Size kitaplarımı imzalatmış olduğum ve sizi yakından görmüş olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Var Olun Komutanım 🇹🇷
21 Aralık 2025 / 42.İstanbul Kitap Fuarı, TÜYAP.
Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu ile birlikte…😊🇹🇷
Mustafa Kemal boyuna sağa sola seğirtir. Gözleri kalabalığın arasında birini arar, fakat göremez, sabırsızlanır;
“İsmet Bey nerede? Hani ya İsmet Bey? İsmet Bey nerede?”
İsmet Bey, tozdan dumandan göz gözü görmeyen kalabalığın bir kenarında, yıpranmış bir er elbisesi içinde, basit, alımsız fakat sakin, güleç bu hengâmeyi seyreder. Nihayet Mustafa Kemal’le göz göze gelirler. Mustafa Kemal koşar gibi seğirtir. Kucaklaşır, sarılırlar.
“Hoş geldin İsmet, hoş geldin…Ne iyi ettin. Bugün çok iyi ettin de çabuk geldin…”
Zaten vatan ne kelimedir ki? Vatan namına bana İran da birdir Turan da…Ben nerede olsa pekala oturabilir ve yaşayabilirim. Paşa paşa! Daha açık söyleyeyim. Ben Venizelos’la da pekala diz dize oturabilirim.
İngilizler çok üstün ve iyi teçhizatlı kuvvetlerle ilerliyorlardı. Arap isyancıları ve çeteleri onların emrindeydi. Suriyeliler de Türklere muhalefetlerini açıkça gösteriyorlardı. Türkler, Araplar tarafından istenmeyen, fakat Arapları müdafaa eder gibi garip bir vaziyet içindeydiler ve sözün tam manasıyla eriyorlardı. Bütün Arap askerler silahları ile beraber kıtalarını terk etmişlerdi.
İsmet Bey, Enver Paşa’nın yakınıydı. Biraz kendi içine kapalı bir insandı. Koltuğunda dosyası ile Enver Paşa’nın yanına giderken, başı öne eğik, etrafına bakmadan nezaret koridorlarında, sanki o binada tek başınaymış gibi yürüyüşü dikkat çekerdi.