• "Tek başına olmalı insan, tek başına yaşayabilmeli. Yalnızlıktan bahsetmiyorum. Yalnız olmak ile tek başına olmak çok farklı şeyler. Tek başına olmak bir seçim, yalnızlık ise bir zorunluluk.
    Peki niye tek başına olmak? Dünya artık kötü, insanlar kendi ruhları gibi onu da kirlettiler. İçlerindeki acımasızlık, kibir, önyargı, nefret, şiddet dünyayı ele geçirdi. Şimdi güvendiğin ve sevdiğin birisinin ertesi gün de yanında olacağından, arkandan bir iş çevirmeyeceğinden, sana bir kötülük yapmayacağından emin olamıyorsun. Bu yüzden insanların içinde olmaktansa tek başınalığı tercih ederim. Balkonda okuduğum kitabın, kahve kokusunun, papatyaların, denizin, gökyüzünün, yıldızların arkadaşlığına sığınıyorum. Kitaplarım beni asla yarı yolda bırakmaz, papatyalar kalbimi kırmaz, deniz kendini üstün görmez, gökyüzü beni bir kalıba sokmaya çalışmaz, yıldızlar yalan söylemez. Aksine ben ne zaman istersem benimledirler ve beni bıkmadan usanmadan dinlerler." ♡
  • Şimdi vakitlerden
    Gözlerimin gözlerine -arapsaçı gibi-
    Karışıp çözülmemesi vakti

    Şimdi vakitlerden
    Ellerimin ellerine -buza dokunur gibi- yapışıp kalması
    Ve aşkın ilk ateşiyle birbirine eriyip karışması vakti

    Şimdi vakitlerden
    Denizlerden yeni doğan sevdamsı bir mavilik
    Mavilikten yeni doğan süt liman bir dinginlik
    Ve dinginlikten yeni doğan ve gelin tacı gibi uçuşan saf bir beyazlık vakti

    Şimdi vakitlerden
    Dünyada herkes uyuyor da -hatta sen, güneş, yıldızlar ve ay
    Ve gök, gökte bulut, bulutta yağmur ve kar-
    Aklımda/ yüreğimde sen
    Aşkla dokunabilmek için sana
    Bir ben uyumuyorum vakti

    Şimdi vakitlerden
    Yepyeni bir aşk şarkısına
    Çok eski ve ama çok eski aşklardan sözler yakıştırmanın
    Ve eskimeye yüz tutmuş/ kerameti kendinden menkul -hükümsüz- şiirleri
    Daha önce hiç yaşanmamış olan yepyeni bir aşk
    Yepyeni bir dil
    Ve daha önce hiç söylenmemiş olan yepyeni sözcüklerle buluşturma vakti

    Şimdi vakitlerden
    Bir öğle üzeri -ışığı tam da tepemizdeyken aşkın -
    Işığı çalınan -ve karanlıkta kaybolup giden- mutsuz bir aşka
    Bir düş, bir gülüş ve bir öpüş eşliğinde
    Aşkın ilk ışığını bulup getirme vakti

    Şimdi vakitlerden
    Sen vakti?
    Kalbinin tam ortasından öpüp öpüp
    Sana uzattığım beyaz papatyalar vakti

    Şimdi vakitlerden
    Gülüşün/ gülüşüme hiç olmadığı kadar çok yakışıyor vakti

    Şimdi vakitlerden
    Şükürler olsun, şükürler olsun/ sevincimiz, acımızı çoktan geçiyor vakti?
  • Bugün yokluğunun yükünü sırtladığım günün ilk yıldönümü...
    gittikce büyüyen, biriken hasretini,
    mevsimsiz Çorak bir araziye salsam;
    yemyeşil baharlar, güller, papatyalar açar.
    cıvıl cıvıl kuşlar, renk renk börtü böcekleri dolar.

    gökyüzü bile;
    güneşli yağmurlarını döker gökkuşağı eşliğinde
    kara toprak gibi, sâde sevdamın hatrına kimbilir...

    Bu gece cıkarmısın balkona
    sana gökyüzünden yıldızlar ısmarladım  dolunay eşliğinde.
    Doyasıya bak... 
    kayan yıldızın arkasından dilek tutma,
    ışık saçan kuyruğunun güzelliğine dal bu sefer.
    Bu gece beni düşün, bizi düşün bu gece sadece.
    Ve AHMET KAYA dan O şarkıyı aç;
                       "Söyle Ben Nerdeyim Sen Nerde..."

