Sükunetin eşiğinde bile endişeli olmaktan daha utanç verici ne var yeryüzünde. Bu işin nedeni de şu: Her türlü iyi' den yoksun olduğumuz için yaşamımızı ziyan ettik, içimiz kan ağlıyor. Çünkü yaşamımızın hiçbir parçası bizim olmadı, geçti, kayıp gitti ellerimizden. "İyi mi yaşadım?" diye soran yok. "Ne kadar yaşadım?" diye bakıyor herkes. Oysa iyi yaşamak herkesin elinde olabilir ama uzun yaşamak kimsenin elinde değildir.
Zoraki, sıkıntı içinde katlanıyoruz," dedikleri yerlerde bile isteyerek durduklarını göreceksin. Evet, öyledir Lucilius; kölelik, pek az kişinin, pek çok kişi de köleliğin yakasına yapışmıştır.
Edindiğin her kötü alışkanlıkla bağını koparmaktansa çöz, sök onu, ama baktın ki başka çözüm yolu kalmamıştır, koparıp atmayı bile göze al. Bir yerden bir kez düşmektense, hep asılı kalmayı yeğ tutacak kadar korkak bir insan yoktur yeryüzünde
Parlaklık ile ışığı birbirinden ayıran nitelik şu: Birinin değişmeyen, hep kendinin olan bir kökeni vardır; öteki, başkasının ışığıyla parlaktır. Aynı nitelik ayrımı, bu yaşam ile öteki yaşam arasında bulunur. Bu yaşam, dışarıdan gelen bir parlaklıkla donanmıştır; ışığın önünde kim durursa, koyu gölgesi vuracaktır ona. Öteki yaşam, kendi ışığıyla pırıl pırıldır.
İnsanlar iyiliklerini, insanları dost edinmeye yetecek kadar etkili sayar; oysa insanlar birine ne kadar borçlu olurlarsa, ondan o kadar nefret ederler. Küçük bir borç minnet büyük borç nefret doğurur.