Toplum yaşamına dair çarpıcı tespitleriyle harika kurgulanmış, farkındalığımı artırdığım, keyifli bir romandı. Hikayenin kendisinden çok, bir akıl hastanesinde “deliler” arasında geçen dialogların, onlar mı deli yoksa biz mi sorusunu sordurduğu anlar vardı. Mare’nin farkındalığı, Eduard’ın hayallerinden vazgeçmek için kendini ikna ettiği sebepleri, Veronika’nın git-gelleri bir nevi aynaya bakmak gibiydi. Severek okudum. Tavsiye ederim.