Bu yüzden sokak lambasının titrek sarı ışığı cama vurduğunda duvarda gördüğüm saat, aslında 1987’nin 14 Ekim’ini gösteriyor olabilirdi – ki o gün annem babamın suratına fırlattığı vişne reçelinden yapılma tabağın kenarındaki çentik hâlâ mutfak tezgâhında duruyordu, ama tezgâh artık yoktu, çünkü bina 1994’te kamulaştırılmış, sonra 2003’te tekrar özelleştirilmiş, sonra da 2017’de “kentsel dönüşüm” adı altında dinamitle uçurulmuş, sonra da aynı dinamit kalıplarıyla yeniden yapılmıştı.