım ya hadi neyse =)
  • 240 syf.
    ·44 günde·8/10
    Şimdiden önceki,şimdiden önceki herşey, yanımda taşıyıp durduğum bir hikayeden ibaret. Sanırım bu durum herkes için geçerli. Benim yeni bir hikayeye ihtiyacım var.

    Aralığa dönelim. Palahniuk okuma etkinliği tüm hızıyla devam ediyor, insanlar harıl harıl Palahniuk incelemesi yapıyorlardı. Ben ki; ürkek ama istekli bir okuyucu olarak etkinliğe girmeden uzun zamandır okumak istediğim Tıkanma ya hazırlanırken, tanımadığım birisinden bir yorum geliyordu. Necip G. kitabın kendisinde bıraktığı etkiyi samimiyetle açıklıyor ve kitabı okuduğumu gördüğü için mutlu olduğunu söylüyordu. Garip ama güzel geldi bu bana, böyle şeylere alışık olmadığım için belki. Dövüş Kulübü filmi haricinde Palahniuk'e girişim böyle oldu.

    Görünmez Canavarlara başlayıp daha ellinci sayfaya varmadan aşırı reklam, moda, marka, ilaç vb. terimlerden bunalarak, ara vermeme ve diğer kitaplara başlayışıma geçelim.

    Kitabın başına ve sonuna geçelim ya da. "Görünmez Canavarlar", en sondan başlıyor Gösteri Peygamberi gibi aynı. Başında yanan bir evin önünde üç kadının olduğu bir senaryoyla karşılaşıyoruz, kadınların biri diğerine ateş etmiş diğeri ölmek üzere. Kitabın sonunda da herşeyin bu şekilde olduğunu görüyoruz tekrar.

    Başı ve sonu aynı olan bir kitabı okumamızın anlamsızlığına dönelim.

    10 Ocak'a gidelim ya da, bu kitaba başladığım ana. Tıkanma ve Gösteri Peygamberi ni büyük bir iştahla okuyup, Görünmez Canavarları görmek istediğim o güne. Kitabın başından itibaren bir o yana, bir bu yana savrulduğum, bir sayfada üç ayrı yer ile dört farklı ana gittiğim, Palahniuk'in kurgusundan başımın döndüğü ana.

    Kitabın anlatıcısına geçelim. Shannon'a. Kusursuz bir güzelliğe sahip bir Yunan tanrıçası, reklam sektörünün plastik bir bebeğiyken, görünmez bir canavara dönüşen; kendisinden, kişiliğinden, cinsiyetinden emin olduğumuz tek insana geçelim. O intikam yolculuğuna çıkan ucubeye.

    Kitabın arkasına geçelim, hayır geçmeyelim spoiler istemiyorsak - kitabın arkasını ya da yukarıdaki kitap bilgisini okumayalım.

    Brendy'e dönelim ya da. "Anlattığın şeyin sadece bir hikaye olduğunu anlayacaksın.Ve aynı şeyleri bir daha yaşamayacağını.Anlattığın hikayenin sadece kelimelerden ibaret olduğunun farkına vardığında,geçmişini bir kağıt gibi buruşturup çöpe atabildiğinde işte o zaman senin kim olacağına karar vereceğiz." diyen dolandırıcı prensese. Kitabın gizli kahramanına.

    Chuck Palahniuk'e geçelim. Her kitabında yaptığı ve bunda da tekrarlanan şeylere dönelim. Baştan sona devam eden sistem eleştirisi, hayatın anlamsızlığı, bağımlılıklar (bu kez beğenilme bağımlılığı) ve diğer her şey- estetik, tıbbi uyuşturucular,eşcinsellik, aile ilişkileri, güzellik, reklamcılık, medya, dolandırıcılık, vb. Her konuda istemediğiniz kadar ama asla sıkmayan bilgi bombardımanı.

    Seth'e dönelim, ya da Alpha Romeo'ya, ya da Harper Collins'e ya da Addison Wesley'e ya da Hewlet Packard'a. "Doğumunuz, hayatınız boyunca düzeltmeye çalışacağınız bir hatadır."diyen o garip adama.