    Recep FİLİK
  • ve artık hükmü kalmayacak ölümün.
    rüzgârdaki adam ve batı mehtabıyla birleşip
    yekvücûd olacak çırılçıplak ölü adamlar;
    ve tertemiz ayıklandığında beyaz kemikleri
    ve sonra o temiz kemikler de kaybolduğunda,
    yıldızlar belirecek dirsek ve ayaklarında;
    delirseler bile akılları başlarında olacak,
    denizin en dibine batsalar da çıkacaklar yüzeye;
    sevgililer yitip gitse de asla ölmeyecek aşkları;
    ve artık hükmü kalmayacak ölümün.

    ve artık hükmü kalmayacak ölümün.
    denizden kefenleri altında ölüler,
    rüzgâr olmaksızın öylece yatacaklar;
    gerilen kasları kopana dek darağacında,
    kayışla bağlanmış olsalar da çözülmeyecekler;
    ikiye ayrılacak ellerindeki sadakat,
    ve tek boynuzlu musibetler bütün gücüyle çekip,
    çatlatamadıkları her ucu kopartacaklar;
    ve artık hükmü kalmayacak ölümün.

    ve artık hükmü kalmayacak ölümün.
    martılar haykıramayacak kulaklarında,
    ve dalgaların vurup patlamadığı kıyıda;
    tomurcukların fışkırıp çiçeklenemediği,
    ve fırtınaya başkaldıramadığı yerde,
    tırnaklar kadar deli ve ölü olduğu halde;
    başları papatyalar arasında çekiçlenecek,
    ve güneşte kırılacak gün batımına kadar;
    ve artık hükmü kalmayacak ölümün
  • insanlar falcılara giderler, çünkü kandırılmak isterler. Böyle biri karşısında ikna edici olmaya gayret etmek boşunadır. Fazla inandırıcılık, işin tadını kaçırabilir. Fal için papatyalar, eldeki çizgiler, hububat, yıldızlar... kullanılabileceği gibi buzdolabındaki yiyecekler, balkondaki çamaşırlar, raftaki tabak çanak, gardroptaki giysilerden filan da yararlanılabilir. Talep edilen yalanın, iştirak edilen hilenin ve rağbet edilen sahteliğin kaynağında siz varsınız; yiyeceklere tükürmediğiniz, çamaşırları kirli etmediğiniz, tabakları kırmadığınız, giysileri yırtmadığınız sürece problem çıkmaz.
    Murat Menteş
    Sayfa 203 - İletişim/ Falcı, müşterisinin göremediği bir şeyi görebilen kişidir: Onun bir budala olduğunu.(Ambrose Gwinnett Bierce)
  • Kimin gözlerine baksam seni gördüm seni unutmak için çok kötü şeyler yaptım senin yaranı kapatmak için yeni yaralar açtım ve tuz bastım kanadı. Kendimden nefret ediyorum böylesine kötü bir şeyi nasıl yaptım ki onunla mesajlaşırken sanki seninle konuşuyordum öyle mutluydum ki kahretsin gerçeği onun gözlerine bakınca gördüm her sokak sana çıkıyor her yol ayrımı sana doğru çiçekli bir yol gibi yüreğimde çiçekler açmıştı senin gelişinin şerefine papatyalar güle dönüşüyordu… Özür dilerim yüreğimin sana açtığı gülleri başkasına verdim ve o güllerin üstüne bastı. Ezildi. Yok, oldu o kırmızı güller papatyalar soldu… Gökkuşağı yerini kasırgaya bıraktı içimdeki dünyada kıyamet koptu… Bütün bir şehir karanlığa gömüldü… Ağaçlar yerlerinden söküldü… Işıklar söndü… Yıldızlar teker teker döküldü… Ay paramparça oldu yüzünde sonra… Sonra ne mi? Oldu…

    Dünyam yıkıldı. Dünyamız yıkıldı ama ikimizin başına değil sadece benim başıma yıkıldı ama biliyor musun o kurduğumuz dünyayı sadece ben kurmuşum sen hiçbir şey yapmamışsın sadece izlemişsin şimdi de sadece benim başıma yıkıldı. Ve sadece ben enkaz yığınlarının altında kalmışım.