• 224 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Eleftherios Venizelos
    1919-1923 Barış Görüşmeleri ve Sonrası
    Andrew Dalby
    Bazen demek ki kitabevlerine gitmek lazım, her zaman internetten alışveriş yapmak yeterli değilmiş. Bu kitabı nette mümkün değil görmezdim, rafta görünce çok da heyecanlandım. Hep kendi cephemizden kitaplar okuduk, taraflı tarafsız, şimdi onlardan okuma zamanı dedim, hem de konusu 1919-1923 yılları arasında gerçekleşen Paris Barış Konferansı olunca...
    İngiliz bir yazar olan Andrew Dalby bu kitabında; kısaca Venizelos’un doğumu, ailesi, okul ve mesleki yaşamını anlattıktan sonra ağırlıklı olarak Paris Barış Konferansı süreci, ABD, İngiltere Fransa, İtalya ve Rusya arasında Osmanlı'ya karşı başlatılan sinsi parçalama görüşmeleri ve Venizelosun Büyük Yunanistan için verdiği mücadele, sonrasında da çok kısa olarak Anadolu'da hezimet, bahse konu ülkelerin Atatürk'ün inatçı bağımsızlık mücadelesini kabullenmeleri ve Yunanistan'ı yalnız bırakmaları, Lozan ve sürgün yılları anlatılmış.....
    Kitapta ağırlıklı olarak Venizelos anlatıldığı için Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetine yönelik klasik bilgiler haricinde pek birşey bulamayacaksınız, ancak Venizelosun görüşmeler esnasında söylediği bir cümle varki onu da paylaştım...
    Kitaptan öğrendiğime göre genel hatlarıyla Venizelos; çok iyi derecede Fransızca, iyi derecede İngilizce ve Almanca konuşabilen, herhangi bir dinleyiciyi ikna etmek için her zaman mantıklı, adil, şaşırtıcı derecede ölçülü, yeteneklerinin farkında, bilge kişilikli biri.. 1864 yılında Girit’te doğan, bu görünüşünün aksine sert ve radikal olan avukat en sonunda doğduğu adanın Yunanistan’la birleşmesine yön vermiş, ENOSİS-BİRLEŞME akımının fikir babalığını yapmış. Beş parasız bir avukat olarak, büyük bir gayret ve basının desteği ile Yunanistan’da bir partinin lideri ve ardından da seçilmiş Başbakanı olmuş. Hayatı boyunca Yunanistan topraklarının genişletilmesi ve Küçük Asya’nın Yunanistan’a ilhakı için mücadele etmiş olan Venizelos; parçalandıkça, bölündükçe ve yeniden iskan edildikçe kültürleri ancak kütüphaneler ve müzelerde var olabilen Yunan topluluklarının kurtarıcısı konumundadır..
    Tarihe adını yazdırmış büyük devlet adamları hakkında merakı olan ve hatta Atatürk'ün nasıl bir tezgahın içinde KURTULUŞ DESTANINI gerçekleştirdiğini öğrenmek isteyenler için güzel bir kaynak...Tavsiye ederim...
  • "Teşkilatı Esasiye Kanunu ile şekil ve niteliği belli olan Türkiye devletinin kuruluşundan beri, Türkiye'nin mukadderatını el koyan ve bundan sorumlu olan yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetidir"

    Mustafa Kemal Paşa'nın ne zamandan beri uygulamak için beklediği an gelmişti. 30 Ekim 1922 günü Meclis'e aralarında Mustafa Kemal Paşa'nın da bulunduğu bir önerge verildi.

    Bunda saltanat ve hilafetin birbirinden ayrılması ve saltanatın kaldırılması isteniyordu.

    Meclis'teki muhalifler ayaklandı, görüşmeler uzadıkça uzuyor ama bir türlü sonuç alınamıyordu. Mustafa Kemal Paşa'nın o zaman meclis koridorlarında çınlayan ve Anadolu devriminin haklı isyanı çırılçıplak, bütün açıklığı ile ile dile getiren sözler memleket ufuklarında çınlar gibiydi.

    "Hakimiyet ve Saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye ilim icabıdır diye müzakere ile münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat; kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları Türk milletinin hakimiyet ve saltanatına zorla el koymuşlardır. bu tasallutlarına altı asırdan beri devam ettirmişlerdir. Şimdi de Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline doğrudan doğruya almış bulunuyor. Bu bir oldubittidir. Bahis konusu olan; millete saltanatını ve hakimiyetini bırakacak mıyız, meselesi değildir. Mesele zaten olup bitmiş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, mutlaka olacaktır. Burada toplanmış olanlar, meclis ve herkes mesleyi tabii görürse, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal, bazı kafalar kesilecektir."
    Osman Pamukoğlu
    Sayfa 471 - İnkılap