    Düne dönelim, 20 Şubat'a. Solda okunan kitaplar arasında boynu bükük duran "Görünmez Canavarlar"ı görüp, artık zamanı geldiğini düşünmem ve devam etmeme kitaba. Her bölümde (tamam, o kadar da abartmayayım, çoğu bölümde) yok artık diyerek kitabı bir çırpıda bitirmeme. Güzel ama buruk bir duyguyla, yine de Tıkanma daha güzeldi dememe.

    Evia'ya dönelim, Shannon'un manken , iyiliksever, aldatmaya meyilli, cinayete meyilli her şeye meyilli Teksaslı arkadaşına. Ve bu dört karakter arasında oluşan/ oluşabilecek/oluşması olası aşk dörtgenine.

    Olağanüstü tedasüflere dönelim sonra. Başka herhangi bir kitapta saçma diyebileceğimiz, ama nedense bu kitapta göze bir türlü batmayan imkansız olasılıklara. Ve tabi ki de her Chuck Palahniuk eserinin olmazsa olmazı rahatsız edici (her açıdan) metinlere.

    Kitabın sonuna geçelim şimdi de. Hani o baştaki üç kadın ve yanan evin olduğu sahneye. Dönüp "Bana şu iğrenç dünyada, aynen göründüğü gibi olan tek bir şey ver" diye bağıracağımız o sahneye. Kitap bittikten sonra da, bir sonraki kitabına kadar Chuck Palahniuk'in (Benim için Dövüş Kulübü olacak herhalde) biraz ara verip, bir şeyler dinleyelim "Her Şey Çok Güzel Olacak"tan , mesela. https://www.youtube.com/watch?v=1m71Zgek9tY .

    Son olarak da bitirip incelemeyi, okurlara dönelim. Sonuçta izlenmiyorsak, neden yaşayalım ki bu hayatı.
  • 192 syf.
    ·3 günde·7/10
    "Hiçbirimiz pek gerçek görünmüyoruz. Sadece birbirimizin hayatındaki yardımcı oyuncularız." (sayfa 190)

    Her insan gözü bir kamera, her insanın hayatı da başrolünü kendi üstlendiği bir film olabilir mi? Kimsenin umursamadığı silik, basit bir tip olsa da; o filmin başrolü odur aslında. Palahniuk, bize zihnimizde canlandıracağımız bir film izletmiş bu eserinde. Her hayat hikayesini uzun metrajlı bir sinema filmi olarak uyarlayabiliriz, düşüncesini net gösteriyor bize.

    Dövüş Kulübü'nden bildiğimiz üzere Palahniuk'un seçtiği tipler toplumca dışlanmış, fark edilmeyen, önemsenmeyen; fakat her insanın olduğu gibi aslında değerli, önemli kişiler. Toplumun bu bakış açısında tüm insanlardan hatta kendinden nefret eden karakterler. Bu romanda da
    kahramanımız; önemli diye atfedilen kişilerin gölgesinde kalmış, sinema sektörünün bilinmeyen, önemsenmeyen bir kişisi.

    Hayat sahnesinin içinde, sinema sektöründeyiz ve film içinde film izliyoruz. Bir nevi rüya içinde rüya... Nefret ve cinselliğin iç içe olduğu, teknoloji - moda- para gibi modern zaman terimlerinde kaybolan sahte karakterlerin boy gösterdiği, bayağı, yapay duyguları yüzümüze vuran, kısacası yeraltı edebiyatının özelliklerini taşıyan bir Palahniuk romanı.

    Kitapta beni rahatsız eden en önemli unsur ise yabancı terimler ve yabancı (ünlü veya ünsüz bilemediğim) isimlerin bol bol yer almasıydı. Bu sebeple ilk okumaya çalıştığımda sıkılıp kitabı yarım bırakmıştım. Ta ki CHUCK PALAHNIUK OKUMA ETKİNLİĞİ (#25408532) 'ne kadar:) Etkinlik vesilesiyle ben de bir kitabı daha yarım bırakmamış oldum. Etkinliği düzenleyen https://1000kitap.com/ulalume ve diğer emeği geçen okur arkadaşlarımıza teşekkür ediyor yeni bir etkinlikte tekrar görüşmek üzere iyi okumalar diliyorum:)