"Tanrı'ya şükürler olsun," dedi Mr. Lorry ellerini kavuşturarak, "yakınım, sevdiğim hiç kimse bu gece bu korkunç şehirde değil. Tanrı tehlikede olan herkesi korusun!"
"Söylesene bana," dedi madam sakince, "Yıldırımı üretip toplamak ne kadar sürer?" Defarge sanki zihninde bir şey varmış gibi, düşünceli bir şekilde başını kaldırdı. "Bir zelzelenin bir şehri yutması uzun sürmez," dedi madam. "Ama o zelzelenin hazırlanması ne kadar sürer, sen onu söyle bana?" "Uzun sürer herhalde," dedi Defarge. "Ama hazır olup hayata geçtiği vakit, önüne gelen her şeyi paramparça eder. Biz hiçbir şey duymasak da görmesek de şu anda hazırlanıyor sürekli. Böyle teselli ol. Aklından çıkarma bunu."
Eskiden bir şair kalabalığın çok olduğu yerlerde bir tabureye oturup gelip geçen insanlara bakarak düşüncelere dalarmış. Kalabalığın içinde bir taburede oturan Mr. Cruncher ise, şair olmadığından fazla düşünmüyor, yalnızca etrafa bakınıyordu.
Konuşmaya tenezzül ettiğinde iyi konuşuyordu, ama içindeki ışık, üzerine ölümcül bir karanlık gibi çöken hiçbir şeyi umursamaz tavrı nadiren delip geçebilirdi.
"Göze hoş görünüyor burası ama bir bütün olarak bakıldığında, bu gökkubbenin altında, gün ışığında israfın, kötü yönetimin, zorbalığın, borcun, ipoteğin, zulmün, açlığın, çıplaklığın ve acının üst üste yığıldığı bir kule aslında